“KÂĞITTAN KAPLAN”IN SİLİVRİ CANİBİNDE MUKİM TSK 5.ORDU’NUN ERİNDEN EN BÜYÜK PAŞASINA KADAR “ARZ-I HÜRMETLER”LE 19 MAYIS/ 30 AĞUSTOS VE 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMLARINI YÜREKTEN KUTLAR VE DAHİ CENAB-I ALLAH’TAN VE DAHİ ADALET ANADAN, REVA GÖRÜLEN ZULMÜN/ BU İŞKENCENİN/ BU İNSAN HAKLARI DIŞILIĞIN BİR AN ÖNCE SONA ERMESİNİ DE AYRICA ARZ–I NİYAZ EYLERİM
Niyaz sahibinin baba adı:
Vasıf İbrahim (Kuruçeşme) Ana adı: Babası, Mülazım kardeşi, Mülazım eşi Yemen ellerinde, İmam Yahya Kuvvetlerince şehit edilen, oğlu Mehdi ile yalnız kalan daha sonra eczacı zabiti Vasıf ile evlenen Konya Beyşehir Göçü Köyünden Ali kızı Naciye.
Niyaz sahibinin adı: Fikret, Soyadı: Otyam/ Mesleği: Gazeteci/ Aydınlık Yazarı/ Ressam/ Fotoğrafçı/ 1956-1957 Ankara Bando Mızıka Hazırlama Ortaokulu Resim Öğretmeni Teğmen..
“Valla” bu niyazım inşallah tutar, zira tutması çok yerinde olacaktır yoksa boşa neden Tanrıdan/ Adalet Ana’dan yalvar yakar olayım?
Hani benimki ya bi tutarsa faslından..
Sayın büyüklerim lütfen bağışlasınlar, dünyaca saygın bir ordumuz yani Türk Silahlı Kuvvetleri varken Silivri “canibinde” neden bir 5. Ordu’ya gerek görüldü ve dahi izin verildi? Bu Silivri 5. Ordu’yu kim önerdi? Bu ordu mensuplarını kim uygun buldu? TSK’nın değerli mensupları rütbe farkı gözetmeksizin türlü çeşitli alçakça adamsız ihbarlarla 5. Ordu’ya atandı?
Sayın büyüklerim lütfen bağışlasınlar, bu atamaların ABD ve AB’ce uygun bulunduğu söylentileri ayyuka çıkmış iken, böyle söylentilerin “kara vicdanlı”lar tarafından çıkarıldığını merak sahiplerine sunacak bir makam, bir bölüm yok muydu, yoksa neden yoktu varsa neden iki satır yazmadılar hem de Türk Silahlı Kuvvetleri, evet adamsız ihbarlarla neredeyse hallaç pamuğu gibi ardı ardına atılırken ve bu atmaların iktidar sahiplerince de teşvik edildiği iddiaları da yine ayyuka çıktığında durum vaziyetinden görev çıkarmanın yasalara uygunluğu neden açıklanmadı?
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türk Silahlı Kuvvetlerinden adeta çıkarma uygulamalarını eleştirmek, karşı durmak, razı olmamak görevi neden Emekli Eczacı Binbaşı Vasıf Otyam oğlu 84 yaşındaki Teğmen Fikret Otyam’a da havale edildi?
Farelerin bile asla giremediği yerlere bir emirle girip suikast sanığı, delili aramak/ aratmak, buna razı olmak TSK İç Hizmet buyruklarının acep neresindedir?
Sayın büyüklerim lütfen bağışlasınlar, kişisel bir merakım eğer sır ve yasaklı değilse, Anayasa’ya ve dahi her türlü yasaklara aykırı değilse şunu sormayı bir vatan bütünlüğü saydığımdan arz ediyorum:
Gazeteler arşivlerde tanığımdır ve dahi kitaplarım, Güney sınırımızdaki mayınlar 1961’den de bu yana her daim konum olmuştur. Bu konuda bir yazımı acıyla okuduğunu ve ilk işinin mayınların kaldırılması olacağını yeni iktidarın yeni İçişleri Bakanı Ahmet Topaloğlu Milliyet yazarı Mete Akyol’a 1961 yılında açıklamıştı.
