Üniversiteliler başkanlığa karşı

Üniversiteliler başkanlığa karşı

11.1.2017 17:54

15 Temmuz FETÖ darbesinden sonra bölücü ve gerici teröre karşı birlik olan Türkiye başkanlık dayatmasıyla bölünüyor. Türkiye'nin dinamik kuvveti üniversitelilere mikrofon uzattık ve fikirlerini sorduk. Öğrencilerin yüzde 88'i başkanlığa karşı olduğunu belirtti. (Fotoğraf: 29 Ekim 2016'da Türkiye Gençlik Birliği ve Türkiye Liseliler Birliği önderliğinde binlerce yurtsever 'Başkanlığa Hayır Yaşasın Cumhuriyet' sloganıyla Güvenpark'tan Anıtkabir'e yürümüştü.)

GENÇLİK SERVİSİ

Başbakan Binali Yıldırım ve MHP lideri Devlet Bahçeli arasında varılan anlaşma çerçevesinde hazırlanan ve Meclis Anayasa Komisyonu’nda kabul edilen 18 maddelik anayasa değişikliği tasarısı Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı. Cumhurbaşkanlığı sistemi adı altında getirilmek istenen 'Denetimsiz başkanlık sistemi' uzun süredir Türkiye'nin gündeminde. Meclis'e gelmesiyle artan tartışmalar toplumun bütün kesimlerinde devam ediyor. Bu tartışmanın en yoğun yaşandığı yerlerden birisi de üniversiteler. Aydınlık Gençlik ekibi olarak toplumun geleceğini oluşturan öğrencilerin başkanlık sistemi hakkındaki görüşlerini konuştuk.

YÜZDE 88'İ BAŞKANLIĞA KARŞI

Türkiye'nin dört bir yanında bulunan 23 üniversiteden bin 288 öğrencinin fikirleri ağırlıklı olarak başkanlık sisteminin Türkiye'nin önceliği olmadığı yönünde. Yerleşkelerdeki gönüllü muhabirlerimiz aracılığıyla yaptığımız araştırmada çıkan sonuçlar göre; öğrencilerin bin 146'sı başkanlığa karşı, 98'i başkanlık sistemini destekliyor, 44'ü ise kararsız durumda.

ÖNCELİKLİ SORUN DEĞİL

Başkanlık sistemini desteklesin veya desteklemesin, öğrencilerin neredeyse tamamı başkanlığın Türkiye'nin öncelikli sorunu olmadığını ifade etti.  'Türkiye'nin en önemli sorunu nedir?' sorusuna en çok verilen cevap ise terör oldu. Gençler, Türkiye'nin öncelikle bölücü ve yobaz terörle mücadelesinin başarıyla tamamlanması gerektiğini savunurken terörün arkasında ABD'nin olduğunu belirtti. Ekonomi, eğitim, adalet, özgürlüklerin kısıtlanması ve işsizlik de tespit edilen sorunlar arasındaydı.
Öğrencilerden aldığımız görüşler şu şekilde: 

BU SİSTEM ÜLKEYİ BÖLER

- Anadolu Üniversitesi öğrencisi Serkan: Başkanlık süreci sürekli revizyona gidiyor. Halktan tepki geldikçe isimde değişikliğe gidilmeye devam edilecek sanırım. Önceden başkanlık sistemiydi şimdi cumhurbaşkanlığı. Bence gündemimiz bu değil. Bu sistem ülkeyi böler.

- Osmangazi Üniversitesi öğrencisi Yunus Emre Özgün: Bence olmaması gerekiyor. Çünkü hem bizim toplumumuza uygun bir sistem değil hem de TBMM devre dışı kalacak. O zaman demokrasinin ne anlamı olacak?

- Anadolu Üniversitesi öğrencisi Polat: Sistem kesinlikle çok yanlış. Modernleşmiş krallığa çevrilmek isteniyor. Her şey cumhurbaşkanının elinde, ne isterse yapabilecek. Devlet Bahçeli'nin bu sisteme niye destek verdiğini anlayamadım.

