Aydınlık cephe hattında-1! 3 yılda neler değişti
Üç yıl sonra yeniden Donbass’tayız. Fakat bu sefer Donetsk daha canlı, Mariupol ise neredeyse küllerinden doğmuş. Savaş cephesinin şehirden uzaklaşmasıyla birlikte Donetsk’te sokaklarda daha fazla insan var. Gece ise kamikaze İHA sesleri…
Uluslararası bir gazeteci grubuyla sekiz gün boyunca Donbass ve Kırım’daydık. Savaş cephesindeki son durum, halkın günlük yaşamı, askerlerle röportajlar… Birçok bilgiyi sizler için derledik. Beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı, yer yer bazı cephelerde şiddetli çatışmalara sahne olurken, genel olarak İHA’ların hakimiyetinde bir savaş devam ediyor.
ÇOCUKLAR PARKLARDA
Moskova’dan 15 saatlik uzun bir kara yolculuğunun ardından Donetsk’e vardık. Donetsk üç sene önce gözlemlediğimizden daha canlı olarak karşımıza çıktı. 2023 yılında, az sayıda dükkanın açık olduğu, yine sokaklarda çok az insanın bulunduğu bir Donetsk varken, bugün çocukların parklarda oynadığı, insanların sokaklarda yürüyüş yaptığı, hatta eğlence mekanlarının bile açık olduğu bir Donetsk ile karşılaştık. Aynı zamanda daha önce Donetsk’ten savaş sebebiyle ayrılan nüfusun bir kısmının geri döndüğü, hatta Rusya’nın çeşitli bölgelerinde yaşayan kişilerin de Donetsk’e geldiği kayıtlara geçmiş. Bununla birlikte bölgedeki ekonomik toparlanma da dikkat çekiyor. Nedeni ise Rus Ordusu’nun özellikle Donbass cephesindeki ilerleyişi. Cephe merkezden uzaklaştıkça özellikle 155 mm’lik NATO standartlarında üretilen top mermilerinin şehir merkezini vurması imkansız hale geliyor. Daha önce bu top mermileri günlük hayatı zorlaştıran önemli bir unsurdu.
İHA’LAR HER YERDE
Rusya-Ukrayna Savaşı’nda en çok öne çıkan araç şüphesiz İHA’lar. Hem Ukrayna’da hem de Rusya’da çok çeşitte İHA’lar var. Donetsk’te gece vakitlerinde, kamikaze İHA’ları, çok yakınımızdan geçerken işittik. Şehirde hala gece 21.00’den sonra sokağa çıkma yasağı devam ediyor. Yer yer bazı noktalara farklı ölçeklerde kamikaze İHA’larla saldırılar düzenleniyor. Cephede de askerleri en çok zorlayan konu İHA’lar. Hızlı, uzaktan kontrollü ve engellenmesi zor İHA’lar cephede büyük zorluk oluşturuyor.
UKRAYNA ORDUSU’NDAN RUS TARAFINA GEÇEN ASKERLER
Donetsk basın turumuzda en ilgi çeken buluşmalardan birisi, Ukrayna Ordusu’na seferberlikle alınan fakat saf değiştiren Ukraynalı askerlerle görüşmemiz oldu. Özellikle seferberlikle silah altına alınan Ukraynalıların Rus Ordusu’na geçtiği örnekler çok. Tabi bu askerlere bazı sorular yönelttik. “Neden savaşta saf değiştirdiniz ve Rus Ordusu’na katıldınız?” sorumuza şu yanıtı aldık:
“Biz Ukrayna vatandaşı olsak da ana dilimiz Rusça ve kendimizi Rus olarak tanımlıyoruz. Aslında Ukraynalılar ve Ruslar tek bir millet yani Slav. Aramızda bir fark yok, aynı dine ve aynı kökene sahibiz, kardeşiz. Seferberlik sürecinde çokça yalanla karşılaştık. Yetersiz hızlı bir eğitimin ardından çatışmanın en yoğun olduğu bölgelere, yani aslında doğrudan ölüme gönderiliyorduk. Birçok akrabamız ve arkadaşımız Rus tarafındaydı. Biz de bulduğumuz ilk fırsatta Rus tarafına geçtik. Seferberlikle alınan askerlerin savaşma motivasyonu yok. Çünkü Zelenskiy Hükümeti’ne güvenmiyorlar. Aşırı derecede yolsuzluk var. Parası olanlar rüşvet verip seferberlikten kaçıyorlar. Binlerce dolar vermek durumunda kalıyorsunuz. Fakat sizi bir süreliğine rahat bırakıyorlar. Belli bir süre sonra tekrardan sizi bulup silah altına alıyorlar. Orduda asker oluyorsunuz ama kendi mühimmatınızı kendi paranızla almak zorunda kalıyorsunuz.”
