“KORSANA HAYIR”
Adı güzel Atatürk Devlet Hastanesi Hemodiyaliz bölümündeyim haftada iki kez ve dörder saatten!
Karşılıklı iki duvarda iki tane büyük ekran televizyon var ve her yatağın başında kulaklıklar.
Geçenlerde her zaman buyur edildiğim (!) yatağımda boynu azıcık kanlı bir hasta... Böbreği iflas etmiş ki hemen boynunun altındaki damarlara gerekenler takılmış, başıma geldiği için bilirim.
Televizyonun altındaki yatak boşmuş hemen ona yatırdılar, yattım ama başım duvardan yana! Yataklar marifetli, ters çevirmeye çalıştılar ayaklarım havalandı başım tepetaklak, elbette gülüşüyoruz, neylersiniz? Sonunda baş tarafım duvara karşı getirildi neşeli anlar sonunda.
Evde bile bu kadar yakın değilim “ekran”a!
Çok geveze bir aşçı yemekler pastalar yapıyor, yanında yalak iki konuk. Reklamlar bitmez tükenmez. Haberler. Başbakan Erdoğan konuşuyor tam karşımda. Ona da bu kadar yakınlaşmamıştım!
Zaten görevini tam yapmayan gözlerim Başbakanın dişlerine takıldı evet Erdoğan’ın dişleri tamir tadilat görmüş gibime geldi, yanılmadıysam güle güle çiğnesin… Şimdi daha iyi ısırır ki bunu Kılıçdaroğlu ile Bahçeli düşünsün!
KILIÇDAROĞLU DEDİM DE
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Orhan Pamuk’la konuşacak diye bir haber gazetelerde. Ne konuşacak, ne konuşabilir onunla?
Eğer Nobel Edebiyat Armağanı nasıl kazanılır diye soracaksa değerli zamanını boşa harcamasın, merakını gidereyim; Bir milyon Ermeni otuz bin Kürt katlettik diye göbekten atıp bir demeç vereceksin işlem tamam. Dünya pek sevindi ve Türkiye aleyhi yazılar cihanı kapladı bu “şahit”le!
İşin güzel yanı, birisi çıkıp da “gel lan buraya, bunlar olurken çetele mi tuttun” demedi bu satırların yazarı hariç.
DÖRT SAAT KOLAY MI GEÇER SANIRSINIZ?
Kolay geçmez. Sağ kolum kıpırdatmamak üzere cihaza bağlı, sayfa çevirmek zor, hele kitap kalınsa daha da zor. Antalya Sanayi de işim vardı, Bayburtlu yaşlı bir amca kontroplaka bağladığı öteberiler satıyordu, beş liraya çakmak kadar bir radyo aldım, kulaklığı dahil malum Çin malı! Bir dolu FM kanalı var, şu mübarek Ramazan ayında din bilgimi çoğaltacak sekiz on da dinci kardeşlerin kanalı dahil. İki kalem pille çalışan bu mucize radyomdan haberleri de dinliyorum ve ne tür müzik seviyorsanız neredeyse hepsi var!..
KİMİ ZAMAN BELGESEL VE KONULU FİLM İZLİYORUM
Eşim ufacık bir DVD seyretme makinesi aldı bir “şarj”da beş saat hizmet veriyor, seyrettiklerimin çoğunluğu Hürriyet Gazetesi’nin iki buçuk liralık armağanı.
“KORSANA HAYIR”
Yatağın soluna koyduğum sırt çantamdan sol elimle kutuyu çıkardım, hey haaat üzerindeki kalın naylonu açmayı unutmuşum. Bu gibi işlerde hiç acele etmem, dört saat kolay mı geçer sanırsınız?
