Sendikal alanda kaos yaratılacak

"Kaos" ürkütücü bir kavramdır. "Anarşi" karışıklıktır; ancak belirli kuralları vardır. "Kaos" ise anarşiden de öte, kuralsız bir kargaşadır. Agâh Kafkas ve AKP'li 6 milletvekili tarafından 21 Mayıs 2008 günü TBMM Başkanlığı'na sunulan ve derhal TBMM komisyonlarına gönderilerek, öncelikle ele alınan kanun teklifi (2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi), çalışma yaşamında kaos yaratacak düzenlemeler içermektedir. Bu taslak, eğer çok amatörce hazırlanmamışsa, AKP'nin tümüyle kontrol altına alamadığı sendikacılık hareketini kaosa sürükleyerek etkisizleştirmeyi amaçlayan çok akıllı bir oyununun ifadesidir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 14 Nisan 2008 tarihinde yeni bir Sendikalar Kanunu tasarısı taslağı ile Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun bazı maddelerini değiştirecek bir tasarı taslağı hazırladı ve işçi ve işveren örgütlerine gönderdi. Bu taslaklar üzerinde çeşitli görüşmeler yapıldı. Bu çalışmalar sürerken, bir anda Agâh Kafkas ve arkadaşlarının yeni kanun teklifi gündeme geldi ve yasama sürecine hızlı bir biçimde sokuldu.
Kanun teklifi TBMM Başkanlığı'na verildikten sonra, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı'nın imzasıyla işçi ve işveren örgütlerine iletildi.
İŞİN ACELEYE GELDİĞİNİ GÖSTEREN HATA
Bu kanun teklifini işçi ve işveren örgütlerine ileten ve Bakanlık Müsteşarı Ahmet Erdem'in imzasını taşıyan iki buçuk satırlık yazıda üç maddi hata vardır. Bu durum, bu işin nasıl aceleye getirildiğinin göstergelerinden biridir. İşçi ve işveren konfederasyonlarına iletilen yazı şöyledir: "Bir kısım Milletvekili tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan 2821 sayılı Sendikalar Kanununu ile 2822 Toplu İş, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ilişikte gönderilmiştir. Bilgilerinizi rica ederim." Yazının doğrusu, "2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi," olmalıdır. Devlet yazışmalarında bu tür hatalar, çalışma anlayışının ve biçiminin bir ifadesidir.
Bu kanun teklifi ile "Türkiye çapında faaliyet gösteriliyor" görünümü altında, etnik kimliğe, siyasi görüşe ve cemaat-tarikat-mezhep ilişkilerine dayalı sendikaların doğmasının önü açılmaktadır. Ayrıca, demokratikleşme gibi gözüken bazı anti-demokratik düzenlemelerle, Türkiye işçi sınıfı ve sendikacılık hareketi bir kaosa götürülmek istenmektedir.
SENDİKAL HAREKETİ ETKİSİZLEŞTİRME OPERASYONU
AKP iktidarı, tüm çabalarına karşın, Türkiye işçi sınıfı ve sendikacılık hareketini kendi kontrolüne alamadı. YÖK'ü, üniversiteleri, meslek örgütlerini, TOBB'u ve diğer yapılanmaları kontrolü altına sokmaya çalışan, kamu kurum ve kuruluşlarında hızlı ve kapsamlı bir biçimde kadrolaşmaya giden AKP, sendikalarda zannedildiği veya umduğu kadar etkili olamadı. İlk bakışta bazı işçi örgütlerinde AKP'nin etkili olduğu sanılabilir. İşin içini biliyorsanız, bu görünümün geçici bir yanılsama olduğunu anlarsınız. AKP, 5 yıllık dönemde, işçi sınıfı ve sendikacılık hareketi içinde etkili mevziler elde edemedi. Eski sendikacı Agâh Kafkas ve arkadaşlarının sunduğu kanun teklifi, bu koşullarda, sendikacılık hareketini kontrol altına almaya ve alamadığı durumlarda da büyük kaosa sürükleyerek etkisizleştirmeye yönelik akıllıcı hazırlanmış bir operasyondur.
TEKLİFE KARŞI ÇIKMAYAN, KAOSUN KURBANI OLUR
AKP, kendi amaçlarına uygun düzenlemeleri hayata geçirmek için Avrupa Birliği'ne uyum sürecini kullanmaktadır. Aynı "akıllı" yöntem, çalışma hayatını kaosa sürükleyecek değişiklikler için de geçerlidir. Kanun teklifini verenler, Türkiye'nin onayladığı uluslararası sözleşmelere ve Türkiye'nin Uluslararası Çalışma Örgütü'nün Uluslararası Çalışma Konferansı'nda Standartların Uygulanması Komitesi'nde (Aplikasyon Komitesi) eleştirilmesine gönderme yaparak, değişiklikleri meşru göstermeye çalışmaktadır. ILO'nun ülkeler üzerinde hiçbir etkisi yoktur. ILO Sözleşmelerinin ihlal edilmesi durumunda ülkelere hiçbir yaptırım uygulanmaz. Zaten, Anayasanın 90. maddesinde 2004 yılı Mayıs ayında yapılan değişiklik sonrasında Türkiye'nin onayladığı ILO Sözleşmeleri doğrudan uygulanırlık kazanmıştır ve yargıçlarımız, ILO Sözleşmeleri ile çelişen iç mevzuat hükümlerini "YOK" (zımnen mülga) sayarak hüküm vermek zorundadır. Sendikacılarımızın ve sendika hukukçularımızın büyük bir çoğunluğunun dört yıl geçmesine rağmen hala farkında olmadıkları bu düzenleme varken, yeni kanun teklifinde birçok anti-demokratik düzenlemenin tartışılması bile anlamsızdır.
Agâh Kafkas ve arkadaşlarının kanun teklifi, ILO Sözleşmeleri bahane edilerek, AKP'nin denetimi altına alamadığı sendikacılık hareketini kaosa sürükleyerek güçsüzleştirmeyi ve AKP'nin etkisini artırmayı amaçlayan bir metindir. Yangından mal kaçırır gibi gündeme düşen bu teklife karşı çıkmayanlar, yarınki kaosun kurbanı olacaktır.