Bedri Karayağmurlar’ın ardından
Şair, ressam ve düşün adamı sevgili arkadaşım Bedri Karayağmurlar, ürettikleri ve yarattıklarıyla her zaman yaşayacaktır. Sevenlerine ve sanat çevresine başsağlığı diliyorum.
Değerli arkadaşım; ressam, şair-yazar, emekli akademisyen Prof. Dr. Bedri Karayağmurlar’ı beyin kanaması sonucunda 1 Haziran 2025 günü kaybettik. Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nde aynı dönemde birlikte okumuştuk. 12 Mart’ın baskı ve zulüm koşullarında dostluğumuz ve arkadaşlığımız sınanarak pekişti ve elli yılı aşkın, O’nun deyimiyle “Kadim Dostluğumuz” devam etti. Gazili yıllar başta olmak üzere birçok acı-tatlı anılarımız oldu. Bunların bir bölümünü anlatmak Bedri’yi daha iyi tanımamıza katkı sağlayacağını düşündüğüm için bu yazıyı yazmak benim için bir görev oldu.
Gazi yıllarında Bedri; çok okuyan, araştıran, tartışan örnek bir devrimciydi. Modern şiir denemelerini arkadaşlarına okur, onların değerlendirmesini isterdi. Resim bölümünde okuduğu halde, aklı-fikri edebiyat bölümünde idi. Dersimize giren edebiyatçı hocalarla yakınlık kurar onlarla da şiirlerini ve yazılarını paylaşır, eleştirilerini almak isterdi. Gazi de o yıllarda yatılı olarak eğitim veriliyordu. Akşamları elli-altmış kişinin yattığı yatakhaneler tam anlamıyla gırgır-şamata yerleriydi. Bu durumdan rahatsız oluyor, daha nitelikli bir çözüm yolu arıyorduk. Bedri ve birkaç arkadaş, çözüm olarak toplu kitap okuma günleri önerdi ve hemen kolları sıvadık, kitap almak için kampanya başlattık. Topladığımız paralarla Zafer Çarşısı’ndaki kitapçılara giderek epeyce kitap aldık. Aldığımız kitaplar daha çok sol içerikli hikâye, roman ve Erdost’ların Sol Yayınları’ndan çıkan bilimsel kitaplardı. Artık gırgır-şamataya daha az zaman bırakarak, dağıtılan kitapları okuyan arkadaşların kitap özetlerini dinliyor ve daha sonra kitap üzerinde tartışarak daha iyi anlaşılmasını sağlıyorduk. Bunun sonucunda birçok kitabı okumuş olduk.

12 Mart Sıkıyönetim koşullarında olmasına rağmen hala Gazi Eğitim’de Sol egemendi. Bu nedenle sık sık baskınlar yapılıyor, öğrenciler gece yataktan kaldırılarak, dolaplarının önünde saatlerce bekletiliyor, sırası gelenin dolapları aranarak sakıncalı yayınlara el konuluyor ve öğrenciler gözaltına alınıyordu. Bu aramalar saatlerce devam ettiği için o gün uykusuz kalınıyordu. Ayrıca Okul bahçesinde karşıt gurupların saldırıları da devam ediyordu. Bu aramalar ve olaylar nedeniyle çok sayıda öğrenci gözaltına alınarak, sıkıyönetim tutuk evlerinde aylarca tutuluyordu. Bedri de bu tutuklamalardan payını alanlardandı. Bırakıldıklarında okulda kahramanlar gibi karşılanıyor, dostluklar perçinleniyordu. Bedri’yle sık sık Türk Tarih Kurumu’na giderek, orada çalışan Adnan Binyazar’la sohbet ederdik. Şiirlerini vererek incelemesini isterdi. ADYÖD, Türk Dil Kurumu ve Halkevleri’nin konferanslarını hiç kaçırmazdık.
Öğretmenlikte ilk görev yeri Trabzon Araklı idi. Askerlikten sonra bende Tirebolu’ya atanınca, yine sık sık görüşmeye başladık. Yalnız kaldığı bekar evinde, resim yapmaya yoğunlaşmıştı. Peştemallı çay ve fındık taşıyan emekçi kadınlar ana temasıydı. Bunların bir bölümünü kurucusu olduğum Ankara Seyranbağları Halkevi’ne bağışlamıştı. Karşılık beklemeden her şeyini paylaşan bir arkadaştı Bedri. Daha sonraki yıllarda akademik kariyer için çok yoğun emek harcayarak, birçok engellemelere rağmen hedefine ulaştı. Emekli olunca Ayvalık da bir atölye alarak orada çalışmayı sürdürdü. Bazı gazete ve dergilere yazılar yazıyor, panellerde konuşmalar yaparak, aydınlatmaya devam ediyordu. En verimli olabilecek bir zamanda O’nu maalesef kaybettik.
Şair, ressam ve düşün adamı sevgili arkadaşım Bedri Karayağmurlar, ürettikleri ve yarattıklarıyla her zaman yaşayacaktır. Sevenlerine ve sanat çevresine başsağlığı diliyorum.