Almanya’nın ABD saldırganlığına yardım suçu
ABD’nin İran’a yönelik savaşı Almanya’da rahatsızlık yaratıyor. Hükümetin sesini fazla çıkaramaması eleştiriliyor. Sözde tarafsızlık politikası muhalefeti güçlendiriyor. Zayıflayan hükümet, ekonomik krizi aşmak için silahlanmaya daha fazla önem veriyor. Burada da Rusya düşmanlığı kullanılıyor
Önemli gelişmelerden birisi de Almanya’nın savunma bütçesini astronomik boyutta yükseltmesi. Silah fabrikalarını artırma çabası aralıksız sürüyor. Savunma sanayisi için yatırım oluşturmak ve bunu kabul edilebilir bir politika olarak yaymak için yarattıkları sözde Rusya tehdidini kullanıyorlar. Almanya’nın savunma sanayisine yoğunlaşmasında, ekonomideki çöküşe karşı geçici de olsa bir çare olarak başvurduğu bilinmektedir. Bu yolla, kapanan fabrikalar yerine savunma sanayisinde istihdam yaratarak ekonomiyi ayakta tutmaya çalışıyor. Bu sektöre bu kadar ağırlık verilmesine kamuoyunda da tepki var. Dipten de tepki yükselmekte; “ABD saldırı savaşına yardım suçu.” Yani yataklık!
AB ve Almanya politik çevrelerinde ve kamuoyunda ABD-İsrail ortaklığının İran’a karşı saldırı savaşına katılım, “bu bizim savaşımız değildir” denilerek reddedilmişti. Ancak Almanya’da bulunan başta Ramstein üssü ve diğer üslerde ABD’nin yığınak yapmasına izin veriliyor. Bu saldırı savaşına yardım suçu olarak nitelendiriliyor. Amerika’ya ait olan hastahanelerde de ABD askerleri tedavi görüyor. Dijitalleşme ve uzay teknolojilerinde çok geride kalan Almanya, ABD’nin saldırı savaşına dolaylı olarak destek veriyor, denilerek eleştiriliyor.
ABD’nin İran’a karşı savaşta yenildiği ortada. Batı Asya’ya hegemonyacılık kalıntısı gelenekle yığınaklar yapılması gündemde.
BERLİN SUÇA ORTAK OLUYOR
Almanya dış politika bültenlerine göre, ABD Batı Asya’ya yığınak yapıyor. Bu amaçla başta Almanya’daki askeri üsleri ve altyapıyı kullanıyor. İran’a karşı savaşı genişletmeye devam etmek için Doğu Akdeniz’deki hava gücünü artırıyor. Savaşın başlamasından önceki dönemde ve savaşın ilk 40 gününde olduğu gibi, uçaklar ve birlikler U.S. Ramstein Hava Üssü üzerinden Arap Yarımadası’na sevk ediliyor ve buradan yoğun saldırı dalgası için hazır bekletiliyor.
ABD Hava Üssü Spangdahlem de işin içinde; orada konuşlu F-16 savaş jetleri geçen hafta Batı Asya‘daki harekât bölgesine sevk edildi. Bu jetler birkaç hafta önce oradaki görevlerinden dönmüştü. Ayrıca Landstuhl’daki ABD askeri hastanesi de büyük öneme sahip; dünya çapında türünün en büyüğü. Son günlerde bazıları ağır yaralı, çok sayıda ABD askeri tedavi için oraya götürüldü. Hastanedeki sağlık personeli sayısı, muhtemel bir artışa hazırlık olarak takviye edildi.
ABD Başkanı Donald Trump, yasadışı saldırı savaşının genişletilmesi için yeni savaş suçları ve yöntemleri ilan ediyor. Berlin de bu suçlara ortak oluyor.
ALMANYA’DAKİ ABD HAVA ÜSSÜ
Kaiserslautern yakınlarındaki U.S. Air Base Ramstein, ABD dışındaki ABD Hava Kuvvetlerinin en büyük üssü ve Avrupa ile Afrika’daki ABD Hava Kuvvetleri karargâhının bulunduğu yer. Ramstein’da ayrıca, sadece Afrika değil, Orta Doğu ve Yakın Doğu’daki ABD drone operasyonlarının da yönetildiği, zaman zaman manşetlere çıkan bir uydu istasyonu var. İran savaşı ve diğer operasyonlar için de veriler Ramstein üzerinden geçiyor. Savaşın başlamasından sonra, İspanya’dan gelen ve savaşa katılmalarına izin verilmeyen askeri uçaklar Ramstein’a getirildi. Berlin, Madrid’in aksine, bu uçakların İran’a karşı kullanılmasına hiçbir itirazda bulunmadı. Son olarak E-11A BACN iletim uçağı Ramstein’a indi.
