ALMAN UZMANLAR HAZIRLADI! ABD’den bağımsız savunma sanayisi planı
German Foreign Policy yazdı: Alman silah stratejisi uzmanları, ‘Sparta 2.0’ başlığı altında Almanya ve Avrupa’nın, ABD’den bağımsız savunma sanayisi için bir strateji belgesi sundu. Belgeye göre Avrupa devletleri, birkaç yıl içinde ABD’ye bağımlılıktan kurtulabilir.
Kamuoyunda “Çöken Atlantik geleneklerini ayakta tutma hevesiyle ABD, Avrupa’yı tekrar arkasına alabilir.”, “Avrupa, ABD olmadan yapamaz.” gibi yorumlar dolaşıyor. Trump’ın son Çin gezisindeki bazı ayrıntılar bu konudaki öngörüleri desteklemek için kullanılıyor. Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğu artık tartışma konusu olmaktan çıkıyor. Bu durumda Atlantik güçleri Doğu Akdeniz bölgesine neden aktarılıyor, açıklamaları yapılıyor. Ancak Pasifik ve Çin’in, ABD’nin sistem rakibi olduğu fikri ortadan kalkmış değil. Trump net değil.
Trump-Xi görüşmesinde Tayvan sorununun bir savaş nedeni olabileceği Çin Lideri tarafından açıklıkla dile getirildi. Kaybeden taraf olarak Çin’i ziyaret eden Trump, mesajını aldı. Yukarıdaki soru bu nedenle geliyor. Doğu Akdeniz’e yoğunlaşan Atlantikçiler tekrar toparlanabilir mi? Avrupa’yı arkasına alarak Çin’in yükselişine zarar verebilir mi? ABD-Avrupa ayrışması bu bakımdan önem taşıyor.
AB HEGEMONYACILIĞA KARŞI
Hemen belirtelim: Avrupa’nın ABD’den bağımsız ve uzaklaşan tavrı, Atlantik hegemonyacılığına karşı bir duruştur. Emperyalist hegemonyacılık çöküyor. Şu anda yeni bir hegemonyacı güç olasılığını ne iddia eden ne de gerekli şartları taşıyan bir devlet yok. Hegemonya iddiası ancak yeterli ekonomik ve askeri gücü gerektirir. Buna sahip olan ABD her bakımdan geriliyor. Asya’da ise bağımsız devletler topluluğu Avrasya yükseliyor. Avrupa içinde milliyetçi partiler başta olmak üzere çeşitli boyutlarda Avrasya ile ilişkiler ve yakınlaşmalar ilerliyor. Atlantik hakimiyetinin çöktüğü süreçte Avrupa’nın yönelimi de Yeni Dünya yönünde olacaktır.
AB’nin sürükleyici gücü olarak görülen Almanya, ‘Sparta 2.0 Askeri Savunma Stratejisi’ hazırladı. Sparta, Antik Yunan’da monarşi, oligarşi, demokrasi karışımı, askeri odaklı bir şehir devletiydi. MÖ 650 yıllarında çok sıkı askeri eğitim ve yapılanması ile tanınıyor. Yorumcular, “Federal Sparta Cumhuriyeti” adlandırmasını yaptılar. Özellikle Almanya bu savunma stratejisi ile yeni bir başlangıç mesajı vermiş oluyor. Bu stratejinin esas hedefi ABD’den bağımsız bir Avrupa savunma sistemi geliştirmek. Bu stratejiyi hazırlayan esas yetkililer, Alman Dışpolitika Vakfı (DGAP) gibi yarı resmi dış politika oluşturan topluluk çalışanları.
Alman ‘Sparta 2.0 Askeri Stratejisi’nin bütün Batı için sürükleyici olacağı öngörülüyor. Bu girişimin küresel çapta bir etkin güç olabileceği iddiaları da değerlendirmeler arasında. Ancak küresel çapta etkin bir güç olmak, derin kriz içindeki Avrupa ülkeleri için mümkün görünmüyor. Doğuya yönelerek, ortaklıklar kurarak varlığını sürdürmek daha gerçekçi. Emperyalist hegemonyacılığın yıkılmasından sonra kapitalist-emperyalist sistem hemen yok olmayacak ancak insanlığın gelişme seyrinde vadesini dolduracak. Bu ve daha birçok olgu çok kutuplu yeni dünya düzeninin şekillenmesinin nasıl olabileceğini ortaya çıkarıyor.