- Bilkent Üniversitesi öğrencisi Aslı Tarhan: Başkanlık sistemi, milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda milleti bölmekten başka hiçbir işe yaramaz. Parlamenter sistemden sapmak cumhuriyet değerlerinin kaybına yol açar. Güçlerin ayrılığı, millet egemenliğinin teminatıdır.

- Ankara Üniversitesi DTCF öğrencisi Taha: Devlet bürokrasisini empati yapmaya davet ediyorum. Başkanlık sistemi Tayyip Erdoğan gelecek diye getirilmek isteniyor. Başka bir lider olduğunda da gelmeli diyorlarsa oturup tartışalım.

- Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Berke Kaya: Yönetim tek elden olmamalı. Bu yüzden başkanlık sistemi ülkemizde olmamalı. Güçler ayrılığı ilkesi Mustafa Kemal Atatürk'ten kalan bir mirastır. Ve Cumhuriyet'in bize en büyük hediyesidir. Bunu korumalıyız.

- ODTÜ öğrencisi Halil Can Arıoğlu: Başkanlık sistemi, eşitliğin ve özgürlüğün temeli olan Cumhuriyet'i yıkmaktır. Başkanlık varsa eşitlik ve özgürlük yoktur. Çünkü bütün milleti ilgilendiren ve etkileyecek kararları tek kişi alacak.

- ODTÜ öğrencisi Mustafa Berk Sesli: Başkanlık sistemi, cumhurbaşkanının yetkilerini arttırdığı gibi TBMM'nin denetleme yetkilerini de elinden alıyor. Kısacası Meclis'i işlevsizleştirmeye götüren bir sistem. Oysa ülkemiz tarihinde açıkça görüldüğü gibi devrimler Meclislerin açılması ile yapılır, Meclislerin varoluşu ülkemizin bağımsızlığı için en kuvvetli iradedir. Ülkemiz, emperyalist kuvvetlerin güdümündeki terör örgütleri ile savaşıp bağımsızlık mücadelesi verirken meclisin yetkilerinin kısıtlayıp bir kişinin yetkilerini arttıran bu sistemi kabul etmek mümkün değildir.

- Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi Güler Başlıoğlu: Meclis'in yetkilerini ortadan kaldıran bir uygulama. Meclis de Türk milletini temsil etme sorumluluğuyla bu uygulamaya karşı çıkmalı. Türkiye zor günler yaşıyor. Bu zor günleri Meclis'in yetkilerini kaldırarak, milletin iradesine karşı çıkarak atlatamayız. En çok milletvekiline sahip olan AKP de o yüzden dikkat etmeli.

- İsmini vermek istemeyen Aydın Adnan Menderes öğrencisi: Başkanlık sistemi parlamentonun hiçe sayılmasıdır. İyi bir yönetim biçimi değildir, modern padişahlıktır.

- Gazi Üniversitesi öğrencisi Hazal Yılmaz: Atalarımızın uğruna binlerce şey feda ettiği Cumhuriyet yerine başkanlık sistemi getirilmesine karşıyım. Çünkü böylesine oturmuş bir düzeni bir anda değiştirmenin çok yanlış ve demokrasiye aykırı olduğunu düşünüyorum. Dahası, bana göre, halkımız bu konuda yeterli bilgiye sahip değil. Hiçbirimiz değiliz.

- Kırıkkale Üniversitesi öğrencisi Bekir İşleyen: Başkanlık sistemini getirmek, vatan savaşı veren Mehmetçik ve polisimizi arkasından vurmaktır. Eğer İstiklal Savaşı veriyorsak milletimizin birleşmesi gerekir. 1. İstiklal Savaşı'ndaki gibi önce kuruluş, sonra kurtuluş.

- Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Fırat Polat: Cumhurbaşkanlığı sisteminin günümüz koşullarında tartışılması bile gereksizdir. Başkanlık, dikta kılığında getirilmeye çalışılıyor. Kaldı ki, Türkiye'nin önceliği özellikle 15 Temmuz'dan sonra bürokrasiyi yeniden inşa etmek, terör ve savaşlara çözüm bulmakken gereksiz ve yorucu, suni bir gündemin içerisindeyiz.

