Batı Gagavuzya’dan rahatsız: Özerkliğe yargı darbesi
Moldova Anayasa Mahkemesi, Gagavuzya’nın özerklik haklarını ve seçim özgürlüğünü kısıtladı. Gagavuzya Meclis Başkanı Valentin Gaidarji, kararı kınayarak Mahkeme Başkanı Domnica Manole’nin istifasını istedi. Bölgede yaşanan gelişmeleri uzmanlar Aydınlık Avrupa’ya değerlendirdi
Moldova Anayasa Mahkemesi, aldığı kararla Gagavuz halkının kazanılmış haklarını kısıtladı. Moldova Anayasa Mahkemesi 9 Temmuz’da Gagavuzya seçimlerinin artık Kişinev’deki merkezi seçim kuruluna bağlı olarak düzenlenmesine hükmetti. Komrat’ın bağımsız bölgesel seçim komisyonunun faaliyetlerine son verdi. Moldova Adalet Bakanı Vladislav Cojuhari’nin talebini haklı bulan mahkeme, Gagavuzya’nın özel hukuki statüsünü düzenleyen 1994 tarihli kanunun bazı maddelerini anayasaya aykırı ilan etti. Karar doğrultusunda Komrat’taki yerel makamlar, artık merkezi hükümetin denetimi olmaksızın bölgesel seçim komisyonları atayamayacak ve yerel emniyet, adalet ile istihbarat teşkilatlarının başkanlarını doğrudan onaylayamayacak.

Gagavuzya Halk Meclisi Başkanı Valentin Gaidarji ise bu kararı hukuka aykırı bir müdahale olarak niteleyip kınayarak Moldova Anayasa Mahkemesi Başkanı Domnica Manole’nin istifasını istedi. Konuyu Aydınlık Avrupa’ya değerlendiren Moskova MGIMO Üniversitesi’nde misafir profesör olarak görev yapan siyaset bilimci Stevan Gajic NATO’nun Rusya’ya karşı yürüttüğü savaşın halkların haklarını gerilettiğini belirtti. Her şeyin savaş uğruna feda edildiğini belirten Gajic “NATO ve Avrupa Komisyonu -NATO genel olarak- Gagavuz bölgesini Transdinyester bölgesinden bile daha büyük bir sorun olarak görüyor; çünkü Transdinyester’de halkın yaklaşık %70’i sözde Rus yanlısı partilere oy verirken, Gagavuz bölgesinde bu oran %80’in üzerindedir. Bu, hem Moldova’nın NATO yanlısı hükümetinin hem de Ursula von der Leyen ile Avrupa Komisyonu’nun Gagavuzları bir sorun olarak gördüğü anlamına geliyor.” dedi. Gajic şu değerlendirmeleri yaptı:
‘GAGAVUZ HALKININ BASKI ALTINA ALINMASI SİYASİ BİR MESELEDİR’

