İsrail'in nükleer programını açıklayın: ABD Temsilciler Meclisinde 60 yıllık 'sırra' darbe
30 Demokrat vekil, Washington'dan İsrail'in nükleer programını kabul etemesini talep etti. Bölgedeki savaş ortamında ABD’nin sessizliğinin 'kabul edilemez' olduğu vurgulandı. İsrail 1950'lerin sonundan beri Necef'teki Dimona tesisinde uranyum zenginleştiriyor.
Amerikalı siyasetçiler arasında İsrail'e yönelik tepkiler 60 yıllık bir tabuya dokunmaya başladı. Temsilciler Meclisinden 30 Demokrat üye, Beyaz Saray yönetiminden İsrail'in gizli tuttuğu nükleer silah programına ilişkin ayrıntıları açıklamasını talep etmekle yetinmedi, programının varlığının da kabul edilmesini istedi.
Washington Post'a (WP) göre Temsilciler Meclisi üyesi Joaquin Castro liderliğindeki vekiller, taleplerini ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya yazdıkları ortak mektupta dile getirdi.
'SAVUNULAMAZ SESSİZLİK'
İran'a yönelik savaş ortamında Washington'un, İsrail'in nükleer silah programına ilişkin sessizliğinin "savunulamaz" olduğu belirtilen mektupta, Kongrenin "Orta Doğu'daki nükleer dengeler hakkında tam bilgi sahibi olmakla sorumlu olduğu" vurgulandı.
Mektupta ayrıca Batı Asya'daki ülkelerin nükleer programlarına karşı söylem ve eylemler sürerken İsrail'in nükleer silah programının varlığını kabul etmeyen ABD'nin "güvenilirliğinin azaldığı" ifade edildi.
WP ayrıca Trump yönetiminden bazı yetkililerin, İran'daki savaşın nükleer boyuta tırmanması konusunda endişeleri olduğu notunu düştü.
TRUMP'IN İTİRAFI
Aslında Başkan Donald Trump, İsrail'in nükleer silah kapasitesini kısmen itiraf etmişti. Trump 16 Mart'ta, İran’la süren savaşta İsrail’in nükleer silah kullanmayacağına güvendiğini söylemişti.
80 İLA 200 BAŞLIK
İsrail’in nükleer silahlara sahip olduğu, uluslararası düzeyde yaygın biçimde kabul edilen ancak Tel Aviv tarafından resmen doğrulanmayan bir gerçek olarak biliniyor.
İsrail’in Necef Çölü’ndeki Dimona merkezli programı kapsamında 80 ila 200 arasında nükleer başlığa sahip olduğu değerlendirmesi uzun süredir Batı istihbarat çevrelerinde yerleşik kabul olarak ifade ediliyor.
KENNEDY İLE SÜRTÜŞME
Dimona tesisi 1950’lerin sonlarında kurulmuş ve yıllarca “araştırma merkezi” veya “endüstriyel kompleks” olarak tanıtılmıştı. Ancak ABD istihbaratı 1960’lardan itibaren tesisin sivil amaçlı değil, doğrudan plütonyum üretimi üzerinden nükleer silah programına hizmet ettiğini tespit etti. CIA değerlendirmeleri, reaktörün tasarımının enerji üretiminden ziyade silah üretimine uygun olduğunu net biçimde ortaya koydu.
Dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy, bu programdan ciddi rahatsızlık duydu ve İsrail’e düzenli denetim baskısı uyguladı. Washington, Dimona’nın uluslararası denetime açılmasını talep ederken, İsrail programın kapsamını sınırlı erişim ve kontrollü denetimlerle gizlemeyi sürdürdü. ABD’nin temel uyarısı, İsrail’in nükleer silahlanmasının bölgede doğrudan bir silahlanma zinciri başlatacağı yönündeydi.
VANUNU İFŞAATLARI
İsrail’in nükleer kapasitesine ilişkin en somut kırılma ise 1986’da eski Dimona teknisyeni Mordehay Vanunu’nun ifşaatlarıyla ortaya çıktı. Vanunu, İsrail’in yüzlerce nükleer başlık üretebilecek kapasiteye ulaştığını belgeleriyle kamuoyuna açıkladı. Bu bilgiler Batı istihbarat değerlendirmeleriyle örtüşürken, Vanunu daha sonra İsrail tarafından kaçırılarak yargılandı ve uzun yıllar hapis cezası aldı.
Trump'ın 'Özgürlük Projesi' neden 48 saatte çöktü? İsrail medyası gerçekleri açıkladıDünya
İspanya, AB'den Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yönelik ABD yaptırımlarını engellemesini istediDünya
Axios: İran ile ABD tek sayfalık bir mutabakat zaptı üzerinde anlaşmaya yaklaştı... Tahran: DeğerlendiriyoruzDünya