Ekonomist Arda Tunca: Petro-dolar sistemi ülkeleri krize sokuyor
Petro-dolar sisteminin yarattığı olumsuzluklara işaret eden Arda Tunca, 'Bu manzaraya ben de itiraz ediyorum ama realite bu' dedi.
Söyleşimizin ilk bölümünde 2008 krizinin, neoliberal politikaların bir sonucu olduğunu belirten ekonomist Arda Tunca, "Tek dişi kalmış bir canavar" olarak nitelendirdiği neoliberal anlayışın çöktüğünü ifade etti. İkinci bölümde ise ekonomist Arda Tunca sorularımıza verdiği yanıtlarda, ABD dolarının rezerv para olmasının ülkeler üzerinde yarattığı olumsuz etkiye işaret etti. İşsizlik sorusu ile başlayıp, sermaye kontrolleri öngörüsü ile devam ettiğimiz söyleşimizin ikinci kısmını dikkatinize sunuyoruz.
PİYASA YERİNE İNSAN ÖNE ÇIKMALI
- 29 Buhranını anımsatan 2020 koronavirüs krizi ile beraber ciddi bir işsizlik gündeme geldi. Ekonomiler bununla nasıl baş etmeli, küresel anlamda nasıl bir dalgalanma bekliyorsunuz?
ABD’de son altı haftada işsizlik maaşı başvurusu yapan insan sayısı toplam olarak 30 milyon kişi oldu. ABD, Kovid-19 öncesinde yüzde 3.5’lik işsizlik oranı ile son 50 yılın en düşük işsizlik oranını yaşıyordu. İşsiz sayısı 5.8 milyon kişi idi. Altı haftada 35.8 milyon kişi oldu toplamda. Böylesine bir çöküşe bu kadar kısa süre içinde çare bulmanın pek mümkün olamadığı gerçeğini de görmemiz lazım. Ancak, herkesin temel gıda ve sağlıkla ilgili ihtiyaçlarını sağlayacak her şey her ülkede yapılmak zorunda. Uluslararası kuruluşlar ve örgütler de devreye girdi. Devletin devletliğini yapması gereken günler, dönemler bunlar. Yapmak da zorunda. Bu mekanizma insanlar için var. Ayı ve boğa piyasaları kendi içinde görülmemiş bir volatilite/dalgalanma koyuyor ortaya. Fakat, o kadar volatiliteyi kaldıramayacak bir de insan faktörü var. Devletlerin, insan faktörü ile hiç ilgilenmedikleri kadar ilgilenmek zorunda oldukları bir dönem bu.
KONTROL MÜ, MORATORYUM MU?
- Bir finans kuruluşunun ekonomisti sermaye çıkışlarına dikkat çekerek gelişen ülkelerin sermaye kontrollerine gidebileceğini dile getirdi. Böyle bir yöntem finansal sistemde nasıl bir gedik açar?
Kişiyi bilmiyorum ve neye istinaden bunu ifade ettiğini de bilmiyorum. Ancak, uluslararası sermaye hareketlerinin kabul etsek de, etmesek de ekonomilere finansman sağladığı yapılarda sermaye kontrolüne gitmek bir daha o ülkeye yabancı sermaye girişi olmayacağı anlamını taşır. Yabancı yatırımcının güven kaybettiği bir durum oluşturur. Dünyadan izole olmak anlamını taşır. Önemli olan, uzun vadeli giriş yapma özelliği olan doğrudan yatırımları ülkeye çekmektir. Sermaye kontrolü ile bu olasılığı da ortadan kaldırırsınız. Herhangi bir ülke, borcunu ödeyemez duruma düşerse, moratoryum ilan etmesi dahi sermaye kontrolü getirmekten daha az olumsuz bir durumdur. Hiçbir ülkenin böyle bir şeyi düşünmemesi tavsiye edilir. Kaynak yaratmaya çalışmak ve eğer ihtiyaç varsa, borç anlaşması yapmak yerine sermaye kontrolü getirmek uzun vadede o ülkeye çok zor koşullar getirir. Hafızalardan kolay kazınmaz.
(Yazarın notu: Londra'da Citigroup gelişen piyasalar ekonomi biriminin yöneticisi David Lubin "Politika yapıcıların, insanların ve ürünlerin dolaşımının kısıtlandığı gibi, sermaye hareketlerini kısıtlamaya başlayacakları bir dünyaya yaklaştığımıza dair makul bir tez var. Bir başka deyişle sermaye kontrolü denemeleri bize muhtemelen bir adım daha yaklaştı.")
'KOŞULLARIN OLUŞMASI LAZIM'
- Tek bir ülkenin yani ABD'nin para birimine dünyanın bu kadar bağımlı olması, bu krizde de gördük ki, ciddi sıkıntılar yaratıyor. 2020 krizi ile beraber petro-dolar sisteminin yerine başka bir parasal mekanizmanın geleceğini söyleyebilir miyiz?
