Türkiye tarihinin en karanlık gerici kalkışmalarından biri olan 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı'nın üzerinden tam 33 yıl geçti.
Pir Sultan Abdal Şenlikleri için kente gelen aydınların, sanatçıların ve gençlerin kaldığı Madımak Oteli'nin kuşatılarak ateşe verilmesi, hafızalardaki tazeliğini ve acısını koruyor.
Aydınlık Gazetesi Başyazarı Aziz Nesin’in, Salman Rüşdi’nin "Şeytan Ayetleri" kitabını çevirerek gazetede yayımlamasını bahane eden gerici odakların haftalar öncesinden başlattığı bu organize tertip, katliamın yıl dönümünde bir kez daha NATO güdümlü Amerikancı Gladyo unsurlarının ve işbirlikçi basının maskesini düşürüyor.
Büyük usta Aziz Nesin, o gün odasında çaresizce beklerken yanındaki Lütfi Kaleli’ye tarihe geçecek şu sözleri fısıldamıştı:
"Beni şu yatağa yatır, bu güruha kötü bir ceset vermek istemiyorum. Korkarak ölen bir adam gibi görünmeyeyim. Köşeye büzüşmüş bir adam gibi ölmeyeyim."
İtfaiye merdiveninden indirilirken bile dönemin Refah Partisi Meclis Üyesi Cafer Özçakmak ve etrafındaki güruh tarafından linç edilmek istenen Nesin, katliamdan iki gün sonra Ankara’da düzenlediği basın toplantısında oyunun büyüklüğünü şu netlikle özetlemişti:
"Ben orada sadece küçük, basit bir bahaneyim. Ben olmasaydım da bu katliam gene olacaktı."
Katliamın hemen ardından, dönemin Amerikancı ve liberal basını suçu katillere yüklemek yerine faturayı Aziz Nesin’e ve Sivas Valisi Ahmet Karabilgin'e kesmek için adeta bir kışkırtma yarışına girdi.
Bu karartma operasyonunun merkez üssü, o yıllarda devletin kılcal damarlarına sızmaya başlayan ve ABD-NATO-Gladyo desteğiyle palazlandırılan FETÖ’nün yayın organı Zaman Gazetesi oldu.
Zaman, katliamın hemen ertesi günü "Birliğimize tahrik darbesi" ve "Apaçık ihmal ve tahrik" manşetleriyle çıkarak halkı katledenleri aklamaya çalıştı.
Hatta hedef saptırmak amacıyla, kente "Güneydoğu’dan gelen 40 kişilik şüpheli bir grubun" sızdığı yalanını yayarak tam bir Gladyo taktiği uyguladı. Dava sürecinde de boş durmayan gazete, "Madımak’ı sarhoşlar yaktı" diyerek organize şeriatçı terörü basitleştirmeye çalıştı.
Bu hain kışkırtma korosuna dönemin merkez medyası da güçlü destek verdi.
Hürriyet’te Emin Çölaşan "belli kesimleri rencide etmek son derece yanlıştır" diyerek katilleri mazur gösterirken, Sabah’ta Ahmet Vardar "Adından başka hiçbir tarafı 'Aziz' olmayan bu insana lanetler yağdırıyorum" diyerek açıkça hedef gösterdi.
Cengiz Çandar ise "Bu ülkede kan dökülmesinin provokasyonunu yapan gazete ve başyazarı Aziz Nesin’in benzeri olaylara çanak tutmasına seyirci mi kalınacak?" yazarak tertip odaklarını aklamaya çalıştı.
Dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in "Olaya katılan vatandaşlarımızdan hiçbirine bir zarar gelmedi" müjdesi ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in "Olayda ağır tahrik var" saptaması, devlet aklının o gün katliama nasıl göz yumduğunu belgeliyordu.
Sivas’ta sahneye konulan dehşet, basit bir toplumsal galeyan değil; doğrudan Atatürk Cumhuriyeti’ni tasfiye etmeyi amaçlayan 4 ayaklı stratejik bir saldırıydı. Şeriatçı grupların saatlerce "Şeriat istiyoruz", "Müslüman Türkiye" sloganları atması ve Sivas Kongre Binası önünde "Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak" diye haykırması, ilk hedefin Laik Cumhuriyet olduğunu gösteriyordu.
İkinci olarak, gösteriler sırasında Kongre Müzesi önündeki Atatürk büstünün parçalanarak yerde sürüklenmesi doğrudan Mustafa Kemal Atatürk’e yönelmiş bir nefretti. Üçüncü hedef ise Pir Sultan Abdal ve Alevilerdi; Aydınlık Gazetesi ve İşçi Partisi’nin öncülüğünde kente dikilen Pir Sultan Abdal heykeli gericiler tarafından yakılıp sürüklendi.
Son olarak, Atatürkçü etkinlikleriyle tanınan Vali Ahmet Karabilgin nezdinde devletin kendisi hedef alındı. Yalnız bırakılan Vali, basiretsizliğe zorlanarak etkisizleştirildi.
21 Ekim 1993’te başlayan Madımak davası, adalet sisteminin en büyük utançlarından birine dönüştü. Katliam dosyası 2 Temmuz 2012’de "zamanaşımı" gerekçesiyle tamamen düşürüldü. Bugün katliamın yıl dönümünde; Metin Altıok, Asım Bezirci, Behçet Aysan, Asaf Koçak, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin ve kaybettiğimiz tüm canlarımızı saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
Aziz Nesin, 1993’te şu tarihi ve sarsıcı uyarıyı yapmıştı:
"Bu gericiliğe verilen ödün devam ederse, inanın bunlar bu Başbakan’ı saçından, Süleyman Demirel’i kravatından tutup sürüklerler!"