09 Haziran 2026 Salı
İstanbul 25°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Anadolu Aleviliği bölücü değil birleştiricidir

“Gerçek Alevi Anadolu’dur” sözünü ilk okuduğumda çok etkilendim. İsmet Zeki Eyuboğlu’nun “Gelin Canlar Söyleşelim” isimli kitabında geçen bu söz pek çok şeyi anlatmaya yetiyor. Onu Anadolu’nun bağrına yabancılaştıran her söylem, etnik ve dini bölücülüğe yarar.

Anadolu Aleviliği bölücü değil birleştiricidir
MURAT İNCE

Saygıyla andığımız Eyuboğlu “Alevi yurttaşlarımızın başlarına ne gelmişse, hep kendi aralarında süregiden dağınıklıktan dolayıdır.” derken bir gerçeğe parmak basıyor. Ancak, günümüzde bu dağınıklığın asıl müsebbipleri emperyalizmin piyonları PKK, Kürtçü bölücüler ve sol maskeli solumsulardır.

Alevi canlara ah vah dedirmek dışında hiçbir şey vermeyen ve sürekli katliamlardan, soykırımlardan, ezilmekten, yanmaktan söz eden bu unsurların vebali büyüktür. Alevilerimizin acılarını katmerleştirmeyi siyasi çıkar aracı haline getirdiler.

MÜLTECİ ALEVİCİLİĞİ

1980 sonrası Anadolu Alevilerinin birliğini bozan hareketler, örgütlenmeler çoğaldı. Her grup kendi Aleviliğini ilan etti! Alevilik eşittir sosyalizm yolundan geçerek “Alevilik İslâm dışıdır” söyleminde park edildi. Özelliklede 12 Eylül darbesinin solu silindir gibi ezip geçmesinden sonra yeni arayışlar baş gösterdi. Mensubu oldukları legal ya da illegal örgütlerden umduğunu bulamayanlar yoğun olarak Alevi oluşumlarına yöneldiler. Mülteciliğin verdiği karamsarlık çıkmazına teselli olması için kapağı Alevi derneklerine attılar. Bu gidişat Türkiye’den gelen Alevilerimizin birlik ve dirliğini olumsuz etkileyen bir rol oynadı. Batılı emperyalist devletlerin desteğini de arkalarına almalarından sonra gemiyi azıya aldılar. Süreç artık Alevilerin iğdiş edilmesi yönünde işledi, işliyor.

Alevi derneklerine doluşan bölücüler ile solumsu örgütlerin elemanları iltica ettikleri ülkelerdeki mülteci yaşamlarını yıkıcı faaliyetlerle sürdürmeyi amaç edindiler. 12 Eylül darbesinin karanlık atmosferinin etkileriyle Türkiye’ye karşı genel bir düşmanlık cephesi kurdular. Vatandaşlarımızın bin bir dertleriyle uğraşmayı küçümsediler ve onların birliğini bozmak için uğraştılar, uğraşıyorlar. İşte tam bu ortamda “Mülteci Aleviciliği” dediğimiz olguyla karşılaştık.

Sol cilalı, Atatürk ve Türk-Türkiye karşıtlığı üzerine oturtulmuş, Ortaçağ söylemli, emperyalist merkezlerin desteğine sahip “Mülteci Aleviciliği” oluşturuldu ve bu süreç hâlâ devam etmektedir. Alevi canlarımız Aleviliği sömüren tacirlerden yakasını kurtarmak göreviyle karşı karşıya.

ALEVİLİĞİ ANAYURDUNDAN KOPARMAK

Alevi kurumlarına o tür soldan sonra PKK ve diğer bölücü örgütler de el attılar. 1990’lı yılların ortalarına doğru “Aleviler Türk mü, Kürt mü?” tartışmalarının yoğunluk kazandığı zaman dilimi olarak tarihlendirilebilir.

PKK ile sol maskeli örgütler, Anadolu Alevilerinin o örnek birliğine ve dirliğine tamir edilmesi zor zararlar verdiler. Dikkat edilirse Alevilerimiz adına konuşan bölücü ve sözde solcular bozgunculuk yapmak dışında hiçbir olumlu konuşmada bulunmazlar. Zaten bütününe yakını PKK’nın kuyruğunda pinekleyerek zaman öldürdüler.

