Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Manisa Şehir Hastanesi’nde vatandaşları bilinçlendirmeye yönelik bir etkinlik düzenlendi. Hastanenin Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Elif İlkay Yüce Ersoy, kalp sağlığının korunmasıyla ilgili önemli tavsiye ve uyarılar paylaştı.
Kalp hastalıklarının Türkiye’de ve dünyada ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer aldığını dile getiren Uzm. Dr. Ersoy, bu rahatsızlıkların çoğunun önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
Düzensiz yaşam biçimi, yoğun stres, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve sigara kullanımının kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirterek, bu konularda daha bilinçli ve dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.
Kalp hastalıklarının bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini kaydeden Ersoy, "Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi şikayetleriniz olduğunda mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız gerekmektedir. Bu belirtileri asla ihmal etmeyin. Erken tanı hayat kurtarır." dedi.
Ersoy, kalp sağlığının düzenli kontroller ve basit yaşam tarzı değişiklikleriyle korunabileceğini belirterek, vatandaşlara sağlık kontrollerini aksatmamaları yönünde çağrıda bulundu.
Sözlerini ise şu ifadelerle tamamladı: “Unutmayın, kalbiniz hayatınızın en güçlü ritmidir. Onu korumak için geç kalmayın. Sağlığınızı ihmal etmeyin. Biz kardiyoloji hekimleri olarak hem koruyucu hem de takip edici süreçte yanınızdayız. Gerekli durumlarda bize başvurmaktan çekinmeyin.”
Öte yandan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar" dedi.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, şu açıklamaları yaptı:
"Yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle yaşam tarzımızı sağlıklı alışkanlıklarla şekillendirmek kalp hastalıklarının gelişimini engellemenin en etkili yoludur. Kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi yaşam süresini uzatırken, komplikasyon risklerini de azaltır. Düzenli sağlık kontrolleri ve kardiyolojik muayeneler, potansiyel sorunların zamanında tespit edilmesine imkan tanır. Ayrıca, stres yönetimi ve yeterli uyku alışkanlıkları da kalp sağlığını korumada, önemli faktörler arasında yer alır. Bireylerin kendi sağlık durumlarına dikkat etmeleri ve gerektiğinde uzman hekimlere başvurmaları uzun vadede kalp sağlığını güvence altına alır. Son olarak toplum olarak kalp sağlığını ön planda tutmak ve bilinçlendirme çalışmalarını arttırmak büyük önem taşır. Kamu sağlığı programları ve eğitim seminerleriyle farkındalık oluşturmak kişilerin risk faktörlerini anlamasını ve korucuyu adımlar atmasını sağlar. Her bireyin katkısıyla daha sağlıklı bir toplum inşa etmek mümkündür. Sağlıklı yaşam biçimlerini benimsemek ve kalp sağılığını korumak hem bireysel hem de toplumsak düzeyde sürdürülebilir bir yaşamın anahtarıdır. Kalbinize değer verin, içinde sevdikleriniz var"
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Prof. Dr. Telat Keleş, yaptığı açıklamada, halı saha gibi yoğun efor gerektiren sporların, fark edilmeyen kalp hastalıkları açısından risk oluşturabildiğini belirterek, bu durumun ani sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.
Yoğun efor gerektiren spor esnasında ortaya çıkabilecek kalp hastalıklarına dikkati çeken Prof. Dr. Keleş şunları söyledi:
, "Haftada bir halı saha maçı gibi amatör olarak spor yapan kişilerde müsabaka sırasında gelişen bazı hastalıklar ritim bozukluklarına neden olup ani ölümlere yol açabiliyor."
"Gençlerde en sık ani ölüm nedenlerinden biri 'hipertrofik kardiyomiyopati' dediğimiz kalp kası hastalığıdır. Toplumda 500 kişiden birinde görülen nadir olmayan bir durumdur ve hangi yaşta ortaya çıkacağı da öngörülemiyor."