Dünyada ve Türkiye'de ölüm nedenleri listesinde ilk sıralarda yer alan kalp ve damar hastalıkları, çoğu zaman "ani bir atak" olarak görülse de vücut aslında önceden pek çok sinyal gönderiyor.
Prof. Dr. Okay Abacı, kalbi besleyen koroner damarların tam tıkanmasıyla sonuçlanan kriz öncesinde, hastaların büyük bir kısmında aylara yayılan öncü belirtiler görüldüğünü ifade etti.
Kalp krizinin en karakteristik belirtisinin göğüs ağrısı olduğunu belirten Prof. Dr. Abacı, bu ağrının niteliğine dair şu detayları paylaştı:
"Bu ağrı çoğu zaman göğsün ortasında baskı ya da sıkışma şeklinde hissedilir. Özellikle eforla ortaya çıkıp dinlenmekle geçen göğüs ağrıları, kalp damarlarında darlık olabileceğinin önemli bir göstergesidir."
Abacı, ağrının sadece göğüsle sınırlı kalmayabileceğine; çeneye, sol kola, omuza veya sırta yayılan ağrılara eşlik eden nefes darlığı, çabuk yorulma, terleme ve mide bulantısı gibi şikayetlerin de ciddiye alınması gerektiğine dikkat çekti.
Kalp krizinin her zaman şiddetli ağrılarla kapıyı çalmadığını hatırlatan Abacı, şeker hastalarını özel olarak uyardı.
"Sessiz kalp krizi" riskine değinen Prof. Dr. Abacı, diyabet hastalarında sinir hasarı nedeniyle göğüs ağrısının hissedilmeyebileceğini, bu durumun teşhisi geciktirerek hayati risk yarattığını belirtti.
Bu nedenle risk grubundaki bireylerin düzenli kontrol yaptırmasının hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı.
Kalp sağlığını korumanın yolunun yaşam tarzı değişikliklerinden geçtiğini hatırlatan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Okay Abacı, kalp krizi riskini artıran temel unsurları şöyle özetledi:
Yüksek kolesterol ve diyabet
Hareketsiz yaşam tarzı ve aşırı kilo
Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin kalp sağlığındaki önemine değinen Abacı, eforla ortaya çıkan ve tekrarlayan her türlü şikayette vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlatarak sözlerini tamamladı.