Almanya’da sandık değişimi: AfD’den Rusya ve Ukrayna politikası mesajı
AfD, Saksonya-Anhalt seçimlerinde yüzde 43,8 oyla tarihi bir başarı elde ederek Almanya’da siyasi dengeleri sarstı. Parti, Rusya ile ilişkilerin yeniden kurulmasını, Ukrayna’ya desteğin sona erdirilmesini ve Almanya’nın dış politika çizgisinin değiştirilmesini savunuyor.
Almanya’da yapılan Saksonya-Anhalt eyalet seçimleri, ülkenin siyasi dengelerinde önemli bir değişime işaret etti. AfD yüzde 43,8 oy alıp birinci parti olurken, Başbakan Friedrich Merz’in liderliğindeki CDU yüzde 17,2’de kaldı. AfD 83 sandalyeli eyalet meclisinde 39 sandalye kazandı; hükümet kurabilmek adına gereken 42 sandalyeye ise ulaşamadı. Diğer büyük partilerin AfD ile koalisyona kapıyı kapamasıyla eyalette hükümet kurma süreci belirsiz olarak kaldı.
Ancak seçim sonucunun önemi yalnızca eyalet yönetiminin kimde olacağı ile sınırlı değil. AfD’nin seçim kampanyasında Rusya ile ekonomik ve kültürel ilişkilerin yeniden kurulması ve Ukrayna’ya verilen desteğin sona erdirilmesi önemli başlıklar arasında yer aldı. Reuters da seçim öncesinde AfD’nin bu politikalarının Saksonya-Anhalt’ta yükselen desteğinin temel unsurlarından olduğu bildirildi.
AfD’NİN RUSYA POLİTİKASI
AfD, Almanya’nın Moskova ile ilişkilerinin yeniden kurulmasını savunuyor. Parti, özellikle enerji alanında Rusya ile olan ilişkilerin yeniden değerlendirilmesini istiyor. Seçim öncesinde Reuters’a konuşan AfD lideri Alice Weidel, Rus petrol ve gazına olan boykotun sona erdirilmesi gerektiğini savunmuş ve Almanya ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden kurulması çağrısı yapmıştı.
AfD’nin yaklaşımı, Merz hükümetinin Rusya politikasıyla doğrudan ayrışıyor. Berlin, Ukrayna’ya desteğini sürdürürken savunma harcamalarını artırma ve Avrupa’nın Rusya karşısındaki savunma kapasitesini güçlendirme çizgisinde ilerliyor. Bu ayrışma, özellikle eski Doğu Almanya topraklarında daha belirgin hale geliyor. Reuters’ın seçim öncesi analizinde, bölgedeki Rusya algısının ülkenin batısından farklı olduğu ve ekonomik sorunlar ile birlikte Berlin’in politikalarına yönelik tepkinin AfD’ye desteği güçlendirdiği ifade edildi.
SANDIKTAN ÇIKAN MESAJ
AfD’nin yüzde 43,8’e ulaşması, partinin 2021’de aynı eyalette aldığı yüzde 20,8’lik oyun iki katından fazlasına çıkması anlamına geliyor. CDU ise 2021’deki 40 sandalyeden 15 sandalyeye geriledi. AfD’nin yerel lideri Ulrich Siegmund sonucu “tarihi” olarak vurgularken, 2029 yılında yapılacak federal seçimler için de bir başlangıç olduğunu ifade etti. Reuters’a göre AfD, bu sonucu federal düzeyde iktidar hedefinin önemli bir adımı olarak görüyor.
Seçim sonucu aynı zamanda Almanya’da Ukrayna savaşı ve Rusya ile ilişkiler konusunda tartışmanın sandıkta karşılık bulduğunu gösterdi. AfD’nin yükselişi, Berlin’in mevcut dış politika ve güvenlik çizgisinin toplumun tamamında karşılık bulmadığını ifade eden önemli göstergelerden oldu.
FRANSA’DA NATO TARTIŞMASI
Almanya’daki gelişmenin Avrupa açısından ikinci önemli ayağı Fransa’da ortaya çıkıyor.
2027 Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öne çıkan isimlerinden olan Marine Le Pen, seçilmesi halinde Fransa’yı NATO’nun entere askeri komuta yapısından çıkarmayı savunuyor. Le Pen, NATO üyeliğinin devam etmesini ancak Fransa’nın askeri karar alma mekanizmalarında daha bağımsız hareket etmesini istiyor. Reuters’a göre Le Pen, Mayısta bu tutumunu tekrardan dile getirdi.
Aydınlık’ta yayımlanan “NATO’nun Marine Le Pen korkusu” başlıklı değerlendirmede de Le Pen’in bu yaklaşmının Fransa’nın NATO içindeki konumu, Avrupa savunması ve ABD ile olan ilişkileri açısından yaratabileceği sonuçlara dikkat çekmişti.
6 Eylül tarihli yazıda ise Le Pen’in 2027 seçimleri öncesindeki anketlerde önde olduğu ve Fransa’da NATO, stratejik bağımsızlık ve Rusya ile ilişkiler başlıklarının seçim gündeminde önemli yer tuttuğunu söyledi.
ORTAK BAŞLIK: AVRUPA’NIN DIŞ POLİTİKA ÇİZGİSİ
Almanya ve Fransa’daki gelişmeler birebir aynı siyasi çizgiyi temsil etmiyor. Ancak iki ülkede de Avrupa’nın mevcut dış politika ve güvenlik yaklaşmını sorgulayan güçlü siyasi hareketler var. Almanya’da AfD’nin seçim başarısının merkezinde Rusya ile ekonomik ilişkilerin yeniden kurulması ve Ukrayna’ya desteğin sona erdirilmesi var. Fransa’da ise Le Pen, NATO’nun entegre askeri komuta yapısından çıkışı ve Fransa’nın stratejik bağımsızlığını öne çıkarıyor.
Bu sebeple Saksonya-Anhalt seçimleri yalnızca Almanya’nın iç siyaseti açısından değil, Avrupa’nın Ukrayna savaşından sonra siyasi yönelimi açısından da dikkat çekici bir sonuç ortaya koydu.
Berlin’de mevcut Rusya ve Ukrayna politikasına sandıktan güçlü bir itiraz çıkarken, Paris’te NATO’nun Avrupa güvenliğindeki rolü tartışmaya açılıyor. Avrupa’da önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından bir tanesi, Rusya-Ukrayna savaşı kadar savaş sonrasında kıtanın nasıl bir dış politika ve güvenlik düzeni kuracağı olacak