Dişimle falan yırtmaya çalışırken bir de ne göreyim, kırmızıyla kocaman bir yazı iki satır:
“KORSANA HAYIR”
Kimseye çaktırmadan büktüm, büktüm hergele naylon fırft diye eski halini alıyor, yine sol elimle (artık ustalaştım) çantadan ıslak mendil poşetinden bir ıslak mendil çıkardım limon kokulu ona sarıp Naciye Ana’yı ya da Mehmet’i gözlemeye başladım. Her yatağın ayak ucunda kapaklı kocaman kovalar var, iş bittikten sonra cihazdan hemen sökülen bir yığın yardımcı cihaz imha edilmek üzere buna atılır ki bir daha el sürülmez… Temizlik işlerini büyük bir titizlikle sık sık yapan görevli Naciye hanıma anamım adında olduğundan hep “Naciye Ana” diyorum. Klimadan üşürsem hemen kalın bir çarşaf getirir, üzerime örter. Görünce sol el ettim çarşaf istedim, üzerimi iyice örttükten sonra sol elimdeki şeyi “Naciye ana şunu da bi zahmet atıver” dedim. Attı.
BÖYLELİKLE
“KORSANA
HAYIR”
İmha edilmiş oldu! Niye mi? Niye olacak yahu hastanedeydim, kocaman odada canının derdine düşmüş insanlar var ve 12 Eylül’de de sandık başında “Hayır” “Evet” işi var.
Görenler şu moruk gazeteciye bak. Yattığı yerden hayır propagandası yapıyor hem de Korsana Hayır diyerek!” Haksızlar mı?
Bunu asla dedirtmem ve dedirtmedim, o KORSANA HAYIR” naylonu kokulu olarak imha edildi, yani kendi gitti ismi kaldı yadigâr!
SİLİVRİ ÇAĞDAŞ ZİNDANINDA MUKİM
İŞÇİ PARTİLİ GAZETECİ HİKMET ÇİÇEK SEN ÇOK YAŞA, AMA
Hikmet Çiçek arkadaş da Silivrili aylardır!
Başta Doğu Perinçek’i ve orada içtima ettirilmiş partili dostlarını özlediği için içeri atıldı, özlemi giderildi aylar aylar önce! Bunun cezası olmadığından naşi kendisine uygun bir gömlek şey suç bulununca umut ediyorum ki sorguya alınacak ne zaman mı ?Ya hu savcı ve yargıç amcalar darılmasın,alınmasınlar ama inanıyorum ki onlar da bilemezler onca dosya arasında haklı olarak..Ama bir bilen var elbette o da Cenabı Allah.
Aydınlık gelince onun sayfası da hemen okunacaklar arasında. Gözlerim yüzünden artık eskisi gibi izleyemiyorum gazeteleri ve gazetelerde olanları. Hikmet can, sanki bunu biliyormuş gibi bir güzel tarama yapıyor. Yapıyor da bunu dışarıdayken de yapar diyorum kendi kendime.
Kendi kendime demem “on para etmez” yargıç amcalar demeyince!
HAYIR… HAYIR… BİN KERE HAYIR ŞU ERGENEKON ŞEYİNE!
Sırf Ergenekon şeyiyle adalete daha fazla gölge düşürülmemesi için şu mübarek ayda Allaha yalvaralım ve tüm haksızlıklara HAYIR diyelim.
“Ulan” dedim kendi kendime dualar bir de tutarsa seyreyleyin gümbürtüyü!
BİR ACIM DA…
Bir acım da,emekli olsun , muvazzaf olsun yaşlı başlı askerlerin şu Silivri zindanındaki belirsiz “akibetleri”..Onlara bu revayı kimler gördü?Türk Silahlı Kuvvetlerini,kuvvetten düşürtmek isteyenler başta olmak üzere…
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ ANLAŞILDI BASINA KÜSKÜN!
Hürriyet Başyazarı saçı başı aklı Oktay Ekşi, 30 Ağustos kutlamaları için Ankara’ya çağrılmış kalkıp gitmiş. Tüm başyazısı bununla ilgili ve de çağrı sahibi yeni Genelkurmay Başkanının değil yanına yaklaşmak elini bile sıkamamış! Bunun ayıbının rütbesi ne ola ki? Yazısı haklı iki sözcük “Bir daha mı, tövbe”
Silivri cezaevinde tutuklu tüm askerlerin 30 Ağustos Zaferi’ni kutlar ve önce sağlık dilerim şu mübarek ayda ve tutmasını yürekten dileyerek.
Ufuk Akkaya tahliye oldu. Hoş geldin Ufuk, darısı diğerlerinin başına.
Antalya Geyikbayırı Köyü, 2 Eylül 2010
