Vatan ve Millet yolunda
Aydınlık'ta yazdıklarım

Hayatta en son yazmak istediğim şey, siyasetti. Ne gariptir ki; 46 yıldır, üstüne imzamı atığım yazıların, neredeyse tamamı, iç ve dış siyaset üstüne. Keşke şansım olsaydı da, yüreğimdeki güvercinlerin, kanat seslerini, sayfalara dökebilseydim. İşçisin, işçi kal der gibi.. sen araştırmacı yazarsın, öyle kal.. vatandaşın hakkını kolla dediler? Hatta, işsiz kaldığım bir dönemde, Dinç Bilgin'in gazetelerinde.. "Şehir ve İnsan" başlığı altındaki köşelerde.. halkın dertlerini dile getirdim... Kentin patlayan lağımlarını bile yazdım.
Anlayacağınız; yer üstünden, yer altına indim.
Bu arada, yüreğimdeki güvercinler, hiç mi kanat çırpmadı? Hiç mi sesleri çıkmadı? Olmaz olur mu? Elime her fırsat geçtiğinde.. yüreğimdeki güvercinleri okurlarımla tanıştırmak için.. "Hiç tanımadığım birine Cumartesi Mektupları" yazdım. Günlük gibi.. şiirli miirli.
Bir ara gazetenin formatı değişti. Yazı izin günlerimi, Pazar'dan Cumartesi'ye aldılar. Haliyle mektup filan kalmadı! Sen de adını "Pazar Mektupları" olarak değiştirsen diyenler oldu ama.. Ne bileyim benim güvercinler(!), Pazar'ı pek sevmediler.. Ama ben, hiç tanımadığım insanlara mektup yazmayı, sevmiştim bir kere..
İnsan hiç tanımadığı birine mektup yazar mı?
Bal gibi yazar.

YÜREĞİMDEKİ KARTALLAR VE ŞAHİNLER
Nitekim, telefonla arayan, elektronik posta atan.. ve de "Dava Arkadaşlarım'dan" başka; beni kimlerin okuduğunu bilmeme, imkan var mı? Aydınlık alanların bile, ne kadarının,.. benim müşterim(!) olduğunu... internetten bana ulaşan, yazılarımı kaynak yapanları bilemem? Mümkün değil?
İşte bu nedenlerle, bu sayfada ben, şimdiye kadar sizlere hep, mektup yazdım.
Ancak; bu mektuplarımda.. güvencinler yerine.. yüreğimdeki "Kartallar ve Şahinler".. daktilomun başına oturdu.
İstedim ki... Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrasında, yüz yılı aşkın süredir.. Anadolu coğrafyasıyla birlikte.. Türk Ulusu'nu, parçalamak için sıraya girmiş "akbabalar" emellerine ulaşmasın diye, omuz omuza verelik.. orman gibi olalım.
Topsuz ve tüfeksiz bu savaşta galebe çalmak için, tek yol var. Kendisini, Türkiye Cumhuriyeti'nin vazgeçilmez parçası olarak gören.. Bu nedenle; etnik kökeni, dili, dini ne olursa olsun "Ne Mutlu Türküm" diyebilen herkes yüreklerindeki kartal ve şahinleri salmak zorundadır.
Başka türlü, sünnetli mi sünnetsiz mi olduğu bilinmeyen, sırf göbek adı Hüseyin diye.. neredeyse çeyrek Müslüman ilan edilecek Obama'ya kanar.. dolmayı yutar.. üstüne bir de gargara yaparsınız.

TRUVA ATI
Emperyalizm emrindeki esmer Obama, Sam Amca'nın şapkasından boşuna çıkmamıştır. Afrika'nın, maden ve petrol varlığından pay kapmak isteyenlere karşı Obama, biçilmiş kaftandır. Siyah satranç tahtası üstündeki oyunda(!).. Çin, Rusya, İngiltere ve hatta Hindistan rekabetine karşı Obama.. siyah "Truva atıdır".
Obama, Afrika kökenli esmer teniyle, Sam Amca'nın dünyayı egemenliği altına alma savaşının, siyahi Afrika cephesinde.. yalnız bırakılmamış.. Müslüman Afrika ayağına, empati dağıtmak için, Gülen cemaati işbirliği temin edilmiştir.
Türkiye'nin, Afrika'ya ticaret açılımı ve Başbakan Erdoğan'ın çıkartmaları, bu bağlamda değerlendirilmelidir. Bu işbirliği devam etmektedir.
Afrika'daki son gelişmeler, terazinin kefesindeki Amerika'nın ağırlığının arttığıdır. Amerikan askeri gücü sistematik olarak, Afrika Kıtası'nın özellikle güneyinin, doğu ve batısına konuşlanmaktadır.
Afrika'daki bu gelişmelerden sonra Hindistan ve Çin'e karşı "Pakistan - Afganistan" birlikteliği Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ın öncülüğünde, ABD emrine alınmıştır.

