08 Mayıs 2026 Cuma
İstanbul 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

30 yaşını geçenler dikkat! Mutlaka kontrol edilmeli

Prof. Dr. Öner Özdoğan, kalp krizi riskinin 30 yaşa düştüğünü belirterek kolesterol kontrolü ve düzenli egzersizin önemine dikkat çekti.

30 yaşını geçenler dikkat! Mutlaka kontrol edilmeli
A+ A-

İzmir Şehir Hastanesi uzmanlarından Prof. Dr. Öner Özdoğan, Kalp Sağlığı Haftası kapsamında önemli uyarılarda bulundu. Günümüzde kalp krizi riskinin 30'lu yaşlara kadar gerilediğini belirten Özdoğan, erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. Özellikle kolesterol düzeyi, hipertansiyon ve obezite gibi risk faktörlerinin kontrol altında tutulması gerektiğini ifade etti. Uzman isim, sağlıklı bir yaşam için haftada en az üç gün egzersiz yapılmasını önerdi.

30 YAŞINI GEÇENLER DİKKAT

İzmir Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği uzmanlarından Prof. Dr. Öner Özdoğan, herhangi bir genetik yatkınlık olmasa bile kalp sağlığı konusunda mutlaka risk faktörlerine dikkat edilmesi gerektiğini belirtip, "Artık kalp krizi riski 30 yaşına kadar düşmüş durumda. 30 yaşından sonra mutlaka kolesterol düzeyine baktırmanız gerekiyor" dedi.

İzmir Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Uzmanlarından Prof. Dr. Öner Özdoğan, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında genel kalp sağlığı konusunda bilgi verdi. Prof. Dr. Özdoğan, Kalp Sağlığı Haftası'nın toplumda farkındalığı artırmak için uzun yıllardır Türk Kardiyoloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı'nın önerileriyle nisan ayının ikinci haftasında kutlandığını söyledi. Kalp hastalığının eskiden yalnızca 'yaşlıların hastalığı' olarak bilindiğini söyleyen Prof. Dr. Öner Özdoğan, artık öyle olmadığını ifade etti.

HİPERTANSİYON, OBEZİTE VE DİYABET EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ

Kalp krizlerinin sigara ya da ailesel yatkınlıklar gibi nedenlerle çok erken yaşta ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Özdoğan, "Özellikle risk faktörü yönetimi için farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Değiştirilemeyen ve değiştirilebilir risk faktörleri bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Öner Özdoğan, hipertansiyon, diyabet, ailesel yatkınlık, obezite, metabolik sendrom ve kolesterol değerlerinin en önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Özdoğan, "Hastanın romatolojik bir hastalığının olması da kardiyovasküler hastalıklar açısından riskli. Özellikle gençlerde erken yaşta kalp krizi, inme geçiren ya da periferik damar hastalığı olan kişilerin ailelerinin de erken yaşta kardiyovasküler hastalıklar açısından taranması gerekir" dedi.

'NE KADAR ÇOK KALP KASI HÜCRESİ KURTARIRSAK, O KADAR AVANTAJLIYIZ'

Kalbin orta kas tabakasını oluşturan, ritmik kasılmalarla kan dolaşımını sağlayan çizgili bir kas hücresi olarak bilinen miyokard hücresinin kalp krizleri açısından önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öner Özdoğan, "Kalp krizlerinde hastayı acil olarak anjiyoya alıyoruz. Çünkü ne kadar çok kalp kası hücresi kurtarırsak, o kadar avantajlı oluyoruz. Eğer bir kişi kalp krizinden sonra erken dönemde hastaneye gelirse, bu kişinin kalbin kasılma gücü çok etkilenmemekte ve böylece ileriki dönemlerde yaşam kalitesi çok daha iyi olmakta. Fakat genç ya da yaşlı fark etmez, geç gelen hastalarda kalbin kasılma gücü düşmekte. Kalp ciddi oranda etkilendiği için hayatının uzun dönem boyunca da kalp yetersizliği, nefes darlığı gibi semptomlarla hastalıklarla uğraşmak zorunda" diye konuştu.

‘SANAL ANJİYO SADECE 45 YAŞ VE ÜZERİNDEKİ HASTA PROFİLİNE ÖNERİLİR’

Sanal anjiyonun çok uzun zamandır yapılan bir tetkik olduğunu ancak son zamanlarda daha ön plana çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Özdoğan, tomografi gibi olduğunu söyleyerek, "Sanal anjiyo sadece orta risk grubunda, 45 yaş ve üzerindeki hasta profiline önerilir. Bu kalbin hem kalsiyum skoru dediğimiz skorlamasını hem de kalp damarlarındaki darlık derecesini göstermektedir. Ama oradaki her darlığın da mutlaka stentle ya da balon stentle açılması gerektiği anlamına gelmemekte. O nedenle mutlaka bunu isteyen doktorun da bunu nasıl yorumlayacağını bilmesi gerekiyor" diye konuştu.

'HAFTADA 3 GÜN 30 DAKİKALIK EGZERSİZ YAPILMALI'

Kalp sağlığını korumak için vatandaşlara da bazı önerilerde bulunan Prof. Dr. Öner Özdoğan, "Herhangi bir genetik yatkınlık olmasa bile mutlaka risk faktörlerini görmemiz lazım. Bütün dünyanın kullandığı kılavuzda artık kalp krizi riski 30 yaşına kadar düşmüş durumda. 30 yaşından sonra mutlaka kolesterol düzeyine baktırmanız gerekiyor. Ailesel kolesterol yüksekliği çok erken yaşta kalp krizine neden olabilir. Hipertansiyon geç tedavi edilirse kardiyovasküler hastalık riskini artırmakta. Obezite yaşam tarzı önemli. Haftada 3 gün 30 dakikalık egzersiz öneririz. Hastalık oluşmadan önce kendimizi korumamız önemli. Kalp krizinden sonra yapılan müdahale ve alınan ilaçlar çok fazla işe yaramıyor" dedi.

Sağlık