- Pamukkale Üniversitesi öğrencisi Serkan Yılmaz: Başkanlık sistemi gelmiyor, monarşi geliyor. Türk tipi başkanlık adı altında monarşi dayatılıyor. Bu da dikta sistemi olarak karşımıza çıkıyor. Tabiki karşı çıkıyorum başkanlığa.

- Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Gülsüm Karadağ: Başkanlık sistemi milletin iradesine ket vuruyor. Türk milleti, bağımsızlığını, Kurtuluş Savaşı'ndaki inancı ve vatan sevgisi sayesinde elde etmiştir. Bu yüzden, kendini temsil eden Meclis'i ortadan kaldıracak tek adam yönetimine izin vermeyecektir. Sonuna kadar Cumhuriyet rejimini korumamız gerekir diye düşünüyorum. Çünkü başkanlık sistemi, emperyalizmin devletimizin üzerine doğrulttuğu bir silahtır. Tam bağımsız Türkiye için başkanlık sistemine hayır diyorum.

- Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Baran Karabulut: Bu sistem sonuç itibari ile Meclis'in yetkilerini yok ediyor, milleti hiçe sayıyor. Ancak tarih geri gitmez. Türk gençliği tarihte meşrutiyet kavgası, cumhuriyet kavgası vermiştir. Millet hakimiyeti en zor şartlarda da olsa kendi eline almıştır. Yine millet bu sisteme geçit vermeyecektir.

- Karabük Üniversitesi öğrencisi Mehmet Emin Ünal: Başkanlık sistemini Türkiye'ye dayatanların amacı, Türkiye büyük çözüme giderken ayağına çelme takmaktır. Türkiye çözüme güçlü bir Meclis ve milli hükümetle kavuşur.

- Uludağ Üniversitesi'nden ismini vermek istemeyen bir öğrenci: Bir kişinin daha hızlı karar almasının yararı olabilir. Başkanlığa karşı değilim. Ancak Türkiye'nin önceliği teröre karşı birlik, milli seferberlik.

Reklamdan sonra devam ediyor

- Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Fatih Yılmaz: Başkan olacak kişiyi benimseyebilirsem desteklerim. Bugün önerilen de tam olarak başkanlık sistemi değil, cumhurbaşkanlığı sistemi. Bu da tabi kişiye aşırı yetki veriyor. Bunun da kötüye kullanılması gibi bir ihtimal var.

Reklamdan sonra devam ediyor

- Marmara Üniversitesi'nden ismini vermek istemeyen bir öğrenci: Başkanlık sistemi kesinlikle gelmelidir. Başkanlık, artık Türkiye'nin gerekliliğidir. Türkiye için tek çözüm budur.

- İstanbul Aydın Üniversitesi öğrencisi Enise Kökkaya: Türkiye'nin bence en büyük sorunu ekonomi. Başkanlık sistemi gelsin, Türkiye'yi adam akıllı bir kişi yönetsin.

- Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Yasin Yayla: Başkanlık sistemi tabiki gelmemelidir. Çünkü güçlü bir Türkiye için güçlü Meclis şarttır. Meclis halk iradesi demektir. Başkanlık sistemi geldiği takdirde meclisin denetleme yetkisi ortadan kalkacaktır. Bu da halkın iradesinin yok sayılması demektir. Türkiye'nin en büyük sorunu ABD güdümlü terördür. FETÖ, PKK, IŞİD hepsi tek elden yönetilmektedir. Bunlar, ülkemizin bütünlüğünü hedef alan hain yapılanmalardır. Başkanlık ile uğraşmak buradaki mücadeleyi zayıflatır.

Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Aslı Tarhan: Başkanlık sistemi, milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda milleti bölmekten başka hiçbir işe yaramaz. Parlamenter sistemden sapmak cumhuriyet değerlerinin kaybına yol açar. Güçlerin ayrılığı, millet egemenliğinin teminatıdır.

