Ergenekon hukukunda İlhan Selçuk

İlhan Selçuk’un ardından yazılanların ortak noktalarından biri de şu oldu: “83 yaşındaki bir aydını, gece yarısı evine baskın yapıp gözaltına alanların, günlerce poliste ve savcılıkta sorgulayanların vicdanı rahat mı acaba?”
LAF KITLIĞINDA ASMA BUDAMAK
Evet! İlhan Selçuk’un sağlığı bu hoyratlık nedeni ile bozuldu. Ama İlhan Selçuk’un karşılaştığı asıl haksızlık bu “hoyratlık” mı? Yoksa ona “yargı tarafından resmen yöneltilen” iftira ve yersiz suçlamalar mı? Polisin ve savcılığın hoyrat tutumunu yandaş gazeteciler bile eleştirdi. Ne var ki, Ergenekon savcıları iddianamelerinde İlhan Selçuk’a “terörist” suçlaması yaparken Abdülhamit’in istibdad dönemi mantığını bile aratacak “uydurma kanıtlar” karşısında; kim, ne yaptı? “Efendim, özel hayata ait telefon konuşmaları niçin iddianameye kondu?” Ya da “suçlular ile suçsuzları birbirine karıştırmamak lazım!” Ve giderek “Hukuka saygılıyız! Yüce adalet yerini bulacaktır” falan-filân… Eleştirilerin en “kabadayısı” ise, “AKP, muhalifleri sindirmeye çalışıyor” gibisinden laflar oldu.
MAHKEMENİN “KANUNA UYGUN YAZILMIŞTIR” DEDİĞİ İDDİANAMEYE GÖRE…
“Sanık İlhan Selçuk’un… legâl alanda yazmış olduğu günlük makalelerinde, ABD’nin Türkiye’ye Ilımlı İslâm getireceğini, laikliğin tehlikede olduğunu, laiklik olmadan demokrasinin olamayacağını, Irak’ı işgâl eden ABD’nin PKK’yı da kontrolü altına aldığı ve Türkiye’ye karşı kullandığını, BOP kapsamında Türkiye’de bölücülük ve dinciliğe yol verildiğini, buna engel olunmazsa, kendi tabiri ile ‘ayvayı yiyeceğimizi’ sürekli olarak vurgulamıştır.
“(…) Sanık İlhan Selçuk bu düşüncelerini, hem gazete köşesinde hem de değişik ortamlarda düzenlenen açık veya gizli yemekli toplantılarda, Türkiye’nin kaderine hükmedebilecek, etkin ve yetkin kişilerin bulunduğu yerlerde dile getirmekte ve yönlendirici konumunu en iyi şekilde örgütün amacı doğrultusunda kullanmaktadır.”
(İddianame, sayfa 1756-1759)
DELİLLERİN ÖZETİ: “TUVALET KAĞIDI BULAMADIK, ZIMPARA KAĞIDI KULLANIN”
“Sanık İlhan Selçuk ve arkadaşları hakkında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığınca (12 Mart döneminde) dava açıldığı, bu davada yargılandığı, söz konusu iddianamede, İlhan Selçuk’un ‘Gizli İttifak’ın Devrim Genel Kurulu Yeminli Üyesi olduğu, köşe yazarlığı yaptığı Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazılarında işlediği ana konunun; mevcut iktidarı yıpratmak, siyasi partilere karşı itimatsızlık oluşturarak Parlamento aleyhtarlığı yapmak, bozuk düzenin ve haksızlığın ortadan kaldırılarak, sömürüsüz düzen diye tanımlanan sosyalizmin tahakkukunda çalışmak olduğu, anlaşılmıştır.
“(…) İlhan Selçuk, (12 Mart dönemindeki) iddianamenin tanzimine neden olan suçlamalardan dolayı gözaltına alındığında, savunmasının içine akrostişler yerleştirmiş olup, her tümcenin sondan ikinci sözcüğünün baş harfleri yan yana getirildiğinde ‘işkence altındayım’ ibaresi ortaya çıkmıştır. Buradan sanık İlhan Selçuk’un ne kadar UYANIK VE ZEKİ OLDUĞU, Ergenekon Terör Örgütü içindeki faaliyetlerinde de açık vermemeye çok dikkat ettiği, örgütün gizlilik ilkesine maksimum uyduğu anlaşılmıştır. “(…) Bundan 35 yıl öncesinde, bu derece örgütçülüğünü ortaya koyan kişinin, geçen zaman ve edindiği tecrübeler de hesaba katılırsa, atılı suçları işlediğine ilişkin, yazıları dışında olayın aydınlatılabilmesinin ne kadar zor olacağı açıktır. İlhan Selçuk, cep telefonu kullanmamaktadır. Sabit telefondan yaptığı görüşmelerde de çok dikkatli konuştuğu, örgütsel yapıyı deşifre edebilecek her türlü söz ve tavırdan uzak durduğu tespit edilmiştir.”
