Cemal Süreya Nâzım Hikmet'e niçin Kalın Abdal dedi?
Ezel Akay ile Haldun Çubukçu'nun birlikte yazdıkları "Yargu" adlı roman üzerine, önce "Halk Şiirimizdeki Otuzuncu Abdal" başlıklı bir yazı yazmış sonra da -ertesi hafta,- yine bu sayfalarda romanın yazarlarıyla gerçekleştirdiğimiz bir röportaja yer vermiştim. Yazı ve röportaja birçok olumlu sözlü ve yazılı tepki aldım. Bunlardan en önemlisi, şimdi bu yazının da konusu, Yargu'nun yazarlarından Haldun Çubukçu'nun romana kattığı Cemal Süreya'nın aynı adlı şiirindeki "Kalın Abdal" karakteri hakkında İP Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek'in Tekirdağ 1 No'lu F Tipi cezaevinden yazdığı mektupta verdiği bilgi...
AĞIDI ÖNCE SÖYLENEN
Sayın Perinçek, Kalın Abdal'ın Nâzım Hikmet olduğunu belirtiyor mektupta: "Kalın Abdal, Cemal Süreya'nın Nâzım Hikmet'e taktığı isim. Bunu yazabilirsin. Haldun, romana Kalın Abdal'ı koyarak güzel yapmış. Nâzım Hikmet de girmiş oldu Yargu'ya. Ben de Cemal Süreya'ya 'Gezgin Abdal' adını takmıştım."
Gerçekten de "Kalın Abdal" şiirinin son dörtlüğündeki "biz ki Nâzım'dık dünyada / Rumelili Kalın Abdal" dizelerinden "Kalın Abdal"ın Nâzım Hikmet olduğu anlaşılıyor. Haldun Çubukçu, kendisiyle yaptığımız röportajda "Yargu"daki Kalın Abdal'ın "Kaygusuz Abdal donuna daha yakın dursa da Cemal Süreya'nın bir karakterine gönderme ve onu ete kemiğe büründürme" olduğunu söylemektedir. Nitekim Yargu'daki Kalın Abdal'da, ben de romanı incelerken Kaygusuz Abdal'a yakın çizgiler buldum. Ancak romanın geçtiği tarihsel döneme göre hayli ileri bir dil ve üslupta şiirler söylediğini anladığımız Yargu'nun Kalın Abdal'ı bu yanıyla da Nâzım Hikmet'ten de çizgiler taşımaktadır.
Her "ağıdı önce söylenen"in, kendisinden sonra gelenin ağıdı olduğu "Kalın Abdal" şiirinde ise Nâzım Hikmet, uzun bir zincir oluşturan abdalların sonuncusu gibi durmaktadır. Abdal, bedel ödeyen demek olduğuna göre, şiir boyunca sorulan "sen nereye uçuyorsun" sorusunda "ağıdı önce söylenen"i bekleyen akıbet vurgulanmaktadır. Şiirin ilgili dizeleri şöyle:
ağıdı önce söylenen
sen nereye uçuyorsun,
ağıdı önce söylenen
ölüm korkusunu atar,
sen nereye uçuyorsun
boynu usul telli turna
pir sultan benim ağıdım
ben de senin ağıdınım
uzar gideriz bu yolda,
sen nereye uçuyorsun
gökyüzüne kana kana
benim söylendi ağıdım
yazda kışta haziranda,
ben hep zindanlarda yattım,
en müşkülü daha sonra
kendi kendim sürgün ettim,
sen nereye gidiyorsun
bir yerlere konmayana
(...)