ABD Hava Kuvvetlerinin bölgede güçlendirilmesinde Eifel’deki ABD Hava Üssü Spangdahlem de önemli bir rol oynuyor. Burada konuşlu ABD F-16 savaş jetleri Batı Asya’ya sevk edildi. Ayrıca, İngiltere’nin kuzeydoğusundaki Cambridge yakınlarındaki Lakenheath Hava Üssü’nden F-35 jetleri ve Venedik’in kuzeydoğusundaki ABD Hava Üssü Aviano’dan başka F-16 jetleri de bölgeye uçtu. Washington‘da düşünce kuruluşu Mitchell Havacılık Çalışmaları Enstitüsü’nün dekanı David Deptula, ABD Silahlı Kuvvetleri gazetesi Stars and Stripes’da, Avrupa’daki üç ABD Hava Kuvvetleri birliğinin, savaş jetlerinin tamamının Arap Yarımadası’na konuşlandırılmasının alışılmadık olduğunu belirtti.
KAYIPLAR GİZLENİYOR
Landstuhl Askeri Hastanesi, Ramstein ve Spangdahlem’in yanı sıra, artık İran savaşı bağlamında daha çok kullanılıyor; burası ABD dışındaki en büyük askeri hastane. Son günlerde neredeyse bir düzine ağır yaralı ABD askeri tedavi için Ürdün’den buraya getirildi. Bu durum dikkat çekici. Eski yönetimlere göre Trump yönetimi kayıplarını daha fazla gizliyor… Hastahaneler de buna titizlikle uyuyor. İran tarafından vurulan yerler de sıkı denetimden sonra açıklanıyor.
ALMANYA RUSYA’YA KARŞI UKRAYNA ASKERLERİNİ EĞİTTİ
Ukraynalı askerler Almanya Idar-Oberstein’deki (Renanya-Palatina) Alman Topçu Okulu’nda eğitim yapıyorlar. Eyalet, daha önce Ukrayna’ya askeri desteğin merkezi haline gelmişti. Hava üssünde ayrıca, Güneydoğu ve Doğu Avrupa’daki ittifakın hava operasyonlarını yürüten NATO Hava Müttefik Komutanlığı bulunuyor. Birçok başka ABD üssüne de ev sahipliği yapan Rheinland-Pfalz İçişleri Bakanı Roger Lewentz’e (Sosyal Demokrat Parti-SPD) göre ABD, “inanılmaz bir kazanç” yaşayacak. Sadece Arap dünyasındaki ABD savaşları için değil, Rusya’ya karşı NATO operasyonları için de bir merkez noktası olarak…
AB’DE DENGE POLİTİKASI SİSTEMİN ÇÖKÜŞÜNÜ HIZLANDIRIYOR
Avrupa ülkelerinde Bağımsız Devletler Topluluğu olarak Avrasya’ya yönelme eğilimi yükselirken, mevcut hakim sınıflar ABD’nin savaş politikalarına destek anlamında tutumlarını sürdürüyor. Almanya Başbakanı Fredrich Merz, Rus gazına dönmenin menfaatlerine olduğunu tartışmaya başladı. Rus gazının dört katını ödeyerek ABD LNG’si alıyorlar. Bundan vazgeçme çabalarını sürdürmenin yanında ABD’nin saldırı savaşına da ortak oluyorlar. Ülke çıkarları yerine denge politikaları izliyorlar. Bu da hem çelişki hem de sıkıntı yaratıyor. Bakalım bu durum nereye kadar sürecek…
Bu çelişkili politikalar nedeniyle Merz hızla destek kaybediyor. Milliyetçi partiler hızla yükselip yüzde 30‘ları aşma sürecinde iken Merz yüzde yirmilere iniyor. ABD politikalarıyla uzlaşma ise iktidar partilerinin bu düşüşünü daha da ilerletiyor. Saldırgan savaş politikalarını sürdürenlerden korkarak denge gözetenler, olduğundan daha çok kayba uğruyorlar. TRÇİ içinde çok önemli ağırlığı olan Türkiye‘nin denge politikaları, özellikle Avrasya gelişmelerine set oluşturuyor.
Bu gelişmeler yanında muhafazakâr kesimler içinde milliyetçilerin yükselişinden etkilenerek Rusya ile ilişkileri düzeltmek fikri de güçleniyor. Bu durum iktidara yürüyen milliyetçilerle muhafazakâr kesimlerin ittifakına da zemin hazırlıyor.
HESAP SORMA VAKTİ
ABD Başkanı Trump, İran’a yönelik ABD saldırılarının sivil altyapıya yapılacağını açıkladı; bu, savaş suçudur. Savaş suçu emrini açıklaması, Alman Federal Hükümet için de ciddi bir sorun oluşturuyor. ABD Silahlı Kuvvetlerinin Almanya’daki askeri altyapıyı kullanmasına hâlâ izin veriyor ve onlara sorunsuzca hava sahası hakkı tanıyor. Bu durumun herhangi bir sonucu olmadığını düşünmek, Erfurt Üniversitesi’nde Kamu Hukuku, Milletlerarası Hukuk ve Karşılaştırmalı Hukuk profesörü ve Global Justice Clinic direktörü Michael Riegner’e göre savunulamaz. Riegner, Temel Yasanın 26. maddesinin 1. fıkrasını Bundeswehr ile sınırlamanın yasak olduğunu söylüyor. O paragrafta, “Halkların barış içinde bir arada yaşamasını bozabilecek olan, özellikle bir saldırı savaşını hazırlamayı amaçlayan eylemler, cezalandırılmalıdır.” deniyor. Riegner, ayrıca saldırı savaşının yürütülmesine olanak tanıyan herkes için “Yardım etmiş olur” diyor.