08 Mayıs 2026 Cuma
İstanbul 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

‘1 Mayıs’a işçilerimizin sorunlarıyla gidiyoruz’

Yol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Uçar, 1 Mayıs’a emekçilerin derinleşen geçim krizi ve yapısal sorunlarla girildiğini belirterek sendikalaşma oranlarının düşüklüğü, taşeronluk, düşük emekli maaşları ve vergi dilimleri konularının çözüm beklediğini söyledi.

‘1 Mayıs’a işçilerimizin sorunlarıyla gidiyoruz’
EMEK SERVİSİ

Yol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Uçar, Ulusal Kanal’da Deniz Eyvazoğlu Behar’ın sunduğu programda 1 Mayıs öncesinde emekçilerin karşı karşıya olduğu sorunları değerlendirdi. Uçar şunları söyledi:

“Tüm ülke emekçilerimizin ve dünya emekçilerinin 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum. Yeni haklara ve yeni mücadelelere sahne olmasını diliyorum. Sanayi devrimiyle birlikte emek sömürüsü artmış; 1886’da Amerika’da işçilerin 8 saatlik çalışma hakkı mücadelesi sırasında yaşanan katliamın ardından, 1889’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü olarak ilan edilerek dünya genelinde kutlanmaya başlanmıştır. Ülkemizde 2009 yılında resmî tatil ilan edilmesi önemli bir gelişmedir. Ancak buna paralel olarak sendikal örgütlülük ve emeğin milli gelirden aldığı pay artmamıştır. 1 Mayıs’a işçilerimizin ciddi sorunlarıyla giriyoruz. TÜRK-İŞ bu yıl 1 Mayıs kutlamasını Edirne Saraçhane Meydanı’nda yapacak. Ayrıca 81 ilde TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK tüm emek bileşenleriyle birlikte ortak kutlamalar yapılacak.”

‘SENDİKAL ÖRGÜTLENME ORANI YÜZDE 14’

“Son 15 yılda emeğin milli gelirden aldığı pay düşmüştür, emekçiler zor şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir.” diyerek sorunları sıralayan Uçar şöyle devam etti:

“Sendikalar Kanunu’na rağmen örgütlülük gerilemiş; bugün sendikal örgütlenme oranı yüzde 14, toplu sözleşmeden yararlanma oranı ise yüzde 10 seviyesindedir. Kamuda taşeron sorunu hâlâ çözülememiştir. Başta 100 bin KİT işçisi olmak üzere kadro bekleyenler vardır. Bu işçilerin 15 bini Karayollarında, Yol-İş sendikasının örgütlü olduğu alanlarda çalışmaktadır ve hak mücadelesini sürdürmektedir. Emekleri ve alın terleri sömürülmeye devam etmektedir.

‘1 Mayıs’a işçilerimizin sorunlarıyla gidiyoruz’ - Resim : 1

‘BİNLERCE TAŞERON KADRO BEKLİYOR’

“2018’de kadroya geçen işçilerin sorunları da sürmektedir. Anayasa Mahkemesi tayin hakkının engellenmesini anayasaya aykırı bulmuş ve düzenleme için hükümete 9 ay süre vermiştir. Ancak biz sadece tayin hakkını değil; bulundukları pozisyondan başka pozisyona geçememe, güvenlikçi arkadaşlarımızın sağlık sebebiyle kartlarını kaybettiklerinde iş akitlerinin son bulması gibi sorunların da çözülmesini bekliyoruz. Özellikle belediye ve il özel idarelerindeki ‘sözde’ şirket işçileri, sermayesi yüzde 100 kamuya ait yerlerde çalışmalarına rağmen ilave tediyelerini (ikramiyelerini) hala alamamaktadır. Hükümet tarafından da bu konuların dikkate alınmasını istiyoruz.

KIDEM TAZMİNATI VE EMEKLİ MAAŞI SORUNLARI

“Kıdem tazminatı ve emekli maaşlarının düşüklüğü, çalışma hayatında ve toplumda ciddi sorunlara yol açmaktadır. Kıdem tazminatı, işçinin ertelenmiş hakkıdır ve 30 günlük brüt ücretten az olamaz. Ancak ‘en yüksek devlet memurunun emekli ikramiyesini geçemez.’ sınırlaması ciddi mağduriyet yaratmaktadır. Bu tavan kaldırılmalıdır. Eskiden 25 yıl çalışan bir insan emekli olduğunda bir araba, İstanbul dışındaysa bir ev artı bir araba alabiliyordu. Şimdi bu düşüş, geçim sıkıntılarından dolayı insanların ülkeye aidiyet bağından tutun da aile kurma problemlerine kadar her yere sirayet etmektedir.

“Bugün 17 milyon emeklinin yüzde 70’i 20 bin ile 28 bin lira arasında maaş almaktadır. En düşük emekli maaşı 20 bin liraya yükseltilmiş olsa da birçok emeklinin geliri bunun altındadır. Son birkaç nesil köyden koptular. Gelirleri sadece alın terlerine bağlı. 70-75 yaşındaki insanların hala çalışmaya mahkûm olması, Türk toplumunda kapanması zor sosyal yaralar açmıştır. Hem kıdem tazminatı hem emekli maaşlarının düşüklüğü ciddi travmalara yol açmaktadır. Arabuluculuk sistemi de işçi lehine işlememektedir. İşçiler, zaten düşük olan tazminatlarından daha da düşük miktarlara ya da taksitli ödemelere razı edilmekte, hak kayıpları yaşanmaktadır. Bu uygulama kaldırılmalıdır.

‘VERGİ DİLİMİ İŞÇİNİN MAAŞINI ERİTİYOR’

“Örgütlenmenin önünde çok engeller var ama diyelim ki mayınlı yollardan geçtik örgütlendik. Biz sendikalar olarak varımızı yoğumuzu, gecemizi gündüzümüzü birbirine katıp bir mücadele veriyoruz, toplu sözleşme imzalıyoruz; sonra bir bakıyoruz devlet, vergi matrağından dolayı işçinin maaşına ortak olmuş. 190 bin liraya brüte kadar yüzde 15, sonrasında yüzde 20 ve 400 bin liradan sonra yüzde 27’lik dilimler başlıyor. Bugün kamu çalışanlarının birçoğu yıl içinde yüzde 27’lik vergi dilimine girmiş durumda. 2026 yılında 1 Mayıs’ın en temel konularından biri bu gelir vergisi matrahının düzeltilmesi olmalıdır.”

‘İran’ın mücadelesi mazlum milletlere örnek oldu’

İran’ın ABD ve İsrail ile mücadelesine de değinen Uçar, şu ifadeleri kullandı:

“Amerika ve İsrail, bize göre mazlum halkların baş belasıdır. Irak, Libya, Venezuela ve Suriye’de yaşananlar ortadadır. ABD, buraların yer altı ve yer üstü zenginliklerine el koymak istediğini çok rahat söylüyor. Rejim değişikliğini yapmak ülkenin kendi halkının kararıdır. ABD’nin demokrasi diye bahsettiği kendi himayesi altında olan yönetimler. İran halkı ve devleti, geçmişi 5 bin yıllara dayanan kadim bir devlet olduğunu bu saldırılarda bir kez daha gösterdi. Ortada ne Amerika kaldı ne de İsrail’in demir kubbesi. İran, sömürgen devletlere nasıl karşılık verileceğini tüm dünyaya göstererek ezilen halklara bir ışık olmuştur. İran’da bir tehdit oldu, tüm İran halkı topraklarını korumaya gitti. Halk budur, mücadele budur.”

1 Mayıs