“Son birkaç yıldır Moldova’da gözlemlenen eğilimlerin son derece anti-demokratik olduğunu ve bunun tekil bir vaka olmadığını düşünüyorum. Moldova’da Gagavuz halkının baskı altına alınması tamamen siyasi bir meseledir. Bunun nedeni, Avrupa Komisyonu ve NATO tarafından bu Gagavuz halkının, başta NATO’nun Ukrayna’daki anti-Rus savaşı nedeniyle, “sözde” Rus yanlısı ve ikincisi de Türk yanlısı, yani istikrarı bozan bir unsur olarak görülmesidir.”
‘NATO’NUN RUSYA’YA KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ SAVAŞ HAKLARI GERİLETİYOR’
“Moldova bu çatışmanın içine giderek daha da fazla sürükleniyor ve bence bu durum, Rusya’ya karşı NATO’nun ön cephesinde stratejik derinliğini fiilen temsil eden çoğu Avrupa ülkesinde az ya da çok yaşanıyor. Bu bir Rusya-Ukrayna savaşı değil; bu, NATO’nun Rusya’ya karşı yürüttüğü bir savaş. Ve bence zaten bu yüzden her yerde demokrasi bozuluyor ve halkların kolektif hakları geriliyor. Benzer bir durum, Kosova ve Metohija’daki Arnavut yetkililerin Sırplara karşı sergilediği tutumda da gözlemlenebilir; bu tutum, Kosovalı Arnavutlar savaş perspektifinde temelde NATO askerleri olarak görüldükleri için NATO tarafından hoş görülmüştür. Dolayısıyla, bu durum her yerde karşımıza çıkmaktadır.”
‘HER ŞEY SAVAŞ UĞRUNA FEDA EDİLİYOR’
“Demokrasi, özellikle Moldova’da ve cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte Romanya’da, seçimlere hile karıştırılması ve Avrupa Komisyonu’nun müdahalesiyle saldırı altında. J.D. Vance bile iki yıl önce Münih Güvenlik Konferansı’nda bu konuya doğrudan değinmiş ve bu tür davranışlarından dolayı Avrupa Birliği’ne yüklenmişti. Durum bundan ibaret. Her şey savaş uğruna feda ediliyor ve Gagavuz halkının şu anda ağır baskı altında olmasının nedeni de tam olarak bu.”
‘NATO VE AVRUPA KOMİSYONU GAGAVUZ BÖLGESİNİ SORUN OLARAK GÖRÜYOR’
“Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki, NATO ve Avrupa Komisyonu -NATO genel olarak- Gagavuz bölgesini Transdinyester bölgesinden bile daha büyük bir sorun olarak görüyor; çünkü Transdinyester’de halkın yaklaşık %70’i sözde Rus yanlısı partilere oy verirken, Gagavuz bölgesinde bu oran %80’in üzerindedir. Bu, hem Moldova’nın NATO yanlısı hükümetinin hem de Ursula von der Leyen ile Avrupa Komisyonu’nun Gagavuzları bir sorun olarak gördüğü anlamına geliyor.”
GAGAVUZYA’DA GERİLİM YENİ DEĞİL

Moldova ile Gagavuzya arasındaki gerilim son Anayasa Mahkemesi kararıyla başlamadı. Son yıllarda Kişinev yönetimi ile özerk bölge arasında siyasi, hukuki ve idari alanlarda yaşanan çatışma giderek tırmandı.
Gagavuzya’da yapılan seçimlerde Rusya ile yakın ilişki kurulmasını savunan adayların öne çıkması, Moldova’nın Avrupa Birliği ve NATO eksenli politikalarıyla çelişti. Bu nedenle Kişinev yönetimi ile özerk bölge arasındaki anlaşmazlıklar sık sık yargıya taşındı.
Özerk bölgenin Başkanı Evghenia Gutul hakkında başlatılan soruşturmalar ve gözaltı süreci de Gagavuzya yönetimi tarafından “siyasi baskı” olarak değerlendirildi. Gagavuz yetkilileri, merkezi hükümetin özerk yönetimin yetkilerini adım adım budamaya çalıştığını söyledi.

Son olarak Moldova Anayasa Mahkemesi’nin, Gagavuzya’nın seçim komisyonunu devre dışı bırakan ve seçimlerin Kişinev’e bağlı Merkez Seçim Komisyonu tarafından yürütülmesini öngören kararı, bölgede yeni bir kırılma yarattı. Kararla birlikte yerel makamların seçim, güvenlik ve kamu yönetimine ilişkin bazı yetkileri de sınırlandırıldı. Gagavuz yönetimi, bunun yalnızca idari bir düzenleme değil, 1994’te yasayla güvence altına alınan özerk statünün aşındırılmasına yönelik yeni bir adım olduğu görüşünde.
‘GAGAVUZ AZINLIĞI TEHLİKEYE GİREBİLİR’
“Avrupa Birliği’nin revizyonizme — açık bir tarihsel revizyonizme — geri döndüğünü göz önünde bulundurursak, bu durum gerçekten tehlikelidir. Nazizmin yeniden canlanmasına sadece Ukrayna ve Doğu Avrupa’da değil (Baltık Ülkeleri’nde bu durum on yıllardır sürüyor), aynı zamanda Avrupa’nın kendi sınırları içinde de giderek artan bir şekilde göz yumuluyor. Bu nedenle, farklı partilerin, yabancı partilerin, Gagavuz halkının kolektif haklarındaki bu bozulma konusunda uluslararası kamuoyunu uyarmaları gerektiğini düşünüyorum; zira bu durum devam ederse, çok ciddi sonuçlara yol açabilir ve Gagavuz azınlığı tehlikeye girebilir. Bu nedenle, bu eğilimin durmasını içtenlikle diliyorum.”
HEDEF GAGAVUZYA’YI YOLA GETİRMEK