(Sayfa 1785-1787)
İDDİANAMENİN KABULÜ, YARGILAMA KADAR CİDDİ BİR İŞTİR
Hadi, savcılar bunları yazabildi. Mahkeme, bu mantığı nasıl oldu da “kanuna uygun iddianamedir” diye kabul etti? Bu durum, bütün sanıklar için söz konusu ama işte yüzlerce kişi bu şekilde “terörist” suçlaması ile tutuklandı ve yargılanıyor. İlhan Selçuk “ölünce” kurtuldu mu? Yani beraat edecek mi? Hayır! Yasaya göre, hakkındaki dava “düşecek”! Hukuk davası olsa “mirasçıları”nın davayı devam ettirmesi mümkün. Ama ceza davasında böyle bir imkân da yok! Demek ki, bu iddianameyi kabul eden yargıçlar, İlhan Selçuk’un “uydurma kanıtlar” ve yasa dışı suçlama yöntemleri ile “terör sanığı” durumuna düşürülmesi sorumluluğunu da üstlenmiş oldular. Mahkeme, “yasaya aykırı delil topladığı” yolundaki itirazların “davanın sonunda” değerlendirileceği görüşünde ısrar ederse, acaba kaç kişi daha, “terör sanığı” olarak hayata veda edecek?
Böyle hukuk olur mu? İşte dönek ve liboş takımının ve onların iktidarının “medeniyeti” böyle! Bu uygulamalar, Şeriat’ın bile çok gerisinde.
DURUN, DAHA BİTMEDİ
Savcılar, buna benzer iddialarla toplam 80 sayfa doldurmuşlar. Size aktardığım bölümler, “İlhan Selçuk’un hukuki durumunun değerlendirilmesi” başlıklı son 40 sayfalık kısımda yer alıyor. Başka bir ifadeyle “hukuki kısmı”! (Diğer sayfalardaki cümlelerin hukuk ile ilgisini, varın siz değerlendirin.)
İşte o “hukuki” kısmın sonundaki “şahika” bölümüne geldik. Savcılar, İlhan Selçuk’un 12.5.2006, 13.5.2006, 24.5.2006 tarihli köşe yazılarını aktararak, şu suçlamayı kanıtlıyorlarmış:
“Bu yazılardan anlaşılacağı üzere, sanık İlhan Selçuk, gündemi belirlemek ve yönetimi dize getirmek amacıyla ve fazla zarar vermeyecek şekilde, el bombalarını çalıştığı gazetenin bahçesine attırdıktan sonra, beklediği tepki ve sonuçlara ulaşamayınca, köşesinde bu şekilde yazılar kaleme almış ve bombayı atanlardan bahsederken ‘kim olduğu bilinmeyen ( ya da bilinen) iki terörist, Cumhuriyet’e ikinci bombayı da attı’ derken, parantez içinde ‘bilinen’ demesi, iki kişi olduklarını söylemesi ve yazısının sonunda da ‘biz her zaman üç bombacıyı nereden bulacağız’ diyerek bitirmesi, (sanık İlhan Selçuk’un) eylemden bilgi ve haberinin olduğu yönünde kanaat vermiştir.” (sayfa 1791)
Şunu da bilmenizde yarar var: İlhan Selçuk için savcılar, TCK’nın 16 ayrı maddesinden ceza verilmesini istemişler. Bunların arasında, Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması nedeniyle ve Danıştay’a saldırı olayında Mustafa Yücel Özbilgin’in tasarlayarak öldürülmesi ve dört üyenin tasarlayarak öldürülmeye teşebbüs edilmesi nedeniyle de yargılanarak mahkûm edilmesi istemi bulunuyor.
Bunlar saklı-gizli bilgiler değil ama İlhan Selçuk’a yönelik suçlamaların bile basında ve akademik çevrelerde irdelenmediği ortada! Oysa, istisnasız bütün sanıklar aynı biçimde suçlandı ve suçlanacak. Uygar bir toplum olacaksak, “şeytanı, cehennemde bile mahkûm edebilmeyi başarmak” zorundayız.

Elif ile Mertek

Emcet Olcaytu