Son yıllardaki gelişmeleri dikkatlice izlediğimizde amacın Alevilerimizi öz yurtlarından soğutmak, kuşkuya düşürmek ve düşman hale getirmek olduğu görülecektir. İşte bunlara son bir örnek Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat’ın, “Bize kimlik biçmekten vazgeçin, biz Müslüman değil Aleviyiz.” çıkışıdır.

“Alevilik İslâm dışıdır” söylemi Aleviliği boşa düşüren, tarihini yerle bir eden, çok parçalı ve tanınmaz hale getiren bir tanımlamadır. Bu görüşün asıl sahipleri ise Alevici tacirler değil onların ağa babaları emperyalist merkezlerin uzmanlarıdır. Daha önceleri Aydınlık’ta isim isim konuyu incelemiştik.

Turgut Ökerlerin, Hüseyin Matların ara sıra dile getirdikleri tarikatlar ve cemaatlere karşı dişe dokunur tek bir mücadelesini görmedik. Hüseyin Mat, Milli Görüşçüleri, Süleymancıları, Menzilcileri, Kaplancıları dillendirmekten başka ne yapmıştır? Tek bir mücadelesini gösterebilir mi? Gösteremez. Çünkü o Süleymancıların, FETÖ’cülerin, Menzilcilerin ve benzerlerinin Türkiye’ye düşman olduklarını bildiği için sadece laf üretmekle yetiniyor. Her kim ki Türkiye’yi zayıflatıyorsa ona karşı hiçbir aktif tavır almazlar.

AABK’lı Hüseyin Mat her zamanki gibi 16 Ocak tarihinde de bölücü kanala yaptığı açıklamada Halep olayları üzerinden Türkiye’ye yüklendi. PKK ağzıyla Rojava güzellemelerini de eklemeyi unutmadı. Konuşması baştan sona Türkiye karşıtı sözlerle doluydu. Her zamanki gibi ezberlediği cümleleri tekrar etti.

Görüldüğü üzere, Avrupa’da ve Türkiye’de AABK benzeri yapılanmalar dün olduğu gibi bu gün de PKK/SDG hattında yola devam ediyor, yanlış hatta duruyorlar. Alevi canlar, ABD/İsrail ve diğer emperyalist devletlerin dümen suyunda yürüyen PKK/DEM Partiyle araya kesin sınır çekmeli ve kesinlikle destek vermemelidir. Bunlara verilen destek Alevilerin hanesine zarar olarak dönecektir.

ALİ’SİZ - İSLÂMSIZ ALEVİCİLİK OYUNU

Son yıllarda Alevilerin inanç dokusunu inciten açıklamaların çoğalması endişe verici kerteye geldi, dayandı. Hz. Ali’nin reddi ile 12 İmamların üzerinin çizilmesi ve yerilmesi Alevici tacirlerin amentüsü oldu. Asırlardır edinilen birikimin üzerinde tepinilmesine artık toptan dur denilmesi gerekiyor. Hz. Muhammed’i, Hz. Ali’yi, 12 İmamları yani Müslümanlığı çıkardığınızda ortada Alevilik diye bir şey kalmaz. “Alevilik dini” diye yutturulmaya çalışılan uydurmalar Alevi inancının bitirilmesiyle mümkündür.

Bir ülkeyi zayıf düşürmek mi istiyorsunuz; o ülkenin etnik ve dini farklılıklarını derinleştirmek en kolay yoldur. Bunu iyi bilen emperyalistler ve siyonist İsrail etnik ve dini bölünmeleri destekliyor. Aleviler Suriye'de merkezi devlete karşı, yine Anadolu (Türkiye) Alevileri Türkiye’de PKK/DEM Partinin peşine taktırarak Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı kışkırtılmaya çalışılıyor. Hiç kuşkusuz Alevilerimiz bu oyuna gelmeyecektir ve bu oyunu bozacaktır. Çünkü Türkiye Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’tir.

PİR SULTAN ABDAL DİYOR Kİ?