‘NATO’YA KARŞI SAVAŞIYORUZ’
Askerlerin yaptığı en kritik yorumlardan birisi de “Kime karşı savaşıyorsunuz?” sorusuna verdikleri yanıt. Askerler sık sık aynı milletten olduklarını vurguluyorlar. Ve bu savaşın aslında bir Rusya-Ukrayna Savaşı olmadığını, Rusya-NATO savaşı olduğunu belirtiyorlar. Bu savaşla birlikte NATO’nun zayıflayacağı ve dağılacağı değerlendirmesinde bulunan askerler, “Bakın bugün Orta Doğu’da bile birbirlerine girdiler. Herhangi bir dayanışmaları yok.” değerlendirmesinde buludular.
‘UKRAYNA ORDUSU’NDA DİSİPLİN SORUNU VAR’
Donetsk’te bir eğitim alanına girdik. Orada yer alan askerler canlı tatbikat sergilediler. Tatbikat sonrası oradaki askerlerle de konuştuk. Yine bir kısmı Ukrayna safından Rus safına geçmiş. “İki ordu arasındaki fark ne?” diye sorduğumuzda ilginç bir yanıt aldık. Askerler, Ukrayna Ordusu’nda büyük bir disiplin eksikliğinin, zararlı madde kullanımının ve firarların olduğunu belirtiyor.
Savaş alanındaki en zor operasyonlara dair de konuşan askerler, özellikle sivil tahliyesinin en zorlu operasyon olduğunu söylüyor. Özellikle bu noktada sivillere zarar gelmemesi için çok riskli pozisyonlar aldıklarını, bu operasyonlarda çokça İHA saldırılarına maruz kaldıklarını belirtiyorlar.
Bir diğer ilginç örnekse İHA’lardan kaçışlarla ilgili. Askerler özellikle kış aylarında İHA’ların daha fazla hedefi oluyor çünkü saklanamıyorlar. Fakat bahar ve yaz aylarında çiçek ve yaprakların açmasıyla birlikte ağaçların arasında İHA’lara karşı daha fazla görünmez oluyorlar.
YENİDEN DOĞUŞ: MARİUPOL
Donetsk’e yaklaşık bir buçuk saatlik uzaklıkta olan Mariupol şehrine gittik. Burası 2022’de başlayan savaşın ilk aylarında en şiddetli çatışmalara sahne olmuştu. Üç sene önce şehirdeki birçok bina ağır hasar almışken bugün binaların onarıldığını, yeniden inşa edildiğini gördük. En dikkat çekici nokta şehrin düzene yeniden oturtulmuş olması. Özellikle Mariupol’deki Drama Tiyatrosu savaşın sembollerinden birisiydi, patlamada neredeyse yok olan tiyatro, yeniden yapılmış ve oyunların sergileneceği hale getirilmiş.
‘AZAK TABURU HER ŞEYİ YAKIP YIKTI’
Mariupol’de yaşayan bir kadınla yaptığımız röportaj, şehrin sokaklarında yaşanan dramın ve özellikle neonazi grup olan Azak Taburu’nun sivillere karşı saldırganlığını gözler önüne seriyor. Tanıklar, geri çekilen Ukrayna birliklerinin, Rus veya Ukraynalı demeden sivillerin yaşadığı bölgeleri nasıl ateşe verdiğini anlatıyor.
Görüşme yaptığımız Mariupol doğumlu bir kadın, özellikle Azak Taburu’nun uyguladığı “yakıp-yıkma” taktiğini şu sözlerle dile getiriyor: “Azak Taburu teçhizatlarını evin önüne dizdi. Planları hep aynıydı: Geri çekil, yak; geri çekil ve tekrar yak. Neredeyse tüm şehre bunu uyguladılar.”
Yaşlı bir kadının ise torununun da Azak saflarında savaştığını söyleyerek evini yakmamaları için yalvarmasına rağmen, askerlerin kadını darp ederek evi gözlerinin önünde ateşe vermesi, rejimin kendi destekçilerine bile acımadığını gösteriyor.
KESKİN NİŞANCI DEHŞETİ
Şehrin sokaklarında su aramaya çıkan sivillerin, Azovstal Çelik Fabrikası’nda konuşlanmış Azak Taburu’na mensup keskin nişancılar tarafından hedef alındığı belirtiliyor. Özellikle erkek nüfusun sistematik olarak hedef alındığının altı çiziliyor.
