AB’den Türkiye’ye müdahale talebi
Yunanistan Denizcilik Bakanı Kikilias, Avrupa Komisyonu Balıkçılık ve Okyanuslar Komiseri Kadis’e Türkiye’yi şikayet etti. Yunan deniz sınırlarının Avrupa’nın da sınırları olduğunu söyleyen Kikilias, ‘Avrupa Birliği’nden müdahale istiyoruz.’ dedi.
Yunanistan, Ege Denizi’nde Türkiye ile yaşadığı sorunları Avrupa Birliği (AB)’ne taşımaya devam ediyor. Geçen cuma günü de Atina’da Avrupa Komisyonu Balıkçılık ve Okyanuslar Komiseri Costas Kadis ile görüşen Yunanistan Denizcilik Bakanı Vasilis Kikilias, bir kez daha Türkiye’yi şikayet etti.
Kikilias, “Komiser’e, balıkçılarımız ve balıkçılığımızla ilgili Yunanistan için önemli bir konuyu ve yasa dışı balıkçılık, deniz hukukuna uyulmaması ve egemenlik haklarımızın tartışılması konusunda Türk komşularımızın kışkırtıcı davranışlarını gündeme getirdim.” dedi. “AB’nden müdahale etmesini istiyoruz.” ifadelerini kullanan Kikilias, Yunan deniz sınırlarının aynı zamanda Avrupa’nın sınırları olduğunu vurguladı.
Türk yetkililer ise konuyla ilgili Reuters’in yorum talebine yanıt vermedi.
Yunanistan, geçen haftalarda binlerce ada, adacık ve kayalığı içeren Ege Denizi’nde balıkçılık kısıtlamaları uygulanan bölgeler belirlemişti. Türkiye ise bazı bölgelerin Yunanistan’ın yetki alanı dışında olduğunu belirterek itiraz etmişti.
Türk Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:
“Yunanistan Balıkçılık Denetim Müdürlüğünün resmi internet sitesinde, Yunanistan’ın Ege’de ve Doğu Akdeniz’de yetki sahibi olmadığı bazı alanlarda balıkçılığa yasak bölgeler tesis ettiği ve uluslararası hukuka aykırı çeşitli haritalar yayımlandığı tespit edilmiştir. Türkiye ile Yunanistan arasında Ege ve Akdeniz’de var olmayan, hayali deniz sınırları çizen ve buralarda Türk deniz yetki alanlarını ihlal eden haritaların geçerliliği yoktur. Yunanistan’ın 6 deniz mili genişliğindeki karasularının ötesinde, yetki sahibi olmadığı yerler ile deniz alanlarında ve uluslararası sularda, balıkçılık faaliyetlerine getirdiği gayrihukuki kısıtlamalar Türkiye bakımından keza yok hükmündedir. Türkiye, Türk balıkçılarının uluslararası hukuka ve tarihi haklara dayalı meşru faaliyetlerine getirilebilecek hiçbir tek taraflı ve gayrihukuki tasarrufu kabul etmeyecektir.”
AB Komisyonu geçen yıl da Yunanistan’a destek verirken, uygulama konusunda birincil sorumluluğun kıyı devletlerine ait olduğunu belirtmişti.
Amaç balıkçılık değil jeopolitik bir hat kurmak
Yunanistan Balıkçılık Kontrol Müdürlüğü tarafından yayınlanan dijital haritalar, teknik olarak balıkçılık düzenleme ve denetim amacıyla hazırlanmış GIS tabanlı katmanlar niteliği taşısa da, ortaya koydukları mekânsal kurgunun klasik balıkçılık yönetimi sınırlarının ötesine geçtiği görülüyor.
Haritalarda özellikle Doğu Ege adaları ile Girit-Kaşot-Kerpe-Rodos-Meis hattı çevresinde oluşturulan operasyon poligonları, yalnızca avlanma kısıt alanlarını değil, fiilen deniz yetki alanı görünümü üreten bir yaklaşımı yansıtıyor. Haritalarda trol yasağı bölgeleri, gırgır kısıt sahaları, çevresel koruma alanları ve balıkçılık yönetim bölgelerinin birbirine eklemlenerek kesintisiz deniz kontrol sahaları oluşturulduğu anlaşılıyor. Özellikle Doğu Ege adalarının çevresinde çizilen geniş operasyon alanları, Anadolu kıyılarının deniz projeksiyonunu daraltan bir görünüm ortaya koyuyor; Girit’ten Meis’e uzanan zincir halinde kurgulanmış alanlar ise Yunanistan’ın maksimalist deniz yetki alanı yaklaşımıyla uyumlu bir deniz jeopolitiği üretiyor.
Bu durum, Türkiye’nin “adaların ana kara kadar tam etki yaratamayacağı” ve “yarı kapalı denizlerde hakkaniyet ilkesinin esas alınması gerektiği” yönündeki tezleriyle doğrudan çelişiyor. Dolayısıyla söz konusu dijital haritalar, biçimsel olarak balıkçılık yönetim sistemi niteliğinde görünse de, Türkiye tarafından fiili deniz yetki alanı üretimine yönelik siyasi ve hukuki bir mekânsal araç olarak değerlendiriliyor.