Bitirin şu müzakere maskaralığını
Bu yılki 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerinde resmi ağızlardan, sürdürülen müzakerelerle ilgili, önemli açıklamalar yapıldı. Yapılan açıklamalarda 2010 sonu hedef gösterilerek “anlaşma olursa olur, olmazsa herkes kendi yoluna gider” mesajı verildi.
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki törende, 40 yılı aşkın süredir devam eden Kıbrıs sorununda, tarafların argüman ve karşı argümanlarının tükendiğini, bu nedenle bundan böyle meselenin halledilebilmesinin tek yolunun, siyasi irade ve liderlik gösterebilmekten geçtiğini söyledi. Eroğlu, “Biz liderler olarak sorumlu davranırsak sene sonuna dek çözüme ulaşılması mümkündür. Ben bu bağlamda üzerime düşeni yapmaya kararlıyım” dedi. Eroğlu, gelecek yıl Güney Kıbrıs’ta seçim olduğuna da işaret etti ve bu nedenle müzakerelerin gelecek yıla uzamasının bir anlaşma ihtimalini ortadan kaldıracağını belirtti.
CEMİL ÇİÇEK YILSONUNA KADAR ÇÖZÜM İSTEDİ
Türkiye’nin Kıbrıs İşlerlinden de Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Kıbrıs’ta yılsonuna kadar çözüm istediğini vurgulayarak, “Bu yılın sonuna kadar Rum tarafı ve onu destekleyenler, bu meseleyi bir çözüme kavuşturamazlarsa herkes kendi yolunda gitmeye devam edecektir. Çünkü bu, ilânihaye sürdürülecek bir konu değildir. Rum tarafı da artık denizin bittiğini idrak etmeli, üzerine düşeni yapmaya karar vermeli ve adil ve kalıcı çözüm için gerekli adımları atmalıdır” dedi.
Hatırlanacağı üzere Başbakanlık görevine geldikten sonra 16 Temmuz’da Ankara’ya resmi ziyarette bulunan İrsen Küçük ile Recep Tayyip Erdoğan arasında yaklaşık 1,5 saat süren görüşmenin ardından, ortak basın toplantısı düzenlenmişti. Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüme en kısa sürede ulaşılması hususunda KKTC Başbakanı Küçük ile görüş birliğinde olduklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, “Türk tarafı adil, doğru, kalıcı çözümden yanadır, bu hedefe en kısa sürede ulaşılması yönünde tam bir inanç ve kararlılığa sahiptir. Bu doğrultu da hedef müzakerelerde 2010 yılı sonuna kadar kapsamlı çözüme ulaşılmasıdır. Sayın BM Genel Sekreteri de son ‘İyi Niyet Misyonu Raporu’nda bu hedefi teyit etmiştir, takipçisi olacağını vurgulamıştır. Kendileriyle yaptığımız ikili görüşmede de son G-20 zirvesinde de kendileriyle konuştuğumda aynı ifadeleri kullanmıştır.” diyerek müzakerelerin ilelebet sürmeyeceğine dikkat çekmişti.
Yine hatırlanacağı üzere bu yılın Mayıs ayında, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Kıbrıs'ta Eroğlu-Hristo-fiyasko arasındaki müzakerelerle ilgili olarak aklında bir takvim olup olmadığı ya da böyle bir takvim belirlemenin müzakerelerde sonuca ulaşmayı kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağına ilişkin bir soru üzerine, "Böyle bir hedef tarih belirlemememize karşın, bu müzakerelerin sonsuza dek süreceği anlamına gelmiyor. Elbette tarafların iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayanan bir birleşmeyi, şu zaman, şu tarihte kabul edebileceklerine dair bazı beklentilerimizin olması gerekir” demişti.
“2010 İÇİNDE MAKUL BİR ZAMAN”
Derviş Eroğlu’nun KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından, müzakerelerin yeniden başlaması için bir takvim belirlenmesi amacıyla, ziyaretine gelen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer , “Müzakere süreci sonsuza kadar gidemez, bu süresiz bir süreç değil, bu uzun bir süre geçmeden bir sonuca ulaşılması gereken bir süreçtir” demişti.
Talat cumhurbaşkanıyken, 31 Ekim 2009 tarihinde Ankara’ya yaptığı ziyarette Abdullah Gül’le Çankaya’da görüşmüş, yapılan ortak basın toplantısında devam eden müzakere sürecinde bir takvime ihtiyaç olduğunu vurgularken, Gül de bu takvim için "2010 içinde makul bir zaman olmalı" demişti.
Görüldüğü üzere Kıbrıs konusunda ilgili taraflar, Rumlar hariç, müzakerelerin bir takvime bağlanmasından yana görüş belirttiler. Türk tarafı olarak 2010 yılı sonu hedef olarak alındı. 50 yıla yakındır sürdürülen müzakerelerden sonuç alınamayacağı ortada. Neyse ki yılsonuna az bir zaman kaldı. Ortaya konan hedeften cayılmamalı, vazgeçilmemeli. Rum-Yunan ikilisinin mevcut pozisyonlarından vazgeçmesini beklemek iyimserlikten öte aptallık olacaktır. Rum, Kıbrıs’ın tamamını Yunan yapmak istemektedir ve bundan vazgeçmeyecektir. Rum’un bu pozisyonunu bilerek müzakerelere şu veya bu nedenle 2010 yılı sonrasında da devam etmek ulusal davamıza ihanet sayılmalı. Zaman ve enerjimiz güçlükle kurduğumuz devletimiz KKTC’nin güçlenmesi ve tanınması için harcanmalı. Korkmayın ve bir an önce bitirin şu müzakere maskaralığını!