GEZGİN ABDAL: CEMAL SÜREYA
Şiir baştan sona dikkatle incelenirse bir başka Abdal olarak Cemal Süreya'nın kendisinin de "sen nereye uçuyorsun" sorusunu soran olarak bu şiirde zaman zaman yer aldığı görülecektir. Şairin kendisi, zaman zaman Nâzım Hikmet, zaman zaman da adı bilinmeyen bir abdal donunda görünmektedir. Konuyla ilgisi bağlamında "Göçebe"yi, "Yunus ki Süt Dişleriyle"yi yazmış, "1954-1980 yılları arasında, 26 yılda 28 ev değiştir"miş ve bu nedenle "hiçbir semtte berberi" olmamış bir şairin kendisini bu zincire eklememesi düşünülemez. Bu anlamda "Gezgin Abdal" da Cemal Süreya'ya yakışmaktadır.
Ancak, Sayın Perinçek'in Kalın Abdal ile ilgili olarak belirttiği şey, söz konusu şiirin sınırlarının ötesine uzanan bir durumun varlığına da dikkat çekmekte ve kapsamlı bir görüşe dayandığını varsaymamız gereken bir isim takma edimine vurgu yapmaktadır. Hele de Cemal Süreya'nın sevdiklerine yakıştırdığı isimler, yazdığı dörtlükler -"Mezartaşı Çiçekleri",- ile "Söz Senaryoları" ve "99 Yüz"deki portreler hatırlanacak olursa, bu durum edebiyat tarihi alanına girecek önemdedir. O zaman da, eğer Nâzım Hikmet, Cemal Süreya'ya göre bu şiirin dışında da "Kalın Abdal" ise, bu durumun yol açacağı muhtemel sorunun da bir cevabı olmalıdır.
NİÇİN KALIN ABDAL?
Bu muhtemel soruyu Sayın Perinçek de soruyor:
"Soru şu: Cemal Süreya Nâzım Hikmet'e niçin Kalın Abdal adını verdi?
İnce değil kalın olduğu için mi? Onun sosyalistliği, Cemal Süreya'nın sosyalistliğine 'kalın'mı geliyordu, yani kabaca mıydı?
Yoksa Çeyiz anlamındaki kalın mı?
Bu soruyu sizin tartışmanıza açıyorum.
Ben bu soruyu Cemal Ağabey'e o zaman sordum, aynı bu içerikle.
Aslında bu bir soruşturma bile olabilir. Şair ve yazarlara sorulabilir: Cemal Süreya Nâzım Hikmet'e niçin Kalın Abdal adını taktı veya niçin takmış olabilir?"
29 ABDAL
Önemli bir soru bu. Belki de cevabı Cemal Süreya'nın en az yarısından fazlasını bildiğini sandığımız, Yrd. Doç. Dr. Doğan Kaya'nın 2002'de Âşık Veysel Kültür Derneği'nin düzenlediği "Halk Kültürümüzde Sivas'ın Yeri Sempozyumu"nda sunduğu "Cönklerden Gün Işığına: Abdal Mahlaslı Halk Şairleri" başlıklı tebliğinde saptadığı 29 Abdal'ın adında içerili.
Söz buraya gelmişken Kaya'nın sözünü ettiği, birçok Pir Sultan mahlaslı abdalda olduğu gibi birçoğunun çeşitli adlarla tapşırdığı 29 Abdal'ı da burada anmak isterim:
Abdal, Abdal Dede, Abdal Musa, Abdaloğlan, Abdal Pir Sultan, Arif Abdal, Cafer Abdal, Gencî (Genç Abdal), Güvenç Abdal, Hüseyin Abdal, Kalender Abdal, Kaygusuz Abdal, Koyun Abdal, Küçük (Köçek) Abdal, Meczub Abdal, Mesrur Abdal, Meydan Abdal, Muhyiddin Abdal, Pinhan Abdal, Pir Gaib Abdal, Pir Sultan Abdal, Sadık Abdal, Sefil Abdal, Seher Abdal, Sersem Abdal, Teslim Abdal, Uryan Abdal, Viranî Abdal, Yeşil Abdal. Kaya'nın bu listeye dahil etmediği, ancak şiirlerinden örnekler verdiği Kazak Abdal ise Rumelili'dir.