Pir Sultan Abdal’ı ve onun da dâhil olduğu 7 Ulu Ozanların ismini dillerinden düşürmeyenler onlardan hiçbir şey öğrenmediler. Hak Muhammet Ya Ali deyişlerine akılsızca hücum edenler maalesef hâlâ Alevilerin üzerinden parsa toplamaya devam ediyorlar. PKK/DEM ve CHP listelerinden milletvekili olmak için her yol mübahtır düsturuyla hareket eden tacirler Alevilerimizin dostu değildir.

Alevi deyişleri, türküleri, şiirlerini inceleyenler Ali’siz, 12 İmamsız, İslâmsız bir şeyle kesinlikle karşılaşmayacaklardır. Sözümüzü uzatmadan Öner Yağcı’nın hazırladığı Pir Sultan Abdal kitabından dörtlükler sunacağız:

***

Muhammet Ali’yi candan sevenler

Ali’me bir gül verin turnalar

Hasan Hüseyin’den medet umanlar

Ali’me bir gül verin turnalar

***

12 İmam’a uyanlardanız

Hak’ka doğru gider bu yollarımız

Biz Al-ü evladı sevenlerdeniz

Her seher teşbih eder dillerimiz

Pir Sultan’ım şu dünyaya

Dolu Geldim dolu benim

Bilmeyenler bilsin beni

Ben Ali’yim Ali benim

***

Halil Kâbe’yi yapınca

İslâm dinine tapınca

Gökten Muhammed kopunca

Nur âleme dola geldi

***

Pir Sultan’ım nesne bilmez

Ab-ı hayat içen ölmez

Kâfir Müslümanı yenmez

Ezelden basılan geldi

Anadolu Alevileri işte bu aşkla hareket eder, Cem tutar ve ülkesini savunur. Yoldan dönenler hariç Alevilerimizin ezici çoğunluğu vatanları Türkiye'yi vazgeçilmez yurt bellemişlerdir. Onlardaki Atatürk sevgisini, Cumhuriyetimize bağlılıklarını, Sünni kardeşleriyle kopmaz bağlarını hiç ama hiç kimse sorgulayamaz, sorgulamayı teklif bile edemez!

YURDUNA AŞKLA BAĞLANMAK

Yabancılaşma kavramını dar anlamda kullananlar gerçeği yakalamakta zorlanır. İnsanın yaşadığı yere, çevresine ve en sonunda kendisine yabancılaşması geleneklerini göreneklerini terk etmesiyle sonuçlanır. Vatan denildiğinde ürkenler ile yüreği kabaranlar arasındaki mücadele durmaksızın sürecektir. Turgut Ökerlerin, Hüseyin Matların vatan denilince yüreklerinin kararması normaldir! Çünkü onlar dönektir ve Alevilerimizin sırtından paye kapma peşinde olan unsurlardır.

“Alevilik İslâm dışıdır” diyenler Aleviliğe yabancılaşmıştır. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile PKK’nın Avrupa’daki Alevileri havuzlama örgütü Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) başta olmak üzere onlarla kader birliği içinde olan kuruluşlar Alevilerimizin safından dışlanmalıdır. Onların 30 yılı aşkın süredir verdikleri zarara dur demek için Alevi canları göreve çağırıyoruz.

Bir kez daha Âşık Daimi’ye kulak verelim:

GÖREMİYOR İSEN GERÇEK VARLIĞI

Göremiyor isem gerçek varlığı

Sünniyisem Aleviysem ne çıkar

Sanat edindiysem sahtekârlığı

Sünniyisem Aleviysem ne çıkar

***

İnsanlık giderken hep ileriye

Bizler inadına kaldık geriye

Gelmedikçe cehaletten beriye

Sünniyisem Aleviysem ne çıkar

***

Kemaletim, hidayetim olmazsa

Marifet suyundan kabım dolmazsa

Benden insanlığa eser kalmazsa

Sünniyisem Aleviysem ne çıkar

Gayet inatçıysam gayet zorbalı

Gündüz tesbihliysem gece kavgalı

Olmadıkça insanlığa faydalı

Sünniyisem Aleviysem ne çıkar

***

Daimi'yim nefse galip olmazsam

İlme fazilete talip olmazsam

Ele-dile-bele sahip olmazsam

Sünniyisem Aleviysem ne çıkar.

***

Erzincan –Tercanlı, Âşık Daimi (İsmail Aydın), (1932 - 1983).

Alevi