AYM’den ‘DEAŞ saldırısı’ kararı! Kamu makamlarının ihmali tespit edilemedi
Anayasa Mahkemesi, 2016 yılında Atatürk Havalimanı’nda DEAŞ terör örgütü tarafından yapılan ve 45 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin bireysel başvuruda yaşam hakkının ihlal edilmediğine hükmetti. Kararda, kamu makamlarının olay öncesinde makul güvenlik önlemlerini aldığı belirtildi.
Anayasa Mahkemesi (AYM), Atatürk Havalimanı’nda 45 kişinin yaşamını yitirdiği DEAŞ saldırısında kamunun sorumluluğuyla ilgili karar verdi.
DEAŞ’lı üç terörist, 28 Haziran 2016 günü Atatürk Havalimanı dış hatlar terminalinde saldırı düzenlemişti. Aralarında Fatma Mert ve Metin Mert’in oğlunun da olduğu 45 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi de yaralanmıştı. Fatma ve Metin Mert, İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunarak, maddi zararları için tazminat talebinde bulundu. Aileye, 32 bin 640 TL tazminat takdir edilirken aile belirlenen tazminatı kabul etmediği için taraflar arasında uyuşmazlık tutanağı imzalandı.
İSTİNAF KARARI KALDIRDI
Aile, İstanbul 9. İdare Mahkemesi nezdinde cenaze ve defin giderleri için 2 bin TL, destekten yoksun kalmaya ilişkin zararları içinse ayrı ayrı 2 bin TL maddi tazminat talepli tam yargı davası açtı. İdare Mahkemesi, 22 Mayıs 2019 tarihli kararıyla davayı kabul ederek destekten yoksun kalınan miktar olarak Fatma Mert’e 184 bin 849 TL, Metin Mert’e 153 bin 469 TL maddi tazminat ödenmesine, başvuruculara ayrıca cenaze ve defin giderleri için 2 bin TL ödenmesine hükmetti. Davalı idarenin istinaf talebi İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesinde karara bağlandı. İstinaf Dairesi, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile başvuruculara 32 bin 640 TL ödenmesine karar verdi. Bunun üzerine her iki taraf Danıştay’a başvurdu. Danıştay 10. Dairesi, olayda idarenin hizmet kusurunun ve/veya kusursuz sorumluluğunun söz konusu olmadığını ifade ederek istinaf mahkemesi kararını onadı. Aile de bunun üzerine Anayasa Mahkemesi (AYM)’ne bireysel başvuruda bulundu.
‘YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLMEDİ’
Başvuruyu inceleyen AYM İkinci Bölümü, yaşam hakkının maddi ve usul boyutunun ihlal edilmediğine karar verdi. AYM kararında şu ifadelere yer verildi:
“Başvuruya konu olaydaki hiçbir unsur, kamu makamlarının olay günü havalimanında bulunanların hayatlarına yönelik belirli, somut ve yakın bir tehdit olduğunu bildiklerine veya bilmeleri gerektiğine işaret etmemektedir. Ayrıca yetkililerin olay yerinde bulunanların güvenliğini sağlamak amacıyla giriş ve çıkışlarda X-Ray ve kapı dedektörü kullanılması, sivil ve resmî devriye ekiplerinin bölgede görev yapması, kamera sistemi ile çevrenin izlenerek şüpheli kişi takibi yapılması, çevredeki boş ve kontrolsüz arazilerin denetlenmesi, özel köpekler ile kişi ve araçların kontrol edilmesi, patlayıcı tespiti amacıyla çeşitli cihaz ve dedektörlerin kullanılması gibi makul olarak kabul edilebilecek bir dizi tedbir aldığı görülmüştür.
“Yapılan belirlemeler ışığında kamu makamlarının 28 Haziran 2016 günü gerçekleşen saldırıyla ilgili olarak öngörülebilir, ciddi ve yakın bir terör saldırısı tehdidi olduğundan habersiz olduğu, bu tür bir terör saldırısını önlemenin doğasında var olan özel zorlukların göz önünde bulundurularak yaşamı koruma yükümlülüğü açısından üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirmediklerinin söylenemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.”