Bu bir çöküştür: Okullarda şiddet, sistemin sonuçlarıdır
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarımızda meydana gelen ve hepimizi derinden yaralayan acı olaylar maalesef “anlık bir sorun” değil yıllardır adım adım inşa edilen bir eğitim modelinin kaçınılmaz sonuçlarıdır.
Bugün yaşananları sadece “disiplin ve güvenlik sorunu” diye açıklamak, gerçeği örtmektir.
Türkiye’de eğitim sistemi, 1949’da imzalanan Fulbright Anlaşması ile birlikte yön değiştirdi. O günden bugüne eğitim; üretimden koparılan, toplumsal bağları zayıflatılan, giderek piyasaya açılan bir yapıya sürüklendi. Yap-boz reformlar, özelleştirme politikaları ve neoliberal anlayış bu dönüşümü derinleştirdi.
SONUÇ NE OLDU?
Cumhuriyetin okullarında emek vardı, üretim vardı, dayanışma vardı. Çocuklar kitapla, müzikle, sporla, toprakla büyürdü. Okul sadece bilgi veren değil insan yetiştiren bir yerdi.
Bugün ise o bütünlük parçalanmış durumda. Sanat yok, spor yok, üretim yok… Ama onların yerini dolduran başka bir şey var: ekranlar.
Çocuklar artık dünyayı ekranlardan öğreniyor. O ekranlarda ne var? Şiddet var. Rekabet var. Güç gösterisi var. Dizilerde, oyunlarda, şarkılarda şiddet sadece normalleştirilmiyor adeta özendiriliyor. Sistem bunu üretiyor. Üstelik sorun sadece şiddetle sınırlı değil. Madde bağımlılığı artık okulların içine kadar girmiş durumda. Bu, yalnızca güvenlik meselesi değildir. Aynı zamanda kültürel bir kuşatma meselesidir.
Bir başka gerçek daha var: disiplin.
Bugün “özgürlük” adı altında okullarda kuralsızlık yaygınlaştırıldı. Oysa disiplin baskı değil, birlikte yaşamanın temelidir. Sorumluluk duygusu olmadan özgürlük olmaz. Kuralsızlık, en çok çocukları savunmasız bırakır.
Neoliberal eğitim modeli bireyi yalnızlaştırır. Dayanışmayı değil rekabeti öğretir. Paylaşmayı değil “kazanmayı” kutsar. Gelecek kaygısını derinleştirir. Bu baskı, öfkeye, umutsuzluğa ve şiddete dönüşür.
EĞİTİM DEVRİMİNE İHTİYAÇ VAR
Eğitim bir yarış olmaktan çıkarılmalıdır. Gençler sürekli sınavlar ve gelecek kaygısı altında ezilmemelidir. Meslekî eğitim güçlendirilmeli, üretimle bağ yeniden kurulmalıdır.
Millî değerlerlerimiz dayanağımızdır. Bu değerler dayanışmayı, paylaşmayı, kardeşliği esas alan Cumhuriyetin halkçı ve kamucu birikimidir. Bu değerler yeniden eğitimin merkezine yerleştirilmeden şiddetin önüne geçilemez.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş bir uyarıdır.
Ya bu gidişatı değiştireceğiz ya da okullarda şiddetin, bağımlılığın ve çürümenin daha da yaygınlaştığı bir tabloyla karşı karşıya kalacağız.
Başka bir yol var mı?
Var diyenler, sadece günü kurtarıyor.
Gerçek şu: Yeniden devrimci eğitim. Yeniden kamucu eğitim. Yeniden bilimsel eğitim.
Başka yolu yok!