Bayram değil, seyran değil: Rutte bizi neden övdü?
NATO'da derin çatlakların yaşandığı, Avrupa ülkelerinin "yeni bir güvenlik mimarisi" arayışıyla kendi savunma önceliklerini sorguladığı bir dönemde, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Ankara ziyareti ve Türkiye'ye yönelik övgü dolu sözleri dikkat çekti.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara temasları kapsamında ASELSAN’ı ziyaret etti. Son dönemde Transatlantik ittifakı içerisinde Avrupa ülkelerinin kendi güvenlik politikalarını merkeze almasıyla NATO'nun geleneksel merkezden uzaklaşan yapısı tartışılırken, Rutte'nin ASELSAN ziyareti stratejik bir hamle olarak yorumlandı. Rutte, Türkiye'nin savunma sanayisindeki başarısını öne çıkararak, ittifakın endüstriyel ihtiyaçlarını Türkiye üzerinden konsolide etme mesajı verdi.
‘TÜRKİYE'NİN YAPTIKLARINDAN ÖĞRENEBİLİRİZ’
Rutte, savunma sanayisinde üretimin hızlandırılması gerektiğini belirterek Türkiye’nin başarısını bir model olarak sundu. Rutte’nin açıklamaları şöyle:
"Çünkü daha iyisini ve daha fazlasını yapmalıyız. Bu konuda Türkiye’nin yaptıklarından çok şey öğrenebiliriz. Buna ihtiyaç var çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. En iyi yetkinliklere ihtiyacımız var, en son teknolojileri işimize entegre etmeliyiz. Bu nedenle de en yaratıcı ve en yenilikçi beyinlere ihtiyacına ihtiyacımız var. Bu yüzden burada olduğunuz ve gençler olarak savunma sanayisinde çalışmayı seçtiğiniz için çok mutluyum. Burada yaptığınız her şey Türkiye'nin güvenliğini sağlamaya yardımcı oluyor, aynı zamanda Türkiye'yi son derece değerli bir müttefik olarak gören ülkelerin güvenliğini de koruyor."
‘TÜRKİYE BİR SAVUNMA SANAYİSİ DEVRİMİ YAŞADI’
Rutte, Türkiye’nin savunma sanayisindeki atılımını "devrim" olarak nitelendirerek, bu kapasitenin ittifakın geneline yayılması gerektiğini savundu:
"Türkiye bir savunma sanayisi devrimi yaşadı. Ben bunu Türkiye genelinde bir savunma sanayisi üssü olarak görüyorum. Bu yeteneklerin çoğunu bu şekilde gerçekleştiriyorsunuz ve bizim ihtiyacımız olan da budur. Ayrıca Avrupa ve Kuzey Amerika genelinde, kelimenin tam anlamıyla Alaska'dan Ankara'ya kadar uzanan bir savunma sanayisine ihtiyacımız var. Birlikte üretmeye, birlikte yenilikler yapmaya ve birbirimizden alım yapmaya devam etmeliyiz."
ESAS PLAN NE?
Ancak Rutte’nin bu övgü dolu sözlerinin ardında yatan asıl vurgu, NATO’nun genişleme ve çevreleme stratejisinde düğümlendi. Rutte, ASELSAN ziyaretinde Rusya, Çin ve İran’ı doğrudan hedef alarak, ittifakın "büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğunu" öne sürdü. Türkiye’nin bölgesel gücünü, bu çevreleme stratejisi içerisinde bir "araç" olarak konumlandırma çabası, şu ifadelerle dile getirildi:
"NATO bu tür tehditlere karşı hazırlıklıdır ve Türkiye’yi ve tüm müttefiklerini savunmak için her zaman gerekli olanı yapacaktır."
BU ÖVGÜ NE ANLAMA GELİYOR?
Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesinin ana gündem maddelerinden birinin "savunma sanayisi üretimi" olacağını belirten Rutte, sektörün de "sorumluluk" alması gerektiğini hatırlattı. Peki, Rutte’nin Türkiye’ye yönelik bu "ilgi" ve "övgü" patlaması neden şimdi?
NATO'nun içindeki çatırdamaların arttığı, Avrupa başkentlerinin kendi savunma politikalarını öne çıkarmaya başladığı bir süreçte; NATO Genel Sekreteri’nin, Türkiye’nin savunma sanayisi kapasitesini "Transatlantik güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir parçası" olarak işaret etmesi, Türkiye’yi yeni jeopolitik gerilimlerin ön saflarına yerleştirme çabası olarak değerlendiriliyor.
Son dönemlerde gündemdeki etkisini artıran Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakına yönelik çaba ve öneriler, bu tavrın arkasındaki nedenlerden biri olarak görülüyor. Rutte, hükümetlere ve şirketlere "eğitime ve mesleki gelişime yatırım" çağrısında bulunurken, Ankara Zirvesi öncesi ittifakın yeni yol haritasını da "ortak güvenlik" iddiasıyla çizmiş oldu.
TGB’den Rutte’ye pankartlı karşılamaGündem
İttifakta çatlak büyüyor: NATO dağılmanın eşiğindeAvrupa