Yaşanan bu dehşet verici olaylar, başlangıçta Ukrayna yönetimini destekleyen halkın bir kısmının da fikrini tamamen değiştirmiş durumda. Bölgedeki insanlar, eskiden Ukrayna’yı destekleyenlerin Kiev’e karşı artık sadece nefret hissettiğini ve kendilerini kalkan olarak kullanan bir rejime olan inançlarını tamamen yitirdiklerini belirtiyor.
Yarın Kırım Müftüsü Hacı Emirali Ablayev ile röportaj
Hem yazar hem asker
Donetsk’te Rusya’nın en güçlü kalemlerinden biri olan, ancak bugün üniformasıyla Rus askerleriyle birlikte savaş siperlerinde saf tutan yazar Zakhar Prilepin ile bir araya geldik. Savaşı, 2014’teki Renkli Darbe’den bu yana süren anti-emperyalist bir mücadele olarak gören Prilepin, sadece yazar kimliğiyle değil, oğluyla birlikte bizzat cephede savaşan bir asker olarak süreci değerlendirdi.
‘BU, KÜRESEL ANTİ-EMPERYALİST DEVRİMDİR’
Prilepin, Donetsk’teki mücadelenin yerel bir çatışma değil, uluslararası mafya ve finans sistemine ve elbette küreselciliğe karşı bir anti-kolonyal devrim olduğunu vurguladı. Prilepin şu ifadeleri kullandı:
“Bizi birleştiren şey emperyalizme ve küreselciliğe duyulan nefret. 2015’te kurduğum uluslararası birlikte Latin Amerika’dan Afrika’ya kadar her yerden gönüllüler vardı. Ortodokslar, Müslümanlar, Budistler, sağcılar ve solcular... Herkes Rusya’nın ABD’ye açtığı bu büyük meydan okumada kendi özgürlük umudunu görüyor.”
‘PUTİN’İN CESARETİ VE ELİTLERİN TEREDDÜDÜ’
Yazar, 2014’te Kırım’ın Rusya Federasyonu’na bağlanmasını sağlayan referandum ve 2022’deki Özel Askeri Operasyon kararlarının arkasında yatan Putin’in cesaretine dikkat çekiyor. Prilepin’e göre, Rus elitleri 33 yıl boyunca Batı ile entegre yaşamanın hayalini kursa da Putin halkın iradesini elitlerin konforuna tercih etti. Prilepin son durumu şöyle özetledi: “Tüm danışmanları karşı çıkarken Putin, ‘Kırım halkı bizimle olmak istiyor.’ diyerek tek başına karar verdi ve kazandı. Batı’nın ‘Rusya çökecek!’ kehanetleri de yerle bir oldu. Ekonomimiz ayakta, ordumuz taarruzda.”
‘BATI’NIN MASKESİ DÜŞTÜ: FAŞİZM UKRAYNA’DA YAŞIYOR’
Kitapları 25 dile çevrilen ve Batı’yı yakından tanıyan Prilepin, gördüğü “Rusofobi” seviyesinin kendisini bile şaşırttığını belirtti.
“2022 sonrası Batı’da Rus Edebiyatı da büyük bir ‘yaptırıma’ uğradı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorumuza ise şu yanıtı verdi:
“Türk kardeşlerim. Büyük Türk şairi Nazım Hikmet bizlere büyük ilham kaynağı oldu. Onun eserleriyle büyüdük. Sorunuza gelecek olursak; Ukrayna’da açık bir nazizm var ve sert bir diktatörlükle yönetiliyor. Batı’nın çok sevdiği göstermelik seçimler bile yapılmıyor hatta bundan gizli zevk alıyorlar. Edebiyat ise yasaklanamaz. Kütüphanelerden Rus yazarları kaldırsanız da zihinlerden nasıl sileceksiniz? Avrupalılar, İkinci Dünya Savaşı’nın intikamını almaya çalışıyorlar. Bizim Berlin’e girip onları faşizmden kurtarmış olmamızı asla affedemediler. Şimdi Ukrayna’da yükselen neonazizm üzerinden bu yenilginin hıncını çıkarıyorlar. Ben liderimiz Putin’e alternatif Nobel Edebiyat Ödülleri önerdim. Edebiyatı yasaklayan faşist zihniyet, ödülleri de kendi ideolojik iklimine göre dağıtıyor. Orada ödül alan mazlum dünyanın yazarlarını göremezsiniz.”






