Avrupa’daki kriz milliyetçiliği yükseltiyor
Avrupa’da son yıllarda meydana gelen milliyetçi hareketlerin nedenleri ve sonuçları üzerinde durulan çalıştayda bu gelişmelerin yalnızca Avrupa’yı değil tüm dünyayı etkilediği ve sonuçlarının tüm ülkeleri etkileyeceği ifade edildi
Teori dergisi “Avrupa’da Milliyetçi Yükseliş Çalıştayı” düzenledi. Derginin yazı kurulu üyeleri Ali Rıza Taşdelen, Ali Mercan, Gökhan Dağtekin, Gürler Akdora ve Kemal Yılmaz’ın katılımıyla düzenlenen çalıştayda Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde yükselen milliyetçilik üzerine değerlendirilmeler yapıldı.
Avrupa’da son yıllarda meydana gelen milliyetçi hareketlerin nedenleri ve sonuçları üzerinde durulan çalıştayda bu gelişmelerin yalnızca Avrupa’yı değil tüm dünyayı etkilediği ve sonuçlarının tüm ülkeleri etkileyeceği ifade edildi.
SAFLAŞMA ATLANTİKÇİLER İLE AVRASYACILAR ARASINDA
Teori Yazı Kurulu Üyesi ve Aydınlık Yazarı Ali Rıza Taşdelen, “Avrupa’da, özellikle son 10-15 yılda neoliberal, küreselci iktidarlara karşı milliyetçi, vatansever partilerin mücadelesine tanık oluyoruz. Küreselciler ve vatanseverler saflaşması, dünyadaki Atlantikçiler ile Avrasyacılar saflaşmasının doğal bir yansıması ve sonucu olduğunu söyleyebiliriz.” dedi ve şunları ekledi:
“90’lı ve 2000’li yıllar aynı zamanda küreselleşmeye karşı mücadelelerin yoğunlaştığı yıllar oldu. Ama bu mücadeleyi yürütenler siyasi partiler değildi, daha çok tırnak içinde ‘sol’ yani sosyal demokrat partilerin etkisinde olan sendikalar ve derneklerdi. Sosyal demokrasinin burjuva karakteri nedeniyle bu hareketler sönümlendi.
“O dönemin kriz Şarlarında ortaya çıkan ‘aşırı sağ’ partiler ırkçı ve yabancı düşmanı partilerdi. Marine Le Pen’in babası Jean Marie Le Pen’in 1972’de kurduğu Milliyetçi Cephe partisi bunlardan biriydi.
“Bu dönemde genişlemeye başlayan Avrupa Birliği, Atlantikçi ve küreselci yöneticilerin üye ülkelerin egemenlik alanlarına müdahale etmesi, ulusal kimlik ve kültürlerin aşınmasını da bu çerçeveye oturtmak gerekir.”
AFD AVRO KRİZİYLE DOĞDU
Gökhan Dağtekin de Almanya’da yükselişe geçen AfD partisiyle ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:
“Öncelikle AfD’nin oluşum sebebi iktisadi: AfD Avro krizi döneminde o dönem gündemde olan kriz yönetimine muhafazakâr bir eleştiri amacıyla doğdu. Partinin kurucuları muhafazakar iktisat profesörleri idi.
“Avro krizinde başta Yunanistan olmak üzere Güney Avrupa ülkelerinin sözümona kurtarılması gündemdeydi. Siyaset ve medyanın “kurtarma” ve “dayanışma” gibi süslü sözlerle güzelleme yaptığı şey, aslında Yunanistan’ın Alman bankalarına olan borçlarını ödeyebilmesi için finansman sağlaması olayı idi. Bu finansmanı da Almanya Yunanistan’a Düyun-u Umumiye şartları dayatarak sağladı, yani burada Yunanistan’a yardım falan söz konusu değil, ağır bir vesayet boyunduruğu söz konusu.
“AfD ise Yunanistan’a ve Güney Avrupa’ya sözümona yardımı gerçekten bir yardım, dayanışma ve kurtarma operasyonu olarak kavrıyordu ve buna tepkiliydi.
“AfD’ye göre Almanya Avrupa’da hep, tabiri caizse, kazık yiyen ülkeydi, Avrupa’nın enayisi idi. Avrodan çıkma ve Marka dönmeyi savunmasının sebebi de buydu. AfD’nin iktisadi kriz analizi Hristiyan Demokratlarla ve Liberallerle aynıydı, CDU ve FDP ile farkları daha radikal bir tutum almalarıydı.
“Halbuki gerçek durum muhafazakârların tarif ettiğinin tam tersi: Almanya Kuzey Avrupa ülkeleri ile birlikte Doğu ve Güney Avrupa ülkelerine yarı sömürge ilişkileri dayatmakta. AB içerisinde bu ülkeler kendilerini zaten gümrük ve koruyucu düzenlemeler vasıtasıyla Alman ürünlerine karşı koruma şansına sahip değil. Avro’dan önceki dönemde bu ülkeler devalüasyon yaparak ve faiz oranlarını kendi ihtiyaçlarına göre ayarlayarak, yani egemen bir para politikasıyla, kendi ekonomilerini Almanya’ya karşı bir ölçüde koruyabiliyordu. Avro ile bu imkân ortadan kalktı.”
‘HEGEMONYACILIK KARŞITI İDEOLOJİ’
Teori Yazı Kurulu Üyesi Ali Mercan da dünyada yükselen milliyetçilik hareketiyle ilgili şunları belirtti:
“Milliyetçilik, bağımsız, küresel çapta hegemonyacılığa karşı mücadele eden devletlerin ortak ideolojisidir. Bu bakımdan milliyetçiliği öne çıkarmak doğrudur. Bu ismi kullanmak lazımdır. Sağ sol kavramları ile karıştırmadan kullanmak lazımdır. Örnek olarak en solcu görünen Yeşiller Partisi iktidarda olduğu dönem, ‘Rusya’yı yerle bir edeceğiz.’ diyordu. Bunu diyen solcu oluyor ancak Rusya ile ilişki kurmak isteyenler sağcı ve ırkçı ilan ediliyor.
“Avrupa’nın içinde bulunduğu ekonomik kriz sadece Rusya karşıtlığından değil, Atlantik ile Asya arasında kalınmış olmasından da kaynaklanıyor. Bugüne kadar ABD’nin baskısı ve tehditleriyle yönlendirilen Avrupa ülkelerinde artık bu hegemonyacılığa karşı halkta hareketlilik başladı. Bu hareketlerin sonuçlarının en önemlisi milliyetçiliğin yükselmesi olmuştur. Bununla birlikte bireycilik, uyuşturucu bağımlılığı, toplumsal çürüme gibi olgular Atlantik kaynaklı meselelerde doğru tavır almaktadırlar.”