Erdoğan’ın açtığı yarayı kazımamak en doğrusudur

‘Komşularla sıfır sorun’ politikası izleyen AKP iktidarının biz Kıbrıs Türkleriyle sorun yaratması inanılır gibi değildir. Başbakan Erdoğan’ın tüm Kıbrıs Türklerini hedef alan aşağılayıcı açıklamasıyla acaba eline ne geçti? Erdoğan sonradan “lafım Rumla işbirliği yapanlaradır, edepsizce Türkiye’ye saldıranlaradır” diyerek doğru bir ayırım yapsa da, gafını düzeltmeye çalışsa da, kırılan kalpleri-yaralanan gururları tedavi edebilmiş midir? Türkiye Başbakanı sonuçlarını hesaplamadan sorumsuzca konuşabilme-hakaret etme ve aşağılama lüksüne, rahatlığına sahip olabilir mi? Yaptığı açıklama oturduğu makamın ağırlığına sığıyor mu? Bütün bunlar bir yana söylemlerinin Milli Kıbrıs davamıza zarar verdiğini acaba farkında mıdır? Emperyalizmin Kıbrıs’ta yürüttüğü Kıbrıs Türkünü Türkiye’den ayırma ve yalnızlaştırma politikasına katkıda bulunduğunun bilincinde midir? Laflarının nereye varacağını hesaplamadan konuşmasının en ağır faturasını Kıbrıs Türkünün ve Anadolu’daki kardeşlerimizin ödeyeceğinin bilincinde midir? Bilse bunları yapar mı?Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı bilerek milli davamıza zarar verebilir mi? Emperyalizme hizmet edebilir mi? Ya Erdoğan’ın çıkışını fırsat bilerek içlerindeki zehiri kusan Anavatandaki ve KKTC’deki emperyalist işbirlikçisi uşakların davamıza verdikleri zararı hesaplayan var mıdır?Başbakan Erdoğan bugün Türkiye’ye edepsizce saldıranların 2004’te kendisiyle işbirliği yapıp Annan Planına sahip çıkan 'Yes be Annem’ciler olduğunu biliyor mu? Bütün bu olanların Rum-Yunan ikilisinin propaganda mekanizmasına katkı koyduğunu Sayın Başbakan Erdoğan biliyor mu?
ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan temaslarının son gününde beraberindeki basın mensuplarına KKTC'de son dönem yaşanan gelişmelerle ilgili açıklamalar yapmış, Kıbrıs'ta Rum tarafıyla beraber provokatif eylemlerin yapıldığını, yönetimin duyarsızlığının söz konusu olduğunu belirterek "Cumhurbaşkanı'ndan Başbakan'a herkes tavrını net koymalı. Ülkemizden beslenenlerin bu yola girmesi manidardır. Biz destekliyoruz. Bunun karşılığı olması gerekmiyor mu" diye tüm Kıbrıs Türklerini hedef almıştı. Ajanslara yansıyan habere göre Erdoğan "Bize 'defol' diyorlar. Türkiye'ye karşı böyle bir eyleme hakları yoktur. En düşük memurları 10 bin liraya yakın para alıyor. En düşük maaş alan kişi böyle. Benim başbakanlık müsteşarımın aldığı 5 milyar küsur... Beyefendi 10 bin lira alıyor bir de bu eylemi yapıyor utanmadan. Üstelik 13 maaş alıyorlar yılda. 'Türkiye buradan çek git' diyor. Sen kimsin be adam... Şehidim var gazim var, stratejik olarak ilgiliyim. Kıbrıs'ta Yunanistan'ın ne işi varsa Türkiye'nin Kıbrıs'ta stratejik olarak o işi var. Ülkemizden beslenenlerin bu yola girmesi manidardır. Biz destekliyoruz, bunun karşılığının olması gerekmiyor mu?” dedi.
MANŞETLER UTANÇ VERİCİ
Anavatan Türkiye,KKTC ve Güney Kıbrıs gazetelerinde atılan manşetler inanın Anavatanına, Anadoludaki kardeşlerimize yürekten bağlı olan bizleri çok üzmüştür. Rum tarafı daha şimdiden konuyu AB’ye aktarmış ve Kıbrıs Türkünün ‘öfke ve bıkkınlık’ içerisinde ‘işgalci Türkiye’ye’ karşı ayaklandığı propagandasını yapmaya başlamıştır.
Başbakan Erdoğan uzunca bir süredir KKTC’den bahsederken “KKTC” yerine “Kuzey Kıbrıs” demeyi tercih etmektedir. 'Besleme krizi’ sonrası Başbakan Erdoğan TBMM’deki AKP Grup toplantısında yaptığı konuşmada bir taraftan daha çok “KKTC” ismini kullanmaya özen gösterirken,diğer taraftan da Milli davaya sahip çıkmıştır. 'Besleme krizi’ sonrasında Erdoğan’ın konuşması adeta bir günah çıkarmadır.
PERİNÇEK’E SELAM OLSUN…
Sayın Doğu Perinçek’i Annan Planı’nın sunulduğu Kasım 2002’nin o kritik döneminde tanıdım. Kıbrıs milli davamıza gösterdiği ilgi ve yakınlık inanılmazdı. Onu tanıdıkça gerçek bir Atatürkçü, gerçek bir vatansever olduğunu gördüm. Anti-emperyalist duruşu, insana ve insan haklarına verdiği önem, demokrasiye bağlılığı, Atatürk Cumhuriyetine sahip çıkışı yakınlaşmamızı sağladı. Mütevazi ancak kararlı duruşu herkes gibi beni de etkiledi.
Perinçek Ulusal Kanal'ın Kıbrıs milli davamız için adeta hizmetimize verilmesine yardımcı oldu. Aydınlık dergisinde, bu köşede, siz değerli okurlarımızla buluşmamı sağladı. Çok değerli insanlarla sağlam dostluklar kurmamı sağladı. Uluslararası etkinliklerde ve temaslarda Kıbrıs’ın gündeme getirilmesinde payı büyüktür. Rum-Yunan ikilisini ve emperyalistleri uyandırmamak adına şu anda ismini vermekte sakınca gördüğüm birçok siyasi yetkili-devlet adamıyla buluşmamızı ve Kıbrıs milli davamızı onlara anlatmamızda bize oldukça yardımcı oldu. Kıbrıs mitinglerinde, Kıbrıs toplantılarında Perinçek öncü oldu. Talat Paşa Komitesiyle Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde “Ermeni soykırımı yalandır” sloganını binlerce kardeşimizle dünyaya haykırmamıza öncülük etti. Talat Paşa Komitesinin ‘Kıbrıs çıkarması’ ve elde edilen başarı onun sayesindedir. Perinçek demokrasiye köküne kadar inanan, ve darbeyi-darbeciliği kesinlikle çare olarak görmeyen bir siyasetçimizdir. En kötü anlarda bile demokratik yollarla Milli Hükümetin kurulması için çırpındı durdu. Verdiği kutsal mücadele her türlü takdirin üzerindedir. Bunlar ve daha yazamadıklarım ona bir Kıbrıs Türkü olarak minnettarlığımın ifadesidir. Aydınlık dergisinin bu son sayısında bu görevi yerine getirmenin huzuru içerisindeyim.