2011 oluverdi! Önceki Genelkurmay Başkanımıza ve dahi ondan öncekine yine bu sayfalarda naçizane sormuştum şu mayınlar işini, kimilerince “özet ve hulasaten” yineliyorum ola ki neden olamasın yahu, yeni Genelkurmay Başkanımız açıklar. Mayınları döşeyen Türk Ordusu’yla şimdiki Türk Ordusu kıyas kabul eder mi? Etmez.. Peki öyleyse neden İsrailliler temizleyecek sözü geçti, yurtsever kalemler ve yürekler sessiz kalmadı, hem de bunun ABD tarafından BOP için de uygun bulunduğu iddiaları var iken neden biz toplamıyoruz dediydim, acele işi vardı ki sevgili Genelkurmay Başkanımın, otomobile binip gittiydi. Aynı şeyler geleni için de oldu, o da otomobiline binip gittiydi. Yine soruyorum o zamanki TSK ile bugünkü TSK kıyas kabul etmez o halde neden biz toplamıyoruz?
Eğer ömrüm yeterse bu sefer şimdiki sayın Genelkurmay Başkanımız otomobiline binerken orada olmam “iyi olur diye düşünüyorum..”
SANA BİR SÖZÜM VAR EY AYDINLIK..
YAKIŞAN ADIN, ÜZERİNDE: AYDINLIK..
DAHA NE OLSUN?
OLANI KARANLIKLAR DÜŞÜNSÜN..
EN BÜYÜK MARİFETİN, VERDİĞİN IŞIĞIN HİÇ KARARMADI.. TÜM ÇABALARA KARŞIN KARARMADI.
ZULÜMLER SANA DA OLDU, ALDIRMADIN, BAŞIN ÖNE EĞİLMEDİ, HER DAİM DİMDİK OLDU.
BU GÜZELLİKLERİN/ DOĞRULARIN AYLAR DEĞİL YILLAR SÜRDÜ..
BU YILLAR İÇİNDE SENİNLE, SENİN DOĞRULARINLA, SENİN DİRENCİNLE, SENİN EZİLENDEN YANA TAVRINLA, EMEĞE SAYGINLA, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE HER DAİM İNANCINLA, ATATÜRK DEVRİM VE İLKELERİNE ŞAŞMAZ BAĞLILIĞINLA, İŞÇİNİN KÖYLÜNÜN HAKKINI HİÇ YABANA ATMAMANLA… TÜRK VE DÜNYA KÜLTÜRÜNE SAYGINLA..
SAYMAKLA BİTMEZ GÜZELLİKLERİN, ACILARIN, KIVANÇLARINLA, VE BAŞTA, BAŞINDAKİ VE YANDAŞLARINLA AYLARDIR, YILLARDIR MAHPUS DAMLARINLARINDA DA DİMDİK DURAN ONURLULARIN YANINDA, SEKİZ YILDIR OMUZ OMUZA DURMAKTA OLAN BU SATIRLARIN YAZARI SENİ SEVGİYLE, SENİ SAYGIYLA, SENİ ONURLA, SENİ MUTLULUKLA YÜREKTEN KUCAKLIYOR, AYNI DOĞRULTUDA BOL VE BÜYÜK SAYFALI AĞABEYİNE DE HOŞ GELDİN IŞIĞI DAHA KALABALIK AYDINLIK DİYOR, MAHPUS DAMINDAKİLERİ ÖZLEMLE KUCAKLIYOR ONLARA DA REVA GÖRÜLENLERİN ARTIK SONLANMASINI YÜCE TANRI EŞLİĞİNDE ADALET ANADAN NİYAZ EDİYORUM…
Antalya, 9 Şubat 2011
