Ahmet Arif Denizolgun’un şüpheli ölümü yeniden gündemde! Resmi belgeler ne diyor?
Aydınlık'ın ulaştığı savcılık dosyasında, Süleymancıların eski lideri Ahmet Arif Denizolgun'un ölümüne ilişkin şüphe uyandıran bulgular yer aldı. Tutanaklardaki 8,5 saatlik gecikme, cesetteki morluklar ve adli tıp raporuna müdahale iddiaları olası bir saldırı ihtimalini gündeme getirdi.
Süleymancılar cemaatine yönelik başlatılan kapsamlı operasyonlar ve lider Alihan Kuriş'e dönük adli süreç devam ederken, cemaatin kırılma noktası sayılan 2016 yılındaki lider değişimi ve önceki lider Ahmet Arif Denizolgun’un şüpheli ölümü yeniden gündemin merkezine oturdu.
Denizolgun’un ölümünün hemen ardından 34 yaşında cemaatin başına geçen Kuriş dönemiyle birlikte cemaat içi tartışmalar ve şüpheler tırmanırken, Aydınlık’ın ulaştığı Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasındaki bilgi notu karanlıkta kalan gerçekleri ortaya çıkardı. Dosyadaki 8,5 saatlik ihbar gecikmesi, maktulün boynundaki darp/boğulma izlerine işaret eden morluklar, vefatın üzerinden 20 saat geçmesine rağmen ağızdan gelen yoğun kan ve ilk adli tıp raporunun dışarıdan müdahaleyle değiştirildiği iddiaları, Denizolgun’un organize bir suikasta kurban gitmiş olabileceği ihtimalini gözler önüne seriyor.
SAVCILIK: ‘ŞÜPHELİ ÖLÜM İHTİMALİ GÜÇLENMEKTEDİR’
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan bilgi notunda, Ahmet Arif Denizolgun’un vefatının doğal yollardan gerçekleşmediğine ilişkin somut bulgulara dikkat çekildi. Dosyada yer alan "Soruşturma kapsamında edinilen bilgiler ve belgeler şüpheli ölüm ihtimalini güçlendirmektedir" tespiti, olayın ardındaki karanlık noktaları resmi kayıtlara geçirdi.
8,5 SAATLİK SORU İŞARETİ
Soruşturma dosyasında en dikkat çeken unsurlardan biri, Denizolgun’un vefat ettiği Beykoz’daki çiftlikte görevli Türkmenistan uyruklu Rufat Kadyrow’un ifadeleri oldu. Kadyrow’un, Denizolgun’u 36 saat boyunca görmemesine rağmen durumdan şüphelenmemesi ve kapıda anahtar bırakılması "hayatın olağan akışına aykırı" bulundu. Ayrıca Kadyrow'un Denizolgun’u saat 19.00’da hareketsiz bulduğunu beyan etmesine karşın, emniyet birimlerine ihbarın saat 03.30’da yapılması, aradaki 8 saat 30 dakikalık sürede ne yaşandığı sorusunu doğurdu.

20 SAAT SONRA KAN GELİYORDU
Kamuoyuna "beyin kanaması" olarak duyurulan vefat olayında, adli inceleme tutanakları farklı verilere işaret etti. Olay yerinde ve vefatın üzerinden yaklaşık 20 saat geçmesine rağmen Denizolgun’un ağzından yoğun kan gelmesi adli tıp uzmanlarınca olağandışı karşılandı. Öte yandan, Ölü Muayene Tutanağı’nda Denizolgun’un boynunun sol tarafında "yaygın ekomotik alanlar" (dış etken kaynaklı morarma/kanama) tespit edildi. Savcılık, bu durumun boğulma, ağız-burun kapatılması veya fiziksel bir saldırı ihtimalini akıllara getirdiğini kaydetti.
‘ADLİ TIP RAPORU DEĞİŞTİRİLDİ’ İDDİASI
Aydınlık’ın yargı kaynaklarından edindiği bilgilere göre, ilk hazırlanan adli tıp değerlendirmelerinde maktulün vücudunda yüksek miktarda cıva ile metal oranı saptandığı ve zehirlenme şüphesi durduğu ileri sürüldü. Ancak iddiaya göre, eski bir HSK üyesi ve beraberindeki avukatların devreye girmesiyle dosyadaki şüphelerin üstü örtüldü ve ölüm sebebi "doğal beyin kanaması" olarak ikincil bir raporla değiştirildi. Gazetemizin konuya ilişkin ulaştığı söz konusu hukukçular ise sessizliklerini korudu.
Süleymancılara yönelik operasyonun ardından Denizolgun’dan ilk açıklama: ‘Vatan hainlerinin kışkırtmalarına alet olmayın’Gündem
Süleymancıların tepe yönetimine operasyon! Devlet yeni FETÖ'ye geçit vermediGündem