KUZEY IRAK'TA KİREMİTLER YERLEŞİYOR
Obama, yüklendiği misyonun ikinci etabında hızla pedal çevirmektedir. Bu; Müslüman Alem ağırlıklı, Ortadoğu etabıdır.
Kuzey Irak'ta, çatısına Amerikan Bayrağı çekilmiş, Kürt Devleti'nin kiremitleri, yerleştirilmeye başlanmıştır.
Ortadoğu etabında, Müslümanların sempatisini kazanmak için, vitrinindeki yüzde yüz Hıristiyan Obama gitmiş, O'nun yerine.. Kahire'de konuşmasına "Esselamüaleyküm" diye başladığı için.. neredeyse Müslüman ilan edilecek.. öldüğünde cenaze namazı kılınacak.. Hüseyin Efendi(!) gelmiştir..

TÜRK MİLLETİNE SORUN BAKALIM
Kahire Üniversitesi'nde, "Hüseyin'i konuşturan" Obama'nın, bu manevrasına kaç mümin inanır da kanar, bilemem. Rahmetli Hacı annemle babam sağ olsalardı, ne söyleyeceklerini biliyorum?
Sam Amca yandaşı medya ile işbirlikçilerin, özellikle türban konusunda, Hüseyin Efendi'ye dört elle sarılacaklarını şimdiden görür gibiyim. Hüseyin sünnet olsun, beşibiryerde takmazsam namerdim.
Obama takımının, dünyanın dört bir yerinde, sırf Müslüman oldukları için, masum insanlara nasıl davrandıkları ortada iken.. Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu sınırlarının Kürdiye ve Ermeniye haritası, Pentagon'da asılı dururken.. sizi bilmem ama benim midem bulandı.
Müslümanlık bu kadar ucuz mu? Müslümanlar, bu manevrayı yutacak kadar aptal mı?
Bu iki sorunun yanıtını doğru veremeyenleri, bence İmam Hatip Liseleri'nden mezun etmemek lazım.
Bu yazıyı, benden istendiği gibi Çarşamba günü yazsaydım, Perşembe günü konuşan Obama'yı atlamış olacaktım. Bu da bana yakışmayacaktı.
Pazar günü sabahından itibaren, okurun eline geçmeye başlayan Aydınlık'ta, bir hafta boyunca bayatlamayacak yazımı..11 gün öncesinden fırına vermem mümkün değil.
Değil çünkü, hem dünyada, hem Türkiye'de olayların nasıl hızla gelişip, değiştiğini görüyoruz.
Başbakan ve Cumhurbaşkanı, "Kürt açılımı" makamından, PKK'ya Amerikan notalarına bakarak "Kürt taksimi" yapıyor. Sanırım Kürdi-i Hicazkar makamı ile Kürt emellerini birbirine karıştırıyorlar.
Kürt milliyetçiliği ve ayrımcılığı yapan, kurtarılmış bölge arayan, PKK'ya yandaş çıkanları mutlu etmek istiyorsanız, yapmayın derim.
Sorun bakalım Türk Milletine ne diyecek? Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ı mı onaylayacak... yoksa; "Arar bulur yok ederim" diyen, Genelkurmay Başkanı Başbuğ Paşa'yı mı?
Siz isterseniz bunu, İsrail'in Ankara Büyükelçisi ile İstanbul Başkonsolosu'na sorun. Mayınlı arazi kanunu ile Kürt açılımı, ne de olsa, ancak onlardan sorulabilir.
SON SÖZ: Aydınlık, baskı günü politikası değişinceye kadar, sağlıcakla kalın.