12 Haziran 2026 Cuma
İstanbul 21°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

5G teknolojisi Türkiye’de ‘Uzvunuzdaki çiple de iletişime geçilebilir’

5G ile hangi aşamaya geldik? Prof. Dr. Kemal İnan anlattı: Makine, kendini insan yerine koyup, insanın yaptığı bir işi yapmaya çalışıyor. Sürekli dış dünyadan veri alıyor, bir kısmını depoluyor, işliyor. İnsan gibi akıl yürütüyor. O verinin herhangi bir aksaklık olmadan, hızlı işlenmesi lazım.

5G teknolojisi Türkiye’de ‘Uzvunuzdaki çiple de iletişime geçilebilir’
Z. RUHSAR ŞENOĞLU

Telefonlarımıza, evlerimize giren 5G sadece bir internet erişim hızı mı? Hızı artıran teknolojiler neler? Donanım, yazılım, bulut bilişim, yapay zekâ bu işin neresinde? Nesnelerin interneti nasıl oluyor, iki bilgisayar nasıl konuşuyor? Bu güç kime emanet?

5G ile ilgili sorularımızı Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Emeritus Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal İnan’a yönelttik. Lisans eğitimini ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünde alan, uzun yıllar ABD’de yaşayan İnan, döndüğünde, şimdi ders verdiği Fakülte’yi kurup orada dekanlık yapmış.

Kemal İnan, veri iletiminde gelinen aşamayı, teknolojik gelişmeler içindeki yerini Aydınlık’a anlattı. İnan, teknolojik gelişmelerin çok hızlandığına dikkat çekmekle birlikte onun sınırlı oluşunu, insanın, insan iradesinin üstünlüğünü vurguladı.

ÇİPLER KONUŞUYOR

- 5G nedir?

Üç özelliği var: verinin iletimi, işlenmesi ve depolanması. Çeşitli noktalar üzerinde iletim. Eskisi gibi değil artık, daha lokal. O noktalar herhangi bir yer, sizin ev olabiliyor, evdeki odalar bile olabiliyor. Ağ teknolojisi diyoruz buna.

Telekom sisteminin daha da iyileştirilmesinde göz önüne alınacak iki olay var. Bir noktadan bir başka noktaya belli bir hızda yolladığınız veri miktarı çoğalıyor. Çok daha fazla veri yollayabiliyorsunuz ama bu yeterli değil. Bir de konuşma var. Yani çok müthiş veri yolladınız ama ben size bir soru sordum, sizin cevabınız bana bir saat sonra geliyorsa bir işe yaramaz. Bu nerede çok önemli? Otomatik araba sürüşlerinde. Orada sürekli olarak etraftaki bilgiler geliyor. Arabanın gelen bilgiye göre önlemi çok hızlı alması lazım. Yani merkez veya herhangi bir noktayla olan iletişimin iki yönlü çok hızlı olması lazım.

5G teknolojisi Türkiye’de ‘Uzvunuzdaki çiple de iletişime geçilebilir’ - Resim : 1

İNSAN ALGISI BU HIZIN FARKINA BİLE VARAMAZ

- 5G ne kadar hızlı? Vatandaşa bu hızı anlatsanız, ne dersiniz?

Bu hiçbir şey ifade etmez. Çünkü buradaki hızlar milisaniye düzeyinde, insan algısı bu hızın ne olduğunun farkına bile varmaz. Şimdikinden 10 katı hızlı. Mühim olan şu: otomatik sürüşler, doktorların uzaktan ameliyat yapabilmesi, buna benzer birçok çok önemli uygulamayı sağlaması.

Bir de katılım çok daha fazla. Yani nüfus çoğaldığı vakit aynı alan içinde bunu kullanan insan sayısı artıyor. Ayrıca bu yavaş yavaş insanın uzuvlarına kadar iniyor. Bağırsağınız da cevap veriyor içine alet koyduğunuz vakit, iletişim kuruyorsunuz. Aktif olarak veri alıp yollayan nokta miktarı çoğalıyor, illa insan değil bunlar, mutfakla, buzdolabıyla iletişim kuruyorsunuz.

HER ŞEY ‘BULUT’UN HİZMETİNDE

- Bulut bilişim, yapay zekâ, nesnenin interneti, sanal gerçeklik. Bütünleri bunları birleştiren bir tutkal mı 5G?