- Ankara Üniversitesi öğrencisi Mert Ak: Atatürk'ün kurduğu Meclisimizi işlevsizleştirecek bu girişimi doğru bulmuyorum. Bu en çok düşmanın işine yarar. O düşmanlar, 15 Temmuz gecesi de Meclis'i hedef aldılar. Tasarının Meclis'ten geçmeyeceğini düşünüyorum. Meclisimiz kendi kendini yok etmemeli. Eğer referandum olursa da hayır oyu vereceğim.


- Ege Üniversitesi öğrencisi Serap German: Başkanlık sisteminin vatan savaşını zayıflatacağını düşünüyorum. Çünkü bir nevi Meclis fesh ediliyor. Meclis, başkanı denetleyemeyecek, yetkiler tek elde toplanacak. ABD'nin ihraç ettiği terör ile mücadele ederken başkanlık ile uğraşmamalıyız.

- Ankara Üniversitesi DTCF öğrencisi Feyza Dede: AKP'nin işine yarayacağını düşünüyorum. O kadar şehitler varken bu gereksiz bir gündemdir. Bir milliyetçi olarak MHP'nin bu sisteme destek vermesini anlayamıyorum.

Reklamdan sonra devam ediyor


Sıradaki Haber
Brzezinski'den ABD'ye tarihi uyarı

Brzezinski'den ABD'ye tarihi uyarı

11.1.2017 16:47

ABD'nin küresel egemenlik stratejisinin mimarlarından Zbigniew Brzezinski güncel bir makalesinde, ABD'nin uluslararası sorunların çözümünde düşmanca bir tutum izlemek yerine Rusya ve Çin ile diyalog geliştirmesi gerektiğini ifade etti

Mustafa Birol Guger

Kıdemli stratejist Brzezinski, Huffington Post için kaleme aldığı, "Çalkantılı bir dönemde stratejik güvensizlik nasıl ele alınmalı" başlıklı makalesinde, dünyada yaşanan küresel güç krizine ilişkin çözüm önerileri sundu. Brzezinski makalesinde ABD, Rusya ve Çin arasında diyalog temelli bir bağlantı kurulması gerektiğinin altını çizdi.

Brzezinski daha önce sıkça söz ettiği, 'ABD'nin mutlak bir şekilde aleyhine olacak iki önemli denklem'i bu makalesinde de benzer ifadelerle tekrarladı. Bunlardan ilki, Rusya'nın bölgesinde daha da güçlenerek Avrupa siyasetinde ağırlığını hissettirecek bir oyuncu haline gelmesi. İkincisi ise tüm stratejik çelişkilere rağmen Rusya ve Çin arasında istikrarlı bir ittifakın tesis edilmesi. Brzezinski'ye göre, "Rusya'nın [egemenlik] özlemlerinin gerçekleşmesi ancak, sahip olduğu kıtasal üstünlüğün, Avrupa'nın önde gelen oyuncularından biri olmaya evrilmesi ile mümkün..."

İşte, Brzezinski'nin "Çalkantılı bir dönemde stratejik güvensizlik nasıl ele alınmalı" başlıklı makalesinin ayrıntılı özeti:

EN TEHLİKELİ SENARYO: RUS-ÇİN ORTAKLIĞI

Şunun kabul edilmesi gerekir ki; ABD'nin Çin politikası, Washington ile Pekin arasındaki daha samimi ilişkiler kurulmasını sağlayacak olan stratejik bakış açısının eksikliği yüzünden giderek daha muğlak hale geldi. Çin ve Rusya arasında, iki ülkenin siyasi-ideolojik dinamikleri ve ABD'nin başarısız politikaları sonucu stratejik bir ittifak kurulması tehlikesi ortaya çıktı. ABD, Çin'e potansiyel bir düşman gibi davranmamalıdır. Zira bu durum ABD'nin Asya'daki en önemli müttefiki Hindistan'ın aleyhine olur. Bu durum aynı zamanda, Çin ile Rusya arasında tesis edilecek daha yakın bir bağlantıyı neredeyse garantiler. Hiçbir şey ABD için böylesi bir yakınlaşmadan daha tehlikeli değildir.

