12 Eylül 2026 Cumartesi
İstanbul 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Bu son fasıldır ey ömrüm!

‘Bakımevinde pek çok arkadaşımız oldu. Hem uzmanlardan yardım almak hem de sosyalleşmek için ideal bir yer olduğunu günler geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Bir sağlık sorunumuz olduğunda en kısa zamanda müdahale ediliyor…’

Bu son fasıldır ey ömrüm!
Önde oturan arkadaşımız Füsun İkikardeş'in annesi Sevim Günel
FÜSUN İKİKARDEŞ-NİLAY ÖZÇETİN

Yaşınız 65’i geçince sınıf atlıyorsunuz ve hoop “yaşlı nüfus” grubuna geçiyorsunuz. En son koronavirüs salgını döneminde yaşadık, gözümüzün yaşına bakmadan 65’i dolduran kim varsa yasaklı olduk! Eğer toplumcu ve devrimci değilseniz vay halinize! Size dik dik bakmaya başlarlar, gidip evinde otursana, hatıralarını yazsana, yorulmadın mı vs. gibi tacizler başlar. Siz de tek yol kalmış gibi geçmişe yüzünüzü döner, ahlara vahlara dalarsınız.

Çağdaş dünyada yaşlılık önemli bir toplumsal olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşlanma çok boyutlu ve çok yönlü gelişen değişimi ifade etmektedir.

YÜZDE ON YAŞLI NÜFUS

Ülkemizde aşağı yukarı her 10 kişiden biri yaşlı nüfus üyesi. 2024 verilerine göre, Türkiye’de 10 milyona yakın yaşlı, 30 bine yakın da kamu ve özel yaşlı bakımevi var. Orta ve üst sınıfın iyi kötü bir evi, bakıcısı ya da şanslıysa gideceği bir bakımevi var. Daha üst gelir grupları da evini, parasını veriyor, özel bakımevlerinde son zamanlarını yaşıyor. Tabi kırsalda durum daha farklı. Araştırmalara göre kırsalda yaşayan yaşlıların aile ve sosyal çevreleri ile ilişkileri güçlü çıkmış. İleri yaşlarına rağmen üretime devam ettikleri, kendilerini yoksul olarak nitelendirmedikleri sonuçları elde edilmiş.

Bunların dışında kamunun sunduğu bakımevi hizmetleri var. 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü nedeniyle Narlıdere Kaymakamlığına bağlı Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret ettik, orada yaşamına devam eden yaşlılarımızla görüştük. Onlara, yaşlıların sorunlarını ve çözüm önerilerini sorduk:

Bu son fasıldır ey ömrüm! - Resim : 1

‘İDEAL BİR YER’

- Huzurevinde yaşamaya nasıl karar verdiniz ve burası beklentilerinize karşılık verdi mi?

Ülker Kutlu (Emekli Yüksek Ziraat Mühendisi): “Eşimle birlikte huzurevine başvurduk. Çocuklarımızın bizlere yardım etmek için çaba sarf etmelerine rağmen günlük işlerimizi yapmakta zorlanıyorduk. Yardımcılarla uğraşmak da başka bir sorundu. Eşimin bronşitine iyi geleceğini düşünerek hava kirliliğinden uzak, orman içinde, huzurlu bu bakımevine başvurduk. Biz şanslıydık. Uzun yıllar yerleşmeyi bekleyen arkadaşlarım var. Dört sene sonra yeni evimize yerleştik. Bakımevinde pek çok arkadaşımız oldu. Hem uzmanlardan yardım almak hem de sosyalleşmek için ideal bir yer olduğunu günler geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Bir sağlık sorunumuz olduğunda en kısa zamanda müdahale ediliyor, gerektiğinde hızla hastaneye ulaştırılıyoruz.”

- Huzurevinde verilen hizmetler neler? Sizin için yeterli mi?

“Temiz ve sağlıklı barınma, beslenme, sağlık hizmetlerinden başlayarak tiyatrodan, şiirden tutun da spor ve el sanatları atölyelerine kadar yok yok! Ziyarete gelenler “burada yaşamak varmış” diyorlar. Sağlıklı dinç bireyler, gün boyu çeşitli etkinliklerle zamanlarını değerlendiriyor, ömürlerine ömür katıyor.

“Doktorlar, hemşireler, zanaat ustaları, öğretmenler, hakimler, sanatçılar… Adeta devletin insan kaynakları birikimi bir araya toplanmış gibi! Devlete kim hizmet etmiş, emekli olmayı hak etmişse burada. Ancak, 944 kişiye hizmet verebiliyor. Bizim için her şey yeterli. Ama bizim gibi şanslı olmayan yüksek sayıda yaşlı nüfus var.”

- Biraz da devletin yaşlılar için uyguladığı sistemin eksilerinden bahseder misiniz?

“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, farklı gruplandırmalarla 13 milyon yaşlının aylık gelire bağlanmasını sağlıyor ve bakımlarını çözmeye uğraşıyor. Ancak günümüzde çözüm bekleyen sorun, kaç yaşlı ne kadar aylık gelire sahip sorusundan ibaret değil elbette. Çalışmış, emekli olmuş yaşlılar üretime nasıl hangi koşullarda katılabilir? Hayatında 20 küsur yıