Uluslararası Para Fonu (IMF), Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) analizleri, Katar Ulusal Planlama Konseyi (NPC) ve Dünya Bankası verilerine göre; bölge ülkelerinde yıllardır süregelen "ekonomik çeşitlendirme" çabalarına rağmen petrol ve doğalgaz sektörü halen ekonominin ana taşıyıcısı konumunda bulunuyor.
2025 yılı verileri ve bölgesel tahminler ışığında Körfez ülkelerinin ekonomilerinde petrol ve doğalgazın payı şu şekilde…
Kuveyt: Ülke ekonomisinin yüzde 55 ile yüzde 57 arasındaki kısmı petrol ve doğalgaz gelirlerinden oluşmaktadır.
Umman ekonomisinin yüzde 45 ile yüzde 50’lik bölümü enerji sektörüne dayalıdır.
Suudi Arabistan: Krallığın GSYH payında petrol ve doğalgaz yüzde 35 ile yüzde 37 arasında yer tutmaktadır.
Katar ekonomisinde enerji sektörünün payı yüzde 34 ile yüzde 35 seviyelerindedir.
Birleşik Arap Emirlikleri: Ekonomik çeşitliliğin en yüksek olduğu ülkelerden biri olan BAE'de petrol ve doğalgaz payı yüzde 27 ile yüzde 30 civarındadır.
Bahreyn ekonomisinin yüzde 25 ile yüzde 30'u petrol ve doğalgaz gelirlerine dayanmaktadır.
Yemen'in GSYH oranında enerji sektörünün payı yüzde 20 ile yüzde 30 bandında seyretmektedir.
İran, diğer Körfez ülkeleriyle kıyaslandığında daha çeşitlendirilmiş bir sanayi altyapısına sahip olsa da ekonomik istikrarın yüzde 25-30 oranında doğrudan petrol ve doğalgaza bağlı olduğu belirtiliyor.
Açıklanan verilere göre Kuveyt, ekonomisinin yaklaşık yüzde 60'ını doğrudan petrol ve doğalgazdan elde ederek bölgedeki en yüksek enerji bağımlılığına sahip ülke olarak öne çıkıyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki krizin büyümesi, bu yüksek oranlar nedeniyle küresel enerji arzı ve bölge ülkeleri üzerinde doğrudan ve sert bir etki yaratabilir.