Yıkılan bir saltanat

Haftalık Aydınlık'ta bugün son yazımı yazıyorum. Daha dergi başka bir fodra iken başlamıştım yazılarıma. Ve daha o fodra çıkan Aydınlık'ta kapitalizmin liderliğini yapan emperyalizmin en geç 2010 yılında topu atacağını ısrarla yazmıştım. Bu yargıma çok karşı çıkanlar olmuştu. Kendilerine Teori dergisinde çöküşün gerekçelerini ısrarla anlatmıştım. Ne var ki bu çöküş -ki tahmin ettiğim 2010 yılından önce başlamıştı- hâlâ kabul edilmiyor. ABD hükümetinin çırpınışları bilinçli “kurtuluş hamleleri” gibi değerlendiriliyor. Oysa Amerikalılar hâlâ kurtulma değil borçlanmadadır. Bu gerçek ünlü The Economist dergisinin bir önceki sayısında adeta itiraf ediliyor.
Bu dergiye göre ABD siyasileri bir kurtuluş yönteminde buluşmuş bile değillerdir. ABD Başkanı Obama ile, Temsilciler Meclisi'nde çoğunlukta bulunan Cumhuriyetçi muhalefet partisi birbirleriyle çekişiyorlar.
The Economist'in diliyle “İki tarafın Amerika'da işlerin neden kötü gittiği konusunda birbirlerinden tamamen farklı tahliller yaptığı gerçeği gizlenemez.
ABD iki birbiriyle çelişkili sorunla karşı karşıya. İşsizlik oranı yüzde 9,4 ve eğer tümüyle iş bulmak istedikleri halde yalnızca “part time” işler bulabilenleri de hesaba katarsanız bu yüzde neredeyse iki katına çıkar. Açılan yeni istihdam olanakları, nüfus artış oranına bile yetişmiyor. Bütçe açığı ise Gayri Safi Milli Hasıla'nın yüzde 10'una ulaşıyor. Temsilciler Meclisi'ni kontrol altında tutan Cumhuriyetçilere göre en önemli sorun bütçe açığı ve onun getirdiği gitgide artan borç yükü. Bütçe açığı tabii ki ekonomi canlandıkça küçülecek fakat Amerika'nın nüfus patlaması kuşağının (1946-1954) döneminin çocuklarının çoğunluğu yaşadığından bu açığın yurtiçi hasılanın yüzde 4'ten aşağı mümkün değil. Ve 2015 yılından sonra tekrar yükselecek. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Bu çapta bir borçlanmanın daha üretken yatırımların önünü kesmesi bir yana, hükümetin gelirlerinin daha şimdiden yüzde 10'u borç faizleine gidiyor. Onun için cumhuriyetçiler hızlı ve büyük miktarda harcamalardan kesinti istiyorlar.
OBAMA KARŞIT YÖNDE
Obama ise bunun tam karşıtı yönde. “Ulusa Sesleniş” konuşmasında istihdam yaratma konusunu tartışmanın en çok odaklanılacak noktası haline getiriyor. Bütçe açığını ise sorunların en sonuna konulmuş bulunuyor. İki yıl boyunca sağlık reformunu geçirmeye gereğinden fazla çalıştıktan sonra yeniden iş sahasa açmaya odaklanması onun için anlamlı bir adım. Amerika'nın beşeri ve fiziksel alt yapıları standartların çok altında (Amerikan çocuklarını matematik bilgisi yakınlarda yapılan bir araştımaya göre 34 OECD arasında 25. sırada). Ayrıca ülkede büyük bir insan sürekli olarak işsiz ya da yarı işsiz durumdayken bütçe açığını küçültmek kolay değil.
Arada iki güçlük var. Ne Obama'nın ne de Cumhuriyetçilerin kendilerinin öncelik verdikleri konularda bile ne gibi adımlar atacakları konusunda ikna edici planları var. İkincisi iki taraf da diğerinin öncelik verdiği soruna çözüm getirmeye yönelik bir adım atmaya yönelik görünüyor. Bunlar verimli bir ortaklık için önemli görünmüyor.
The Economist dergisinin ABD'nin girdiği ekonomik bunalımda siyaset aktörlerinin içinde bulunduğu çözümsüzlükler bu koca ekonominin yuvarlandığı kuyuda debelenmesi durumu gayet açık gösteriyor.
Haftalık Aydınlık'ta bunu on sene önce yazdım. Günlük Aydınlık'ta belki daha önemli çalışmalar yaparız.