Yapay zekâyla çok fazla sayıda veri kullanıyorsunuz ve bu verilere bağlı olarak, bunların süzülmüş bir ortalamasıyla belli kararlara varıyorsunuz. Evet, bunların isabetli olması için hem veri miktarının fazla olması lazım hem de belli bir zaman içinde bu veriyi işleyecek bir kapasiteye sahip olmanız lazım. Yapay zekâ öyle bir hale geldi ki şimdi, bulut diyoruz. Bulut demek çok fazla sayıda büyük bilgisayarın belli bir noktada bu işi yürütmesi demek. O bilgisayarların kullanıldığı alanda iletişimin çok hızlı olması lazım. İşte 5G burada devreye giriyor. Çünkü her şey bulutta dönüyor. Bulutta öyle bir kapasite var ki çok büyük verileri işleyebiliyor, depolayabiliyor, hızlı yollayabiliyor. Bu üç özellik var. Yapay zekâda bu üç özellik eskisine göre ne kadar daha hızlanırsa o kadar daha isabetli işler yapar diye düşünüyoruz.

YAPAY ZEKÂ DA BİR NESNE

Ama bütün bunların sınırları var. Yapay zekâda da mucize yok. Yapay zekâ bir özne değildir, nesnedir. ‘Yapay zekâ insanlığı aşacak mı’ gibi aptalca sorular soruluyor. Yapay zekânın yaptı dediğiniz şeyi aslında insan yapıyor. İnsan o yapay zekâ dediğiniz teknolojinin içine birçok şeyi öyle bir işliyor ki o artık kendi başına bazı şeyleri yapabiliyor.

Ama statik bir dünyada değiliz, en önemli şey bu. ‘Bir teknoloji var, bunu hep beraber öğrenelim’, bu bitti artık.

5G teknolojisi Türkiye’de ‘Uzvunuzdaki çiple de iletişime geçilebilir’ - Resim : 2

EN İLERİSİ ÇİN

- 6G’de ne olacak, yani bunun ötesinde?

Biraz daha iyileşecek. Olimpiyatta koşucuyum, biraz daha hızlı koşmaya başlıyorum. Belli özellikler bir öncesine göre bir ileri aşamaya geçmiş durumda: hız, depolama kapasitesi, iletişim ağının genişlemesi, daha fazla katılımcı. Bağırsaklarınız işin içine giriyor. Yeni teknolojilerin çalışabilmesi için gereken gelişmeler, insanların yaşamına yeni boyutlar getirecek. Uzaktan ameliyat artık mümkün, taksiye biniyorsun şoför yok. Çin bu konuda en ileri. Türkiye daha buraya gelmedi.

45 YILDA BİR MİLYAR KERE KÜÇÜLMÜŞ

- Donanımdan yazılıma geçtik deniyor, bunu açabilir miyiz?

Her zaman hem donanım hem yazılım var. Donanım sizin aletlerinizin dayandığı elektronik devreler, çiptir. O çipin üzerinde yazılım var. Önemli olan şu: aynı donanım üzerine farklı yazılımlar koyabiliyorsunuz. Farklı yazılımlar koyduğunuz vakit donanım daha iyi ya da farklı çalışabiliyor. Daha başka bir amaç için kullanabiliyorsunuz donanımı.

- Donanım, bünyesinde çeşitli yazılımlar taşıyabiliyor.

Taşıyabiliyor ama donanımın özelliğine bağlı, bazı yazılımları taşıyamaz. Donanımın kapasitesini aşar. Bir alet aldığınız vakit birkaç yıl geçtikten sonra yeni yazılımlarla onu yenileyemezsiniz. Çünkü donanım yetersiz kalır, donanımın da değişmesi gerekir.

İnter şirketinin CEO’su Gordon Moore bunu bir hedef olarak koymuş. Elektronik devrelerin alanı, her 18 ayda bir yarıya düşüyor. Bunu insanlar anlamıyor. Bu müthiş bir olay. Ben Berkeley’den geleli 45 yıl oldu. 2 üzeri 30 kere küçülmüş, yani bütün bilgisayarlar bir milyar kere küçülmüş.

Mikro elektronik bu demek, daha küçük alanlarda daha fazla iş yapmak. Yazılım önemli bir olay değil bugün yazılım büyük ölçüde otomasyona geçiyor. Ama yazılım olmasa donanım hiçbir işe yaramaz.

5G teknolojisi Türkiye’de ‘Uzvunuzdaki çiple de iletişime geçilebilir’ - Resim : 3

Bilgisayarların çocuğu olmuyor!

- Bizi 4G’den 5G’ye sıçratan esas gelişme ne?

Tamamen mikro elektronikte olan gelişme. ABD’nin asıl rekabet ettiği alan çipler değil mi? Hayal gücünün alamayacağı ölçüde karmaşık bir teknoloji. Ufak bir şeyin içinde bir şehir var, bir uygarlık, müthiş bir olay.