Gelmek zorunda ama nasıl olacak? Biliyoruz ki FED’in para politikası uygulamaları tüm dünya ekonomilerini derinden etkileyecek güce sahip. Dolar, rezerv para özelliğine sahip ve küresel ticaretin ana aktörü konumundaki para birimi. Yerel para birimleriyle uluslararası ticaret yapmak teknik olarak mümkün ama bunun çok başka ekonomik ve siyasi koşullarının oluşması lazım. Ülkeler, karşılıklı olarak merkez bankaları üzerinden gereken likiditeleri birbirlerine sağlayabilecekler mi? O ülkelerde ticaret yapan firmalar dolar dışındaki para birimleriyle alım-satım yapmaya razı mı?
'FED, LATİN AMERİKA'YI KRİZE SOKTU'
Doları yöneten FED, çok uzun yıllardır kendi para birimini yönetirken başka ülkeler üzerinde çok derin ekonomik etkiler yaratabiliyor. Hatta, özellikle gelişmekte olan ülkelerde politika alternatifsizliği yaratıyor. FED’in faiz artırımları, Başkan Volcker döneminde Latin Amerika’yı krize sokmadı mı? 2008’den sonra bol dolar likiditesi ile gelişmekte olan ülkeler küresel büyümenin motoru konumuna gelmişken, FED’in 2015-2018 döneminde artırdığı faizler yine gelişmekte olan ülkelerde kurları yükselten, bu ülkelerin büyüme performanslarını aşağı çeken, mali borçların ödenmesi konusunda zorluk yaratan bir unsur olmadı mı? Bu koşullar, kur şoku yaşayan gelişmekte olan ülkelerde şirketlerin odağını üretimi geliştirmek ve kalkındırmaktan çok borç azaltmaya kaydırıyor. Bu şartlarda yaşayan şirketlerin uluslararası rekabette gelişme şansı var mı? Politika alternatifsizliğini de bu saydığım olumsuz koşullar bütünü olarak ifade ediyorum. Bu manzaraya ben de itiraz ediyorum ama realite bu.
'DEĞİŞTİREBİLECEK TEK GÜÇ ÇİN AMA...'
Ölçeği itibarıyla, küresel boyutta karşımızda duran bu olguyu değiştirebilecek tek güç Çin gibi duruyor ama daha çok zaman var böyle bir gelişmeye. Çin, henüz böyle bir anlamda liderlik yapabilecek noktada değil. Avronun bir miktar doların ardından geldiğini görsek de, avro da kendi yapısal sorunları ve Avro Bölgesi ülkelerinin eş güdümlü olmayan politikaları nedeniyle önemli bir alternatif yaratamadı. Bu konu, ekonomi, uluslararası ilişkiler, küresel güç gibi sadece ekonomiyle ilgili olmayan çok sayıda parametreye bağlı.
GÖRÜŞ: SERMAYE ÇILGINLIĞINA KARŞI YÖNLENDİRME ŞART
Ekonomist Arda Tunca, sermaye kontrolleri konusundaki sakıncalara işaret ediyor. Bu riskler elbette var. Ancak söyleşimizin dün yayınlanan ilk bölümünde kendisinin de vurguladığı üzere, 2019’da küresel boyutta negatif faizli bono ve tahviller 17 trilyon dolar ile rekor bir düzeye ulaştı. Dünyada riskten kaçınma eğilimi hat safhada. Sermaye gözünün üstünde kaşın var diyerek kaçıyor. Yine Tunca'nın söyleşimizde dikkat çektiği üzere FED'in politikaları ve tek rezerv paraya olan bağımlılık ülkeleri bu sermaye akımlarındaki terse dönüşle krize sokarken, genişleme dönemlerinde de yerel paraları değerlendirerek ülkeleri borca batırıp, ithal cennetine çeviriyor. Bu anlamda sermaye akımlarına sınırsız serbestlik tanımak ne derece doğru? Sıkı bir kontrolün de elbette bir bedeli olacak. Ancak sermaye yönlendirmesi veya Tobin Vergisi gibi uygulamalar da ülkelerin sert sermaye hareketlerine karşı kendilerini savunmasını sağlayacaktır.
IMF'DEKİ ÇİN ETKİSİ ARTTI
Ekonomist Tunca, Çin'in zamanının henüz gelmediği görüşünde. Ancak yazarımız Hakan Toprkurulu, "Kaddafi’nin rüyası gerçek oluyor" başlıklı yazısında "petro-yuan"a işaret etmişti. IMF Yönetim Kurulu, Çin'in ulusal para birimi renminbiyi 1 Ekim 2016 tarihinden itibaren SDR sepetine dahil etti. Böylece Çin'in ulusal parası, IMF'nin beş para biriminden oluşan SDR sepetinde içinde ağırlık olarak üçüncü sırada yer aldı. Çin'in finansal sistemdeki ağırlığını artırmasıyla SDR'deki gücü de artacak. Bugün ülkelerin dış finansman ihtiyaçlarını karşılamak için dolar yerine SDR kullanılması finansal krizlerin önlenmesi anlamında çok daha etkili olabilir. Ancak bunun için ABD'nin, IMF'deki veto gücünün elinden alınarak, G20'nin eşit söz hakkı olduğu bir IMF Yönetimi gerekiyor.