Sam Amca ile AB'nin, Erdoğan savaşı!
Bugün yine geç kaldım? Gece yazmam gerekirken, neredeyse güneş doğacak. Ekrana günün ilk ışıkları yansıdı bile. Ana yola bakan penceremin, kalın perdelerini örtüyorum. Örtmezsem, yazdıklarım, daha okunmadan; ekranda solacak! Sabaha kalmam; uykuculuktan, hele tembellikten hiç değil! Öncelikle tembel bir insan değilimdir. Elime, dilime, aklıma... Hiçbir şeye üşenmem! Hatta dostlarım, tez canlı ve ısrarcı olduğumu söylerler. Sanırım hiperaktif derlerse, alınırım sanıyorlar! Bence doğrudur. Hiçbir şeyi, sonra yaparım diye ertelemem. O an, elim ve zamanım müsaitse, anında en iyisini yapmaya çalışırım.
Uykuculuk konusuna gelince; uykuyla da aram pek hoş değildir. Yatakta; yastıkla yorganla savaşan... Top patlasa, rüyalarından uyanmayan da, değilimdir. Benimkisi 'tilki' uykusu gibi bir şey? Yarısı öğlen yemeğinden sonra... Diğer yarısı, gece biraz okuyup, biraz seyredip, biraz yazdıktan sonra, başımı yastığa kor... İyice aşağı düşen göz kapaklarımı, yorganla birlikte üstüme örterim.
Keşke rüya gören biri olsaydım da; rüyalarımda, ülkem adına, güzel gelişmeler görseydim. Sizce, böyle rüyalar görmek mümkün mü? Mümkün değil; çünkü dâhili ve harici Türk ve Türkiye düşmanları, buna izin vermezler!
KURBAĞAYI SIRTINDAN SOKAN AKREP GİBİ
Güncel olaylar, öylesine hızla gelişiyor... Karmaşık entrikalar ve tuzaklar, yaldızlı poşetlerde, hediye paketleri gibi, önümüze konuyor.
Bunları yapan, PKK veya onun Türkiye içindeki yandaşları olsa gam yemem, hayıflanmam. Hayıflanmam, çünkü onların terörist olduklarını biliyorum. Onlardan yaldızla değil, altınla kaplı paket gelse, içinde bomba vardır!
Peki ya dostuz diyenler? Sırtımızı sıvazlayıp, bizi aralarına almak ister gibi görünüp, bizi sömürenler?
Peki ya, bu ülkede doğup büyüdüğü halde, ulusunu inkâr edenlere ne dersiniz?
Bunların, dereyi birlikte geçerlerken; "ne yapayım huyumdan vazgeçemem" deyip, kurbağayı sırtından sokan akrepten, ne farkları var?
Bu ülkeyi batırıp, parçalayıp, teslim ettikleri gün; onlar da tıpkı kurbağayı sokup öldüren akrep gibi, derede boğulacaklar.
Her gece yatarken; geceyle gündüz birbirine karıştı da... Ben karabasanları, gündüz mü görmeye başladım? Ülkem ne hale getirildi diye, kendime soruyorum!
AKTÖRLER DEĞİŞİRSE POZLAR YANAR
Cumhuriyet tarihimizin 88 yılı içinde; İkinci Dünya Savaşı dâhil... Soğuk Savaş yılları dâhil... Beş cente muhtaç olduğumuz yıllar dâhil... Bu güne kadar, iç işlerimize, hiç bu kadar karışan olmuş muydu? İzin veren, hatta jurnal eden, hiç olmuş muydu?
İktidar için, ABD ve AB'den yeşil ışık göremeyen; Devlet Bahçeli ve Deniz Baykal'ın, yıllarca kıstıkları seslerinin, şimdi öfkeye dönüşmesi, bundandır.
Sam Amca'nın çekmek istediği "Türkiye Hatırası" fotoğrafında; Erdoğan'ın, önünde ayakta duracağı siyah perdede, tam başın isabet edeceği yerde delik vardır. Şimdilik boyu yetmediği için, kola-Turka kasanının üstüne çıkarak, başını uzatacak Abdüllatif Şener, poz vermeye hazırlanmaktadır.
Öte yandan Sam Amca'nın, "baba bir, ana ayrı" AB'li üvey kardeşlerinin çektikleri fotoğrafta ise olmazsa olmaz... Erdoğan ve AKP'dir!
