AYM'de yapay zeka dönemi
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, yapay zekânın yargı alanında kullanımı konusunda ciddi çalışmalar yürüttüklerini belirtti.
Anayasa Mahkemesinin 64. kuruluş yıl dönümü nedeniyle Yüce Divan Salonu’nda tören düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.
Törende konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin bağlı olduğu değerlerin başında adalet geldiğini belirtti. Hukuk önünde eşit olmanın öneminden bahseden Özkaya şunları söyledi:
"Bireysel başvuru sisteminin kabul edildiği tarihten itibaren geçen süreçte Anayasa Mahkemesine yapılan toplam başvuru sayısı 700 bini geçmiştir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru mekanizmasındaki etkin rolü, insan haklarının korunması ve ihlallerin önlenmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Ancak bu süreçte karşılaşılan en önemli zorluklardan biri, her yıl artan başvuru sayısının oluşturduğu yoğunluktur."
"Anayasa Mahkemesinin istatistiklere de yansıyan işlevselliğini daha da artırmak ve güçlendirmek amacıyla yapay zekânın yargı alanında kullanımı konusunda da ciddi çalışmalar yürütüyoruz. 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekâyı devreye almayı hedefliyoruz. Ancak şu hususu özellikle vurgulamak isterim: Yapay zekânın ürettiği sonuçlara hiçbir şekilde hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yapay zekâdan raportörlerimiz, yalnızca hazırlık aşamasında faydalanacak; nihai hukuki değerlendirme ve karar, her zaman olduğu gibi insan aklına ve vicdanına ait olacaktır."
TARAFSIZLIK VURGUSU
"Anayasa Mahkemesi üyeliği, yalnızca hukuki bilgi ve tecrübe ile icra edilebilecek bir görev değildir. Bu görev; aynı zamanda güçlü bir ahlaki duruşu, derin bir sorumluluk bilincini ve her şeyden önce bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine mutlak bir sadakati gerektirmektedir. Çünkü anayasa yargısı, doğası gereği sadece normları değil; değerleri, hakları ve özgürlükleri de koruma misyonuna sahiptir."
'HUKUK DEVLETİNİN OLMAZSA OLMAZ KOŞULU'
"Hâkim ve savcılarımıza nasıl davranmaları, nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda elbette ki birçok tespit ve önerilerde bulunulabilir. Bununla birlikte bu konuda ilk olarak söylenilebilecek husus, hâkim ve savcılığın bir tarafı nur, bir tarafı nâr olan bir meslek olduğudur. Bu durum, adalet dağıtımında mutlak surette hakkaniyete uygun, bağımsız ve tarafsız davranılması gerektiğini göstermektedir. Esasen hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu olan bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığına da işaret eden bu durum, aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin egemen olduğu demokratik bir rejimin de vazgeçilmez koşuludur; adil yargılanma ilkesinin somutlaşmasının temel gerekliliğidir. Hem temel hak ve özgürlüklerin hem de kamusal düzenin korunmasının en büyük güvencesidir."
'HARAM YİYENLERİN GÖZLERİ GERÇEĞİ GÖREMEZ'
"Hakim ve savcılar, iç dünyalarındaki öznel duygu ve düşünceleri de dâhil olmak üzere herhangi bir dışsal etki ve baskı altında kalmadan, çekinmeden, endişe duymadan, tarafsız bir tutumla, pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde, aklı ve bilimi daima başat konumda tutarak, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre özgürce karar vermelidirler. Hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle her daim yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını muhafaza etmelidirler. Bu, şeklen de böyle olmalıdır. Hâkim ve savcılar gösterişten, riyadan, haramdan, yalandan şiddetle kaçınmalıdırlar. Üzerlerinde kul hakkı olmamalıdır. Kul hakkı çok önemlidir, ibadetle affolmaz. Dolayısıyla bir gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen bir ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler. Unutmayalım ki haram kazancı Cenab-ı Allah düzgün bir yere sarf ettirmez. Ayrıca şunu da bilelim ki midede haram lokma olursa ne takva ne de fetva kurtarır. Haram yiyen insanların gönül gözleri gerçeği göremez. Haram ile abat olanın sonu berbat olur."
'GİDERİLMESİ GEREKEN BİRÇOK ADALETSİZLİK VAR'
"Birleşmiş Milletler, 193 ülke ile dünya barışını korumakla görevli olmasına rağmen Sayın Cumhurbaşkanımız zatıalinizin de birçok kez dile getirdiği üzere güvenlik konseyinden kaynaklı yapısal sorun nedeniyle Gazze başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde gerçekleşen zulümleri, haksız yere akan kanları durduracak kararları alamamakta; karar alsa da hayata geçirememektedir. 193 devletli bu yapı bile milyonlarca insanın acısını dindirememektedir. Yaşanan savaşlar, ortaya konulan uygulamalar yalnızca belli bölgeleri değil tüm dünyayı etkilemektedir. Enerji ve gıda başta olmak üzere tüketim mal ve malzemelerinin üretim ve naklinde ortaya çıkan sorunlar ağır bedeller ödenmesine neden olmaktadır. Böyle giderse durumun çok daha ağır bir hâle geleceği aşikârdır.
Mevcut uluslararası sistemin ve özellikle uluslararası yargı kurumlarının daha adil, daha kapsayıcı ve daha etkili bir yapıya kavuşturulması bir zorunluluk olarak gözükmektedir. Zira ortada giderilmesi gereken birçok adaletsizlik bulunmaktadır. Salt güç politikasıyla, bencil çıkarlarla kalıcı güvenlik ve barış sağlanamaz. Adalet üzere hareket etmeyen hiçbir devlet, hiçbir güç uzun ömürlü ve kalıcı olamaz."