Kanaltürk ve Ulusal Kanal

Tuncay Özkan'ın sahibi olduğu Kanaltürk televizyonu, Fethullah Gülen'e yakınlığıyla bilinen  Koza İpek firmasına 30 milyon dolara satıldı. Kanaltürk, artık Fethullahçıların elinde.
Tuncay Özkan 13 Nisan'da, Kanaltürk'ün ana haber bültenine çıkarak, televizyonu ekonomik nedenlerle sattıklarını ve satışın 25 milyon dolara gerçekleştirildiğini açıkladı.
14 Nisan'da İpek Matbaacılık'tan yapılan açıklamada, Kanaltürk'ün tüm borçlar dahil 30 milyon dolara satın alındığı belirtildi. Hamdi Akın İpek, Fethullah Gülen'i gençlik yıllarından beri tanıyor, Fethullahçı çevrelerde "Gülen'in 2 numaralı adamı" olarak tanınıyor.
Televizyon ve gazetelerin el değiştirmesi basın dünyasında sık rastlanan bir olay. Üzerine çeşitli yorumlar yapılır ve geçilir. Ama Kanal Türk'ün satışı farklı oldu. Yankıları hâlâ sürüyor. Özellikle dinci ve neo liberal çevreler, Tuncay Özkan'ın "en önemli silahını" düşmana teslim ettiğinin altını çizdiler ve adeta üzerinde tepindiler.
Zafer kazanmış edasıyla Kanaltürk üzerinden "ulusalcıların yenilgisi" fikrini işlediler. Bunun dışında olaya çeşitli yönlerden eleştiri getirenler, veya anlayışla karşılayanlar da oldu.
Satış olayının geniş yankılara neden olması doğal. Çünkü Tuncay Özkan ve Kanaltürk, bir haber kanalının ötesinde iddialarla ortaya çıktı. Emperyalizme ve irticaya karşı keskin bir ulusalcı söylemle siyasal hedefler ortaya koydu. Cumhuriyet mitinglerini de değerlendirerek bir etki alanı yarattı. "bizkaçkişiyiz.com" adıyla bir hareket oluşturdu.
Ne var ki özellikle Türkiye gibi bir ülkede, bu iddiaya denk düşmesi gereken bir program lazımç strateji lazım. Dar geçitlerde sınanarak gelen bir liderlik, deneyim, buna elverişli bir ekip, kadrolaşma ve kitlesel taban lazım. Bu da ancak zamanla ve çeşitli mücadelelerde pişerek oluşur.
Atatürk'ün mücadele seyri de gösteriyor ki, sıkıntısız zahmetsiz, çabuk ve kolay başarı beklentileri gerçekçi değildir. Bu nitelik ve vasıflara sahip olmayan bir hareketin emperyalizmin ve işbirlikçilerinin estireceği karşı rüzgara direnmesi zordur. Olan da budur.
Kanalın satışı olayı, "bizkaçkişiyiz.com" hareketinde büyük hayal kırıklığı ve şaşkınlık yarattı.
Bunun nedeni de Özkan'ın verdiği hızlı ve zahmetsiz başarı beklentileridir. Oysa sabırlı, uzun soluklu ve çetin mücadele bilinci işin temelidir. Türkiye'nin tüm milli güçleri, üzücü bir olay nedeniyle de olsa, bu bilinci bir kez daha tazeleme fırsatı bulmuştur. Bu da bir kazançtır.
ULUSAL KANAL
Yaşanan son tecrübe ışığında Ulusal Kanal ve Aydınlık deneyini bir kez daha dikkate almakta yarar vardır.
Yedi yıl oldu, kurulduğu günden beri ağır mali sorunlarla boğuşuyor.
Her türlü baskıya uğruyor. Genel Yayın Yönetmeni ve diğer bazı yönetici kadroları halen tutuklu. İktidar, RTÜK, Maliye her an tepemizde kılıç sallıyor. Türlü çeşitli iftira ve yalanla yürütülen psikolojik savaşın hedefiyiz. Yine de dimdik ayaktayız.
Nasıl ve ne sayede? Doğru bir konumlanmaya ve hesaba kitaba dayanan yüksek bir bilinç, derin bir özveri, geniş bir tabana yayılan kolektif davranış ve dayanışma!

Aydınlık bir hafta dileğiyle