Aktörler değiştiği takdirde; fotoğrafın negatifinin, ışık alıp yanacağını; AB, çok iyi bilmektedir.
Sömürgeden beter hale düşen, Türkiye üstünde oynanan; ABD-AB sanal savaşı budur.
Bu savaşa ancak; Atatürk'ün, "Devrimci, Cumhuriyetçi, Laik, Halkçı, Devletçi, Milliyetçi" ilkeleriyle karşı konulur. Bütün bu saydıklarımın özeti ULUSALCI OLMAKTIR.
BİR DE TÖREN ATATÜRKÇÜLERİ VAR
Bu saydıkların, Cumhuriyet Halk Partisinin, ilkeleri değil mi; demeyin. Demeyin; çünkü CHP, "Tören Atatürkçülük" mertebesini, bir türlü aşamamış; hatta bunu bile, siyasi rakiplerine kaptırmışlardır.
Bunun ilk örneği, yıllarca Anıt Kabir'i yapmayan İsmet Paşa iktidarına karşılık, Menderes'in iktidara gelir gelmez, bunu yaparak, bunu yıllarca CHP aleyhine, propaganda aracı yapmasıdır.
Menderes bunu yapmıştır çünkü o, tören Atatürkçüsüdür. İrticanın elini ilk öpen, odur! Sonrası yıllarda, din devleti ve hatta hilafet özlemcilerinin elini öpme kuyruğuna; Demirel, Evren, Özal, Erbakan, Çiller ve Ecevit (F.G nedeniyle) girmişlerdir.
ABD ERDOĞAN'IN YEDEĞİNİ HAZIRLADI
Sevr'den sonra Türkiye, yeniden ameliyat masasına yatırılmak istenmektedir..
Sam Amcanın cerrahları, Recep Tayyip Bey olsa da, olmasa da; biz, bu ameliyatı yaparız, demektedirler.
Oysa Avrupa Birliği cephesinde durum farklıdır. Onlar için, Recep Tayyip Bey olmazsa olmazdır! Recep Bey olmadığı takdirde, Türkiye-AB ilişkilerinin, bu denli laçka ve teslimiyetçi olmayacağını, çok iyi bilmektedirler.
Bu AB'nin, olmazsa olmazıdır. Oysa ABD için Erdoğan değil, AKP düzeyinde, Müslüman oyları tümüyle denetleyecek her hangi bir partinin iktidara gelmesi yeterlidir. Erdoğan'ın şimdiki yedeği, Abdüllatif Şener'dir.
Bunu; AB de, Erdoğan da bilmektedirler.
Erdoğan'ın iktidarı kuzu kuzu teslim edeceğini sananlar, yanılırlar. Hem AB, hem de Erdoğan'ın yakın çevresindeki, yazarçizer şahinler takımı, Türkiye üzerinde oluşturulacak bunaltıcı baskı için, teoriler üretmektedirler.
İŞ BU BOYUTLARA GELMİŞSE...
Çok uluslu şirketlerin en büyük ortaklarının, İngiliz olduklarını düşünürseniz; Kraliçe Elizabeth'in anlamsız ziyaretine (!), anlam katabilirsiniz!
Her daim, İngiliz çıkarlarının takipçisi olmuş ve zaten asıl görevi de bu olan İngiltere Kraliçesi... Karı koca Güllerin, protokol şaşkınlıkları ve üstü kaval altı şişhane (!) kıyafetlerini tebrik edip, sıkılmaması gereken elini Hayrunisa hanıma teslim etmişse, vardır elbet bir hikmeti!
AB sözcüleri, AKP avukatlığı yapıyorlar... Yargıya dil uzatıyorlar... Ellerinden gelse orduya bile karışacaklar! Kraliçe nereden çıktı derseniz, sorunun yanıtı içindedir!
İş bu boyutlara kadar gelmişse, emperyalizmin Türkiye üzerindeki hesaplarını, bu güne kadar yaptıkları tahsilâtları ve beklentilerini, siz hesap edin artık?
Hesap edemezsiniz, çünkü bunları yazacak, bunları gösterecek, söyleyecek medya bulamazsınız!
SON SÖZ: İktidarda kalmayı savaş, hadlerini bilmeyi ölüm sayıyorlar.