‘SPARTA FEDERAL CUMHURİYETİ’
Almanya’nın geliştirdiği yeni askeri strateji, bütün Avrupa için tarihsel köklere dayanan, sıkı bir silahlanma planı. German Foreign Policy (DPG), 11 Mayıs günü yayınladığı yazıda şu satırlara yer verdi:
“Alman silah stratejisi uzmanları, ‘Sparta 2.0’ başlığı altında Almanya ve Avrupa’nın, ABD’den bağımsız savunma sanayisi için bir strateji belgesi sundu. Belge yazarlarının belirttiği gibi şu anda ‘ABD’den yazılım veya sistemler’ ve Washington’un buna uygun onayı olmadan ‘hiçbir Avrupa savaş operasyonu’ düşünülemez. Ancak belgede, Avrupa devletlerinin birkaç yıl içinde bu bağımlılıktan kurtulabileceği ifade ediliyor. Bunun için siyasi iradenin yanı sıra ilk on yılda 500 milyar avro değerinde kaynak gerekiyor. Yazarlar, bunun finanse edilebilir olduğunu değerlendiriyor. Özellikle 10 ‘yetenek boşluğu’ belirliyorlar, bunlar arasında Alman şirketlerinin halihazırda üzerinde çalıştığı drone kitlesel üretimi ve uydu takımyıldızı kurulumları gibi bazı konular bulunuyor. Yazarlar, Avrupa’nın ‘savunma özerkliği’ yolunun ‘Almanya’nın finansal ve endüstriyel kaynaklarının kullanımı’ndan geçtiğini belirtiyor. Bu, Alman siyaseti ve düşünce kuruluşlarının savunma şirketleriyle giderek sıkılaşan bütünleşmesini yansıtıyor. Özellikle drone endüstrisiyle yoğun bağlantılar mevcut.”
Belgede, savunma alanında Almanya ve Avrupa’daki ciddi eksiklikler vurgulanıyor. Avrupa ülkeleri askeri alana ABD savunma bütçesinin yüzde 60’ı değerinde kaynak ayırmalarına rağmen, ‘birçok alanda, askeri olarak’ hâlâ Amerika Birleşik Devletleri’ne bağımlılar. Bu bağımlılık, sadece silah sistemlerini değil, uydu destekli keşfin yanı sıra ateş yönlendirme ve savaş alanını da kapsıyor. Yazarlar şöyle hüküm veriyor: ‘Günümüzde herhangi bir Avrupalı savaş görevi, ABD’nin onayı, yazılımı veya sistemleri olmadan düşünülemez.’ Gerçek bir rota değişikliği olmadan, önümüzdeki yıllarda Avrupa’nın mali kaynakları ile askeri yetenekleri arasındaki dengesizliğin daha da artacağı öngörülüyor. Ancak bir “rota değişikliği” kesinlikle mümkün. Yeni projeye göre Avrupa, “dünyadaki en yüksek ikinci savunma bütçesi ve rekabetçi bir sanayi ve teknoloji temeli” ile bunun için gerekli tüm şartlara sahiptir.
GÜCÜN MERKEZİ ALMANYA
Ekonominin girdiği darboğaz ve çöküşe karşı Almanya ve AB’nin savunma sanyisine yöneldiği biliniyor. Alman savunma şirketleri zaten geri kalınan alanlarla ilgili çalışmalar yürütüyorlar. Örneğin Alman şirketleri her türlü insansız hava aracının kitlesel üretimi, Avrupa uydu takımyıldızının oluşturulması ve uyduları uzaya taşımak için küçük ve orta boy taşıyıcı roketlerin üretimi üzerinde çalışıyorlar. “Uzun menzilli hassas silahların” geliştirilmesi ve üretilmesi çok uluslu işbirliği ile başlatıldı. Dayanıklı bir liderlik ve kontrol sisteminin kurulması ve egemen bir Avrupa veri ve yapay zeka altyapısının kurulması bu çalışmaların parçası.
Bağımsız bir Avrupa eylem kapasitesine ulaşma üç ila beş yıl içinde gerçekçi görülüyor. “Geniş çaplı özerklik” ise çoğu alanda beş ila on yıl içinde elde edilebilir, deniyor. Yazarlar, maliyetleri 2030 yılına kadar 150-200 milyar avro olarak tahmin ediyor. Geniş çaplı özerkliğe ulaşmak için on yıl boyunca yaklaşık 500 milyar avro gerekecek. Bu, yıllık 50 milyar avro demek. AB ülkeleri ile İngiltere ve Norveç için bu, ekonomik performanslarının yaklaşık yüzde 0,25’i anlamına geliyor. Bunun finanse edilebileceği ifade ediliyor.
Almanya’nın askeri bütçesini diğer Avrupa ülkelerinden çok daha fazla artırdığı biliniyor: “Sparta 2.0” verilerine göre bu miktar 160 milyar avro. Bu nedenle, “Avrupa savunma özerkliğine giden yol” da “zorunlu olarak Almanya’nın mali ve endüstriyel kaynaklarının kullanımından geçiyor.” Plana göre Federal Almanya böylece gelecekteki Avrupa askeri gücünün merkezi haline geliyor.
YERLİ SİLAH FİRMALARI
Londra Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS) güncel analizine göre, Avrupa geçen yıl askeri harcamalarını yüzde 12,6, Almanya ise yüzde 18 artırdı, küresel ortalama ise yüzde 2,5 civarındaydı. Avrupa’nın harcaması, dünya genelindeki askerî harcamaların yüzde 21’ini oluşturuyor. Almanya 2029’da savunma bütçesini 150 milyar avroya çıkarırsa, dünya genelinin neredeyse yüzde 6’sını oluşturabilir. Almanya, dünya nüfusunun yüzde 1’ini temsil ediyor. IISS’nin belirttiğine göre, Avrupa ülkeleri giderek silahlarını yerli silah fabrikalarında üretmeyi başarıyor, ABD silah şirketlerinden daha bağımsız hale geliyor. İstisnalar var elbette, özellikle pahalı olan askeri havacılık ve uzay endüstrisi ürünleri, örneğin ABD’den alınan F-35 savaş jetleri gibi.
TRUMP’IN ENGELLEME ÇABASI
ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya’ya orta menzilli silah konuşlandırmayacağını açıklamasının ardından, Berlin’de, Moskova’ya kadar menzile sahip kendi füze sistemlerinin daha hızlı geliştirilmesi talepleri yükseldi. Trump, geçen haftanın sonunda Avrupa’dan 5 bin ABD askerini çekeceğini ve uzun süredir planlanan Tomahawk seyir füzelerinin gönderimini yapmaktan vazgeçeceğini açıklamıştı. Bu adım, Şansölye Friedrich Merz’in İran’a yönelik ABD savaşına dair eleştirel açıklamalarına karşı bir ceza önlemi olarak yorumlandı. Berlin’de orta menzilli silahların eksikliğinin, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin savaş planlamalarında acı verici bir boşluk açtığı belirtiliyor. Bu nedenle, menzili 2 bin kilometreden fazla olan orta menzilli silahların geliştirilmesinin, planlanandan daha hızlı ilerletilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ancak, Trump’ın önlemine yönelik eleştiriler, ABD askerleri arasında da gündeme geliyor. Onlar, bu adımın, ABD silahlı kuvvetlerinin Ramstein askeri üssü gibi küresel savaş altyapısını zayıflattığına dikkat çekiyorlar.
TRÇİ, AVRUPA’NIN DA ÇIKIŞ YOLU
Almanya ve AB derin krize çare olarak savunma sanayisine yönelmişlerdi. Şimdi bu yönelim ABD’den bağımsız bir savunma sanayisi planı ile daha da kuvvetlendirilmiş oluyor.
Avrupa’nın yöneliminde İran’ın ABD-İsrail ortaklığına karşı ezici zaferi önemli rol oynadı. İran’ın zaferinin arkasındaki önemli etkenlerden biri TRÇİ ittifakıdır. Özellikle Çin ve Rusya’nın İran’ın yanında durarak verdiği destek, hegemonyacılığın yıkılması ve Avrasya’nın yükselmesini sağlayan önemli etkenlerden biri. Şimdi bu etkinin Avrupa’nın Avrasya’ya yönelmesi ve milliyetçi devrimlere katkı sunması beklenmeli. TRÇİ, bütün insanlığın birleşeceği dünya sürecinin ufkunu açacak. Avrupa’nın da çıkarı, TRÇİ ile ortak politikalar geliştirmesidir.
Türkiye bu süreçte TRÇİ içindeki, ait olduğu Avrasya’daki rolünü tutarlılıkla yerine getirmek zorundadır. Şu andan itibaren artık çöken Atlantik Sistemi’nin devamı sayılan ilişkiler ve dağılan, bağımsız devletlere dönüşen AB’ye girme hayalleri, çok kutupluluk yönünde ilerleyen gelişmelere terstir, Türkiye’nin ve aynı zamanda insanlığın çıkarlarına aykırıdır.