Bin yaşındaki sözlük

UNESCO, 2008'i Kaşgarlı Mahmud yılı ilan etti.
1008'de doğduğu ve 1100 civarında öldüğü varsayılan Kaşgarlı Mahmud, 1000 yaşında.
Kaşgarlı Mahmud'un, Türkçe'nin ilk sözlüğü olarak kabul edilen "Divânü Lugât'it Türk"ü 1072-1074 yıllarında yazdığından hareketle ilk Türkçe sözlüğün de bin yaşında olduğunu söyleyebiliriz.
DİL ARDINDA ON BEŞ YIL
Uygur devletinin yıkılması üzerine onun yerine kurulan Karahanlı devletinin başkenti olan Kaşgar, 9. yüzyılda önem kazanmaya başlamış, bu önemi 10. yüzyılda, Karahanlı devletinin genişlemesiyle daha da artmış, çağın en önemli kültür merkezlerinden biri haline gelmişti. Kendisini, bu kentin kuzeydoğusunda bulunan Barsgan'da -o zamanki adı Ordu- doğduğu halde, Kaşgarlı kabul etmesi herhalde bir de bu nedenledir. Bir diğer neden, Karahanlı soyuyla bulunan kan bağı ile sözlükte resmi dil olarak Hakaniyeyi -Karahanlı Türkçesi- esas almış bulunması olsa gerek.
Çocukluğunun İli ırmağı kıyılarında geçtiği ileri sürülen Mahmud, eğitimini, İslâmı Karahanlıların resmi dini haline getiren Satuk Buğra Han'ın yaptırdığı Saciye ve Hamidiye medreselerinde sürdürdü ve matematik, astronomi ile diğer bilimler dışında ayrıca Arapça-Farsça tahsil etti. Türkçenin öteki lehçelerini öğrenmeye başlamasını bu döneme dek uzatabiliriz.
Eğitiminin ardından diğer Türk boy ve budunlarını gezmeye, kültür ve edebiyatlarını yerinde öğrenmeye başlar. Yaklaşık on beş yıl süren bu dil-kültür ve etnografi gezilerinin sonuçları Türkçe üzerine ilk sözlük ve dilbilgisi kılavuzu olan "Divânü Lugât'it Türk"te fazlasıyla bulunmaktadır. Bu da, "Divânü Lugât'it Türk"e aynı zamanda o zamanki Türk toplumları içinde yapılmış bir sosyo-kültürel çalışma özelliği katmaktadır. Kaşgarlı Mahmud, sözlüğü yazdığı Hakaniye-Karahanlı lehçesi dışında Oğuz, Kıpçak, Çiğil, Kepenek Türkçesini de bilmekte ve sözlükte bu lehçelerden de örnekler vermektedir.
Selçuklu Sultanı Alpaslan'dan çalışmalarını Bağdat'ta sürdürmesi teklifi alan Kaşgarlı Mahmud, 1070'lerin başında geldiği Bağdat'ta, zamanın en önemli İslâm bilgini Gazali'yle aynı ağır havayı soluyacak ancak, bu havadan bambaşka bir şey çıkaracaktır.
SÖZLÜKLE ÇEKİLEN SET
Karahanlı devletinin yoğun iç çatışmalarla ikiye bölünmesinin ardından Selçukluların etkisi altına girmesi, bir şeyi daha göstermektedir; Türk toplumları dil ve kültür açısından da batıya yönelmektedirler... Daha doğrusu her coğrafi yönelim, beraberinde siyasal ve kültürel yönelimi de getirmekte olduğu için, Türkçe içindeki Arapça ve o yıllarda özellikle Farsçanın etkisi artmaktadır.
Nitekim 1055'te Bağdat'ın Selçuklularca ele geçirilmesi ve Tuğrul'un Bağdat'ın kapılarında, bir elinde yay bir elinde okla "yeryüzünün sultanı" olarak karşılanması da tersinden gösterecektir ki, fethedenler, fethedilenlerin daha gelişmiş kültürlerince özümsenmektedirler. Selçukluların Farsçayı resmi yazışma dili olarak kabul etmeleri, sultanlarına Arapça-Farsça isimler takmaları, devletin yönetici kurumlarına İranlı memurlar, vezirler getirmeleri ve giderek de bu memur ve vezirlerin ellerinde oyuncak haline gelmeleri, yüzyıllar süren bu özümsenmenin henüz başlarında bir yerde bulunmaktadır.
Kaşgarlı Mahmud'un Araplara Türkçe öğretmek, aynı zamanda Türkçenin Arapça'dan aşağı kalmayan bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazdığı "Divânü Lugât'it Türk", bu anlamda, hem de Arapça yazılmış bulunmasına karşın her bakımdan yoğun bir alt-üst oluş da yaşayan Türkçenin, Arapça ve Farsçanın boyunduruğuna karşı zamanından önce konulmuş bir tavır, çekilmiş bir set anlamı da taşımaktadır.
KAŞGARLI MAHMUD'DAN ÖĞRENECEĞİMİZ ŞEYLER
Ne var ki bu set, Türkçenin yüzyıllar boyunca Arapça ve Farsça'nın boyunduruğu altında kalmasını önleyememiş, Türkçenin direnişi ancak Karamanoğlu Mehmet Bey gibi istisnai devlet adamlarının yönergeleri ile Yunus, Pir Sultan, Karacaoğlan gibi halk ozanlarının şiirleri ve diğer sözlü halk edebiyatıyla sürebilmiş, ancak 1911'deki "Genç Kalemler" bildirgesiyle yeniden çekilmeye başlanabilmiştir.
Bugün başta İngilizce olmak üzere Batılı dillerin etkisi altında bulunduğu açık olan Türkçenin bundan kurtulması çabasında doğmunun 1000. yılında Kaşgarlı Mahmud ve "Divânü Lugât'it Türk"ten öğreneceğimiz çok şey var.