EN BÜYÜK DEVRİM

O çipler ne kadar küçük ve ne kadar az enerji kullanıyor, teknolojide bu çok önemlidir, çiplerin tasarımı. Bir tanesi çok az enerji kullanıyor ama hepsi bir araya gelince bayağı kullanıyor. Çok daha az enerjiyle enformasyonu işleyebiliyoruz, depolayabiliyoruz, iletebiliyoruz. En büyük devrim.

ABD ile Çin’in en büyük dövüşü bu. Çipler için gereken aletleri üreten bir şirket var Hollanda’da. Çinliler bunu da aştılar, başka şekilde yapmaya başladılar. Teknolojinin bir tek yolu yok. Mesele şu: hiçbir şey statik değil. Her şey her dakika değişiyor, ilerliyor ve bu değişikliğe ayak uydurabilecek bir teknolojik alt yapınızın olması lazım.

- Artık çok hızlandı değil mi?

Çok hızlandı, onun için insan önemli. Teknoloji kendi kendini yenilemez. Öğrencilerime örnek veriyorum, bakın bu bilgisayarı öbürünün üzerine koyuyorum, bunların çocukları olmuyor, diye. Teknolojiyi yapan, gerek kurumsal gerek bireysel olarak insan!

- Yapay zekâyı anlatırken “Otomasyon, insanın belli eylemlerinin makine ile ikamesi” demiştiniz. Bu yaklaşımla 5G nedir?

OTOMASYONDA 5G’NİN İŞLEVİ

Otomasyon hep var. Otomasyonla 5G’nin ilişkisi nedir, derseniz, şudur:

Otomasyon ne demek? Makine, kendini insan yerine koyup, insanın yaptığı bir işi yapmaya çalışıyor. Bunu yapmak için sürekli dış dünyadan veri alıyor, bir kısmını depoluyor, işliyor. Bu veriler üzerinden insan gibi akıl yürütüyor. Bütün bunlar için ne lazım? O verinin herhangi bir aksaklık olmadan hızlı gelmesi, hızlı işlenmesi lazım. O noktada 5G devreye giriyor.

OTOMASYONUAŞAN ÖĞRENMENİN OTOMASYONU

Ama bugün otomasyonu aşan başka bir olay var. Yapay zekâ neyin otomasyonu? Öğrenmenin otomasyonu. Bakın bu çok farklı bir şey. Öğrenmenin otomasyonuyla herhangi bir eylemin otomasyonu aynı şey değil.

Öğrenmenin otomasyonu ne demek? Siz sadece deneyler yapıyorsunuz, dış dünyaya bakıyorsunuz, buradan bilgi üretiyorsunuz yani onun üzerinden, o deneyleri yaparak onun nedenselliklerini keşfetmeye çalışıyorsunuz ki geleceği öngörebilesiniz.

Bir dikdörtgenin nerede olduğunu ve ne büyüklükte olduğunu bilmiyorsunuz. Sadece deney yapıyorsunuz. Deney size diyor ki şu nokta dikdörtgenin içinde şu nokta dışında. Şu içinde şu dışında, şu içinde şu dışında… böyle yeterince deney yaparak Türkiye’nin nerede olduğunu bulabiliyor musunuz? İşte öğrenmek bu. O dikdörtgeni bir doğa yasası gibi alın. Siz doğa yasasının ne olduğunu otomatik olarak öğrenmeye çalışıyorsunuz. Bu nedenle yapay zekânın yapmaya çalıştığı şeylerden biri, bilimin yapmak istediği şeyin bir kısmını otomatikleştirmektir. Sınırları var bunun ama farkı anlatmaya çalışıyorum.

5G teknolojisi Türkiye’de ‘Uzvunuzdaki çiple de iletişime geçilebilir’ - Resim : 4

Nesnelerin sınırı yok

- Nesnelerin interneti derken, nesnelerin sınırı ne?

Hiçbir sınırı yok? İşin içine tıp da girdiği vakit, vücudun içine o küçük elektronik parçaları koyduğumuz vakit vücudunuzdan dahi sürekli enformasyon aktarabiliyorsunuz dışarıya. Bu ne demek? Bazı şeyleri doktora gitmeden, tahlil olmadan otomatik olarak görebiliyorsunuz.

- Bu artık yapılıyor mu?

Şu anda ne, ne kadar yapılıyor, bunu bilemezsiniz. Büyük bir kısmı da gizlidir. Olayın askeri boyutları var. Ama buraya doğru gidiyor. Mesele teknolojinin gittiği yönü anlamak.

Uzaktan ameliyat çok önce uygulanıyordu, bir öğrencim bu konuda çalışıyordu, Berkeley’de kalp ameliyatı yapıyor. Açık kalp ameliyatını, bir kere çok hızlı yapmanız lazım. Yoksa kalp durur. Ama kalbin bir kötü huyu var, devamlı kımıldıyor. Zavallı doktor elini ona göre kımıldatmak durumunda. Robot devreye girince doktor kımıldamayı görmüyor, sanki hiç kalp kımıldamıyormuş gibi ameliyatı yapıyor. Teknoloji, insan hareketlerinin koordinasyonundaki sınırları ortadan kaldırıyor. Bel fıtığı gibi çok zor ameliyatlar, şimdi yavaş yavaş onlar aşılabiliyor belli sınırlar altında.

5G teknolojisi Türkiye’de ‘Uzvunuzdaki çiple de iletişime geçilebilir’ - Resim : 5

İnsan beyni modellenemez

- Her şey çözülmüş gibi aşırı iyimser havayı eleştiriyorsunuz. Zor olan ne?

En zor alan biyoloji, çünkü çok küçük hacimler içinde çok fazla olay oluyor. En güzel örneği insan beyni. Ben hiçbir zaman insan beyninin modellenebileceğini sanmıyorum. Matematiksel model olmayacak, beynimiz çok karışık, çok fazla parametre var. Yapmanız gereken işlem sayısı çok fazla, ‘25G’ olsa faydasız!

Kitabımda dört büyük matematikçiden bahsediyorum. Gödel, Turing, Von Neumann, Hilbert, İmkansızlıklar teorilerini geliştirdiler. Ne mümkün değildir? İnsanlar iyimserlik seviyor, insanlık güzel ilerliyor. Ama bunun sınırı nedir?

BİZİ AŞAN PROBLEM: ÖZGÜR İRADE

İnsanın nedenselliğini hiçbir zaman anlayamayacağız. Bizi aşan problem! Şu elimi görüyorsunuz 10 saniye sonra bu elimi kaldıracak mıyım indirecek miyim? Öngörebiliyor musun? Ama taşı attığımız vakit yere düşeceğini biliyoruz. E, benim beynim de fizik: yani o da atomlardan, moleküllerden oluşmuş ama öngöremiyoruz. Bu benim özgür iradem, özgür irade kadar tuhaf bir şey yok, bir tek insanlarda var. Çözemeyeceğiniz bir problem olarak duruyor.

Sosyal bilimlerin en büyük zaafı: öngörme potansiyeli çok zayıf. Fransız devrimini öngörememiş, Arap Baharını öngörememiş. Kimin aklına gelir Trump gibi dengesiz biri seçilecek? Nükleer savaş olacak mı? İsrail patolojik bir toplum.

Yapabileceğimiz şeyler var, yapamayacağımız şeyler var. Bu söz yanıltıcı olmasın, yapabileceğimiz şeyler çok fazla, bilim durmuyor. Son yüz yıldaki gelişme son bin yıldakinden çok daha fazla. Gittikçe kısalıyor zamanlar. Tehlikeli bir yere gidiyor.

YAPAY ZEKÂDAN EİNSTEİN, MARX ÇIKMAZ!

- Uyum sağlama zorluğu mu? İşsizliğe çözüm bulmaya zaman kalmıyor örneğin.

Az sayıda insanın teknolojilere hakim olması tehlikesi var. Bir tek alana hakim olamaz, yapay zekâ o kadar büyük veriler kullanıyor ki bu verileri işleyebilecek bilgisayar kapasitesi ülkelerde bile yok, çok büyük şirketlerde var. Ama yapay zekânın çok büyük başarıları yok. Abartılıyor. Birçok şeyde saçmalıyor. Yapay zekâ, ortalama insan davranışlarını bir süzgeçten geçirip olumlu, özümlenmiş halini kullanarak akıl yürütmedir ama bu da yine insanların ortalamasından doğuyor. Ama bu neyi dışlıyor: ‘siyah kuğular’ı! Asıl büyük yenilikler insandan, hiç aklınıza gelmeyecek biçimde çıkıyor. Einstein makinadan çıkmaz. Makinada özgür irade yoktur. Uçamıyoruz, uçak yapıyoruz. Yapay zekâyı kullanarak da birçok problemi, ortalamanın üstünde çözüyoruz.

Yapay zekâ sanat yapabilir mi? Kopyasını yapar ama Fellini filmi yapay zekâdan çıkmaz, Marx, Freud, Maxwell çıkmaz.

5G