'ABD, AVRAYSYA'DAKİ GELİŞMELERE SEYİRCİ KALACAK'

Sahip olduğumuz birikim bizlere şunu gösteriyor ki; Avrasya'daki bölgesel anlaşmazlıklar jeopolitik açıdan dengesiz ve bazen çatışmaya açık ya da çatışmayı tetikleyici durumlar ortaya çıkarabilir. ABD bu durumda muhtemelen olanı biteni uzaktan izleyen bir gözlemci olacak ve bir yandan da ölçülü bir biçimde Japonya ve Güney Kore ile ikili ilişkilerini geliştirmeye devam edecek.

TÜRKİYE'DE YÜKSELEN MİLLİYETÇİ DALGA...

Ortadoğu'da dini nefretlerin yol açtığı iç savaşlar; İran'daki aşırılık yanlıları tarafından körüklenen nükleer çatışmalar; Türkiye'de alevlenen ve muhtemelen Rus ordusu tarafından desteklenen milliyetçi dalganın jeopolitik hedefleri; tüm bu parametrelerin her biri büyük bir bölgesel patlama ihtimalini işaret ediyor.

Bu durumda verilebilecek en ideal jeopolitik yanıt Birleşik Devletler, Çin ve daha sonra Rusya arasında üçlü bir bağlantının sağlanmasıdır. Büyük nükleer güçlerin üçü için de potansiyel olarak tahrip edici sonuçları olan bölgesel belirsizlikler yoğunlaştıkça; neler yapmamız gerektiğini düşünmenin zamanı geliyor.

Sormamız gereken sorular:

- Mevcut durum Çin'in çıkarlarını tehdit edebilir ve onu Rusya ile, Birleşik Devletler'e karşı tehdit teşkil edebilecek son derece sıkı bir askeri işbirliğine zorlayabilir mi?

- Ya da Rusya'nın küresel duruşu, üç büyük askeri gücün (Amerika, Çin, Rusya) Ortadoğu ile ilgili konularda daha yakın işbirliği içinde olduğu bir dünya çerçevesinde daha saygın bir hale gelebilir mi?

BRZEZINSKI KİMDİR?

David Rockefeller Trilateral Komisyonu'nun kurucu başkanı olan ve bir dönem Henry Kissinger ile birlikte çalışan Zbigniew Brzezinski, 2. dünya savaşı sonrası dönemin önde gelen ABD dış politika stratejistlerinden biri oldu. Aktif faaliyet döneminde ABD istihbarat kurumunun en kıdemli üyelerinden biri olarak Carter ve Obama yönetimlerinde üst düzey danışman olarak görev yaptı.

Brzezinski, 1997 senesinde yayınlanan 'Büyük Satranç Tahtası' adlı eserinde, küresel güç mücadelesini bütün boyutlarıyla ele aldı; ABD için gelecekte risk teşkil edebilecek potansiyel tehditleri sınıflandırdı.

Brzezinski nihayet 17 Haziran 2016'da The American Interest dergisi için yazdığı "Yeni küresel saflaşmaya doğru" başlıklı makalesinde, "Birleşik Devletler halen dünyanın siyasal, ekonomik ve askeri açıdan en güçlü varlığıdır ancak, bölgesel dengelerdeki karmaşık jeopolitik değişim göz önüne alındığında, artık küresel emperyal bir güç değildir" saptamasını yaptı.

İlgili Haber

BRZEZİNSKİ'NİN YAKARIŞLARI - İMPARATORLUK ÇÖKÜYOR MU?

ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı ve 'Yeni Dünya Düzeni' projesinin mimarlarından Zbigniew Brzezinski'nin 2016 yılında attığı önemli tweetleri sizler için derleyip, çevirdik. Brzezinski'nin Washington yönetimine yönelik yaptığı uyarılar ve dikkat çektiği riskler, bir zamanların emperyal süper gücünün mevcut durumunu gözler önüne seriyor.

Galeriyi görmek için lütfen resmin üzerine tıklayınız...

 

 

Bugün En Çok Okunanlar