13 Haziran 2026 Cumartesi
İstanbul 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Almanya'da Atatürk düşmanı opera

Almanya’da Stuttgart Devlet Operası’nın sahnelemeye hazırlandığı ‘Atatürk’ operası, sanat kisvesi altında yürütülen yeni bir siyasi operasyonun fitilini ateşledi. Eyalet Başbakanı Cem Özdemir’in gölgesindeki projeye dünyaca ünlü piyanist ve devlet sanatçısı Hüseyin Sermet sert tepki gösterdi.

Almanya'da Atatürk düşmanı opera

Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinin başkenti Stuttgart, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü doğrudan hedef alan kışkırtıcı bir “sanat” etkinliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Stuttgart Devlet Operası’nın 10 Nisan 2027’de prömiyerini yapacağı “Atatürk – Die Legende von Mustafa Kemal” (Mustafa Kemal Efsanesi) adlı opera, Atatürk’ü tartışmalı bir figür olarak göstermeyi ve Cumhuriyet’in kuruluş anlatısını sözde “tarihsel şiddet” üzerinden yeniden kurgulamayı hedefliyor.

Operanın tanıtım metinlerinde Ermeni, Rum ve Kürtlere yönelik sözde şiddetin açıkça işleneceğinin belirtilmesi, projenin klasik bir biyografi değil, açık bir Türkiye karşıtı propaganda olduğunu gözler önüne seriyor.

10 Nisan 2027’de sahnelenecek olan eserin yönetmen koltuğunda 39 yaşındaki Türk asıllı Alman sanatçı Ersan Mondtag (Aygün) oturuyor. Müzikal yönetimi ve bestesi Lübnan asıllı Polonya vatandaşı Bassem Akiki’ye, librettosu ise Olga Bach’a ait. Sahnede Atatürk’ü Alman tenor Matthias Klink canlandırırken, Talat Paşa’nın katili Soghomon Tehlirian ile Şeyh Said gibi figürler de aynı sahnede buluşturuluyor.

SANATÇILARA DEĞİL ZİHNİYETE ODAKLANALIM

Konuyla ilgili Aydınlık’a açıklamalarda bulunan dünyaca ünlü piyanist ve devlet sanatçısı Hüseyin Sermet, Batı’nın sanat üzerinden yürüttüğü bu politik kurguya dikkat çekti. Projede yer alan sanatçılardan ziyade bu işi fonlayan zihniyete bakılması gerektiğini belirten Sermet, şu çarpıcı değerlendirmelerde bulundu:

“Burada seçilen besteci, librettoyu yazan kişi veya yönetmenden ziyade işin mutfağına, parayı verene bakmak lazım. Kariyer yapmaya çalışan profesyonel bir sanatçıya veya orkestra şefine ‘Gel bunu idare et, sana şu kadar avro vereceğiz...’ derseniz, güle oynaya gidip işini yapar. Onun siyasetten, bu olayın arka planından, kimlerin ne için neyi yaptığından hiç haberi olmayabilir, böyle bir derdi de yoktur. Burada o sanatçıları suçlamaktan çok, asıl bakılması gereken şey, bu projeyi ortaya atanların, onlara talimat verenlerin kim olduğudur.”

Sermet, Türkiye’deki bazı sanat çevrelerinin de bu dış kaynaklı yönlendirmelerden bağımsız olmadığını vurgulayarak, “Açıkçası bunu artık herkes biliyor; Türkiye’de opera ve bale dünyası maalesef hâlâ gizlice veya açıkça Almanya’dan gelen fonlarla besleniyor. O paraların nereye gittiğini ve kimlerin hangi saiklerle bu işlere soyunduğunu iyi araştırmak lazım.” ifadelerini kullandı.

Almanya'da Atatürk düşmanı opera - Resim : 1

‘KÜLTÜR VE SANATI SİLAH OLARAK KULLANIYORLAR’

Batı’nın, Türk tarihini ve Cumhuriyet değerlerini kendi emperyalist amaçları doğrultusunda yeniden şekillendirmeye çalıştığını belirten usta sanatçı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Batı bize her konuda kendi yazdığı anlayışı, kendi yazdığı tarihi okuttu. Bizim tarihimizin, özellikle Batılılar tarafından sıfırdan ve yalan yanlış yazıldığını görmemiz lazım. Eskiden sadece Ermeni iddialarını önümüze koyarlardı, şimdi operanın metnine bakıyoruz; güya kesmediğimiz adam kalmamış. Bunların hepsinin arkasında Batı’nın dünyada tek hakim medeniyet olma ve diğerlerini aşağılama tasavvuru yatar.”

Sermet, Batı’nın bu tür kültürel projelerle Türk toplumunda bir kafa karışıklığı yaratmayı hedeflediğinin altını çizerek şunları ekledi: “Türkiye’yi ortadan kaldırmak, gücünü kırmak istiyorlar. Almanya bugün Atatürk’ü kötüleyen bir opera sahneler, yarın kültür sanat adı altında Türkiye’nin tarihsel bütün başarılarını karalayan başka bir işe imza atar. Kültür onların elinde bir silahtır.”

CEM ÖZDEMİR’İN ‘ULUS DEVLET’ DÜŞMANLIĞI

Bu tartışmalı operanın Baden-Württemberg eyaletinde, Türkiye karşıtı çıkışlarıyla bilinen Cem Özdemir’in Eyalet Başbakanlığı döneminde hazırlanması dikkat çekti.

Siyasi kariyerini Türkiye’nin üniter yapısını hedef alan ve ayrılıkçı söylemlere omuz veren bir çizgi üzerine kuran Özdemir, katıldığı platformlarda sık sık “Türkiye’nin tek tipçi ulus devlet kimliğinden sıyrılması ve geçmişiyle yüzleşmesi gerektiği” tezini savunarak Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini doğrudan hedef tahtasına oturtuyor. Özdemir, 2016 yılında Alman Federal Meclisi’ne sunulan sözde “Ermeni Soykırımı” tasarısının en ateşli savunucularından biriydi. Özdemir’in bu anlayışının medyadaki yansımalarından birisini de Alman devlet kanalı Deutsche Welle (DW) üzerinden yürütülen algı operasyonlarında kendini gösterdi. Özdemir’in desteğiyle Eylül 2021’de etnik fay hatlarını kaşımak amacıyla “Kafkasya’dan Türkiye’ye Çerkeslerin hikayesi | Dünyada en fazla Çerkes Türkiye’de yaşıyor” başlıklı kışkırtıcı bir belgesel yayınlandı. Belgeselde, Türkiye açıkça ‘asimilasyon’ politikaları yürütmekle suçlandı.

Almanya