Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında devam eden kazılarda, Agora'nın Kuzey Caddesi üzerinde geçen yıl keşfedilen ve "Mozaikli Oda" olarak adlandırılan yapıda çalışmalar sürdürülüyor.
Yaklaşık 5 metreye 2,5 metre ölçülerindeki mozaik taban, iç içe geçmiş 12 köşeli panolarla oluşturulan geometrik desenlerden oluşuyor.
Üçgen ve kare biçimlerinin yanı sıra çeşitli bitkisel bezemeler de kompozisyonda yer alıyor.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Türk İslam Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, kazıların Smyrna Agorası ve tiyatro çevresinde yoğunlaştığını belirtti.
Geçen yıl mozaiğin bir bölümünün ortaya çıkarıldığını hatırlatan Ersoy, bu sezon yapılan çalışmalarla yapının tamamına ve bağlantılı yeni bölümlere ulaşıldığını ifade etti.
Mozaiğin milattan sonra 4 ile 6. yüzyıllar arasına tarihlendirildiğini aktaran Ersoy, "Bununla bağlantılı olarak da mekanı sınırlayan duvar izlerine rastladık.
Mozaiğin üzerinde 19. yüzyılda Osmanlı döneminde bir yapılaşmanın olduğu ve mümkün olduğunca da bu mozaik döşemeye zarar verilmeden yeni mekansal kurgunun oluşturulduğunu değerlendiriyoruz." dedi.
KALP BİÇİMLİ SARMAŞIK YAPRAĞI DİKKAT ÇEKİYOR
Ersoy, mozaikteki motiflerin yalnızca estetik amaç taşımadığını, aynı zamanda güçlü sembolik anlamlar içerdiğini vurguladı.
Özellikle kalp görünümündeki sarmaşık yaprağının öne çıktığını belirten Ersoy, kalbin aşk sembolü olarak kullanımının sanıldığı kadar eski olmadığını söyledi.
"Kalbin bilinirliği ve bunun sevgi ve aşkı ifade ettiği aslında erken dönemlerde çok açık değil.
Rönesans ile birlikte kalbin resimlerde bir aşk sembolü olarak ortaya çıktığını görüyoruz." diyen Ersoy, sarmaşık yaprağının ise Antik Çağ'dan itibaren sadakatin simgesi olarak kullanıldığını ifade etti.
Ersoy, "Sarmaşık yaprağı, ağaçlara, duvarlara sarılır. Aslında sadakatle anlamlandırılmış ve Antik Çağ'dan başlayarak sonraki yüzyıllarda kullanılmış." değerlendirmesinde bulundu.
KORUNMA, BİLGELİK VE KUTSALLIĞIN İZLERİ
Mozaiğin dikkat çeken unsurlarından birinin de "Süleyman düğümü" motifi olduğunu belirten Ersoy, bu sembolün geçmişte bilgelik ve korunma anlamlarıyla ilişkilendirildiğini söyledi.
Defne yaprağının kutsallığı temsil ettiğini, dört yapraklı yoncanın ise sevgi, bereket ve inanç gibi kavramlarla bağlantılı olduğunu kaydeden Ersoy, "Bitkisel motiflere ve geometriye insanoğlu farklı anlamlar yükleyerek, daha çok dinsel, koruma ve nazar anlamları vererek bugüne kadar taşıdı." ifadelerini kullandı.
İzmir'in Helenistik ve Roma dönemlerinde sanat, düşünce ve kent yaşamının önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Ersoy, kent merkezinde yeni bir mozaik döşemenin ortaya çıkarılmasının arkeolojik açıdan önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.
MOZAİK YÜZYILLAR SONRA YENİDEN YAŞAMIN PARÇASI OLDU
Kazılarda elde edilen bulgular, mozaiğin bulunduğu alanın 19. yüzyılda yeniden kullanıldığını ortaya koydu.
Osmanlı döneminde inşa edilen yapının, mozaik zemine büyük ölçüde zarar verilmeden oluşturulduğu belirlendi.
Ersoy, geçmiş dönem insanlarının mozaiği korumaya özen gösterdiğini ifade ederek, "Dönemin insanının bilinçli olarak koruduğunu söyleyebiliyoruz çünkü çok az hasar var.
Erken Cumhuriyet ve Geç Osmanlı dönemlerine ait torbalar, tencereler, toprak kaplar bulduk. Mekan, 1500 yıl sonra yeniden yaşatılmış." dedi.
Kaynak: AA