Konuyu Aydınlık Avrupa’ya değerlendiren Romanya merkezli Balkan Gazetesi sahibi Hamdi Yılmaz Gagavuz halkının haklarının Moldova Anayasa mahkemesince kısıtlanması üzerine “liberalizmin son sığınağı Anayasa Mahkemeleri” dedi. Hamdi Yılmaz şu değerlendirmeleri yaptı:
‘GAGAVUZYA’NIN BATI’DAN KOPMAMASI HEDEFLENİYOR’
“Öteden beri Moldova’nın Gagavuzya bölgesinde yapılan seçimlerde Rusya eğilimli adayların ya da partilerin kazandığını görüyoruz. Bu Batı’yı rahatsız eden bir durum. Yani Moldova’yı Avrupa Birliği üyesi yapmak isteyen, NATO’ya almak isteyen kesimlerce istenmeyen bir konu. Dolayısıyla Moldova Anayasa Mahkemesi tarafından alınan bir kararla; bundan sonra Moldova Gagavuzya’daki seçim ve güvenlik birimleriyle ilgili özerk bölgenin yetkileri kısıtlandı. Bu Romanya’dan sonra denenen ikinci bir durum. Anayasa Mahkemesi kullanılarak Gagavuzya yola getirilmek isteniyor ya da Batı’dan kopartılmaması hedefleniyor.”
‘LİBERALİZMİN SON SIĞINAĞI ANAYASA MAHKEMELERİ’
“Dolayısıyla şunu söyleyebiliriz: Yani Avrupa genelinde baktığımız zaman, yani Fransa, Hollanda, Avusturya’daki gelişmeleri de göz önüne aldığımızda, 2024’teki Kasım ayında yapılan Romanya Cumhurbaşkanlığı birinci tur seçimlerinin iptali, ikinci tur seçimlerinin iptali... Bunlar da Romanya’da Anayasa Mahkemesi kararlarıyla gerçekleştirilmişti. Yani liberalizmin son sığınağı Anayasa Mahkemeleri diyebiliriz. Ben böyle yorumluyorum.”
RUSYA EKSENİNDEN KOPARMA HAMLESİ
Ama bunun da uzun ömürlü olacağını sanmıyorum çünkü Batı’da liberal partilerin iki seçimlik saltanatı kaldı bana göre. Yani gözüken bu. Şimdi uluslararası kuruluşlardan şu ana kadar herhangi bir tepki gelmiş değil. Türkiye’den de bir tepki gelmiş değil. Romanya’dan da bir tepki gelmiş değil. Romanya zaten öteden beri özen gösteriyor. Moldova’nın içişlerine karışmama noktasında oldukça hassas davranıyor. Gagavuzya, Türkiye açısından da önemli. Esasında bölgedeki gelişmeler, Gagavuzya ekseninde Moldova, Ukrayna ve Romanya’daki gelişmeler bizi elbette yakından ilgilendiriyor. Dolayısıyla bu Moldova Anayasa Mahkemesi’nin Gagavuzya’nın yetkilerini kısıtlama kararının birinci temel sonucu; Moldova, Gagavuzya’yı yola getirmek, Rusya ekseninden ya da Rusya yanlısı olduğu iddia edilen güçlerden korumaya yönelik. Gagavuzya her ne kadar bu kararı kabul etmediğini söylediyse de ne yapacak? Moldova’ya savaş mı açacak? Ne olacak? Öyle veya böyle Moldova Anayasa Mahkemesi’nin kararının uygulanacağını düşünüyorum. Dolayısıyla Batılılar bu noktada bir adım ileri gittiler diye değerlendirme yapabiliriz.
Türkiye ile ilgili konusuna gelince; Türkiye tabii bu konularda oldukça hassas ve dikkatli bir politika yürütüyor. Bunun bize yansımaları nasıl olacak noktasında net bir şey söylemek mümkün değil diye düşünüyorum.