ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş Asya’da nasıl yankılandı?
ABD’nin Pekin’i çevrelemede ihtiyaç duyduğu Japonya, Güney Kore, Avustralya, Filipinler ve Hindistan ABD dostluğunun acısını tadıyorlar. ABD hem Batı Asya’da Körfez ülkelerine sağlayamadığı güvenlik şemsiyesi hem de Doğu Asya’da müttefiklerini sürüklediği enerji kriziyle yüzleşmek zorunda.
WashIngton ve Tel Aviv’in, Tahran’la müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaş, birinci ayını aştı. Trump’ın ‘İran’da rejim değişikliği’ stratejisiyle başlattığı operasyonlar İran’ın büyük direnişi ve hem bölgede Amerikan üsleriyle İsrail’i hedef alan başarılı füze saldırıları hem de Hürmüz Boğazı’nın ABD müttefiklerine kapatılmasıyla devam ediyor.
ABD’ye ilk şok Tahran’ın direnişiyle geldi belki ama NATO ve özellikle Asya’daki geleneksel müttefiklerinin, Trump’ın ‘Hürmüz’ü beraber açalım!’ çağrısına olumsuz cevap vermesi ikinci şok dalgasını yarattı. Japonya liderinin mart ortasında Washington’a ziyareti ve haraç niteliğindeki bazı ticari anlaşmalar da bu durumu kurtarmaya yetmeyecek durumda.
ASYA, TRUMP’I NEDEN YALNIZ BIRAKTI
Geçen yıl sonunda açıklanan Amerikan Ulusal Savunma Strateji Belgesi’ne göre ‘Hint-Pasifik’ bölgesi, ‘Çin’i caydırmak için’ seçilen en kritik coğrafya. ABD açıkça Çin’de bir rejim değişikliği veya ÇKP’yi boğmak gibi politikaların gerçekçi olmadığını itiraf ederken bir yandan da Çin’in yükselişini engelleme stratejisini sürdüreceğini açıklamıştı.
Washington’un bu umutsuz stratejisinde Güney Kore, Japonya, Avustralya, Filipinler gibi Asya ülkelerine yer yer sitem içeren bir ‘rol biçme’ politikasını ise devam ettirme beyanı var. Ancak İran Savaşı tam da bunun üzerine büyük bir kırılma yarattı. Nasıl mı? Yakından bakalım.
HÜRMÜZ, ASYA’NIN ENERJİ KALBİ
ABD, Trump ile birlikte Asya’daki geleneksel müttefikleri dışında ASEAN ülkeleri ve görece Çin ve ABD arasında tarafsız kalmaya çalışan ülkeleri Pekin’e karşı konsolide etmeye yönelmişti. Vietnam ve Endonezya’ya gösterilen ‘tarife’ sopası, Filipinler’i Güney Çin Denizi’nde özellikle Çin’e karşı kışkırtmak, Tayvan’a 2025 yılında 45 milyar dolara yakın silah satışı, bu stratejinin içindeydi. İran’a yönelik savaş tam da burada ABD aleyhine bölgede büyük bir güç boşluğu ortaya çıkarmaya başladı.
JAPONYA VE GÜNEY KORE
Japonya ile başlayalım. Ülkenin günlük petrol ihtiyacı 3,5 milyon varile yakın ve ham petrol ihtiyacının yüzde 90’ı Körfez ülkelerinden (Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri) geliyor. Birçok analize göre 1973 Körfez Petrol Krizi, ülkenin petrol ihtiyacındaki kırılganlığı ortaya koydu ve Tokyo Yönetimi aynı şeyi yaşamamak için önemli bir petrol rezervi oluşturdu. Yine de Hürmüz’ün ABD müttefiklerine kapalı olması Tokyo’yu telaşlandırdı ve hem Trumpçı lider Takaichi hem de Savunma Bakanı art arda Trump’ın Hürmüz’ü açmak için yaptığı çağrıya aynı gün içinde ret cevabı verdi. Japonya’nın günlük hayatta yakıt ihtiyacı dışında ülkenin petro-kimya endüstrisi için de petrol ihtiyacının oldukça kritik olduğunu not etmek gerekiyor.
Japonya’nın Körfez petrolüne bağımlılığını artıran iki diğer gelişme ise 2011 Fukuşima nükleer reaktör sızıntısı felaketi sonrası birçok nükleer reaktörünü kapatması ve 2022 Şubat’ında başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası petrol fiyatlarındaki artış olmuştu.
ABD’nin Çin’i çevrelemede Japonya ile birlikte en çok yatırım yaptığı ülkelerden olan Güney Kore ise yine İran Savaşı’nın en büyük etkilenenlerinden. Güney Kore’nin ham petrol ihtiyacının yüzde 70’ten fazlası Körfez’den geliyor. Ayrıca ülkenin otomotiv, elektronik ve plastik sanayisinde kullandığı naftanın yarısı da Hürmüz’den geçiyor.
Diğer yandan ülkede 30 bine yakın ABD askeri bulunuyor ve Seul Yönetimi, ABD’nin THAAD sistemlerini bir anda ülkeden Batı Asya’ya kaydırmasının da şokunu yaşadı. Buna rağmen Trump’ın çağrısına ‘Ortak operasyonlara gereken destek verilecektir.’ gibi muğlak bir yanıt verildi.
GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ
Hürmüz’ün kapatılmasından en çok etkilenen bölge ise Güneydoğu Asya oldu. Bölgedeki birçok ülke havayolu şirketleri nisan ayında ulusal ve uluslararası uçuşlarını iptal etmeye başladı, haftada dört gün çalışmaya geçenler oldu, Pakistan, Sri Lanka, Hindistan ve Bangladeş’te yer yer karne uygulamasına geçildi.
Hindistan ve Pakistan, Riyad Hükümeti’nin Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’ndan daha fazla petrol ithal ederek şu an krizi çözmeye çalışıyor. Birkaç gün önce Yemen’in savaşa dahil olması ve Kızıldeniz’in de kapanma tehdidi de en çok bu iki ülkeyi etkileyecektir.
Hindistan’da Modi Yönetimi ise büyük bir iç kamuoyu baskısı altında. Körfez’den petrol sevkiyatının durmasına oldukça hazırlıklı görünen Pekin Yönetimi’ne karşı Hindistan’ın hazırlıksız görünmesi bu eleştirileri yükseltiyor.
Malezya, Vietnam, Filipinler, Kamboçya ve Laos’ta da benzer sıkıntılar yaşanıyor. Bu ülkeler içinde krize en hızlı yanıtı Vietnam verdi. Hanoi liderliği Rusya’ya giderek nükleer enerji santrali kurulumu dahil hızlı bir enerji anlaşması imzaladı.
Bölge genelinde yenilenebilir enerjiye yöneliş gittikçe artacaktır. Bu yönelim de bu alanda dünyanın en gelişmiş ülkesi olan Çin’in elini rahatlatacak gibi görünüyor çünkü Pekin’in tecrübesine bölge ülkelerinin ihtiyacı var.
ABD’NİN ÇİN’İ KUŞATMA STRATEJİSİ BAŞARISIZ
Enerji ithal eden Doğu ve Güney Asya ülkeleri içerisinde petrol krizine en ve hatta tek hazırlıklı olan ülke Çin. Pekin’in günlük 16 milyon varile yakın petrol ihtiyacı bulunuyor ancak ülke rezervinin en az altı ay yeterli olduğu çeşitli strateji raporlarında vurgulanıyor. Kaldı ki İran petrolü Çin’e gitmeye devam ediyor.
ABD’nin 21. yüzyılda kendi düzenine en büyük meydan okuyan ülke olarak nitelendirdiği Çin’i çevreleme stratejisi Tahran duvarına çarpmış oldu. Venezuela ve İran’a yönelik saldırganlığın bir diğer hedefi de aslında Pekin’di. Üstelik ABD’nin Pekin’i çevrelemede ihtiyaç duyduğu Japonya, Güney Kore, Avustralya, Filipinler ve Hindistan ise ABD dostluğunun acısını tadıyorlar. ABD hem Batı Asya’da Körfez ülkelerine yönelik sağlayamadığı güvenlik şemsiyesi hem de Doğu Asya’da müttefiklerini sürüklediği enerji kriziyle yüzleşmek zorunda. Diğer yandan Pekin bu savaşın her iki yönden de kazananlarından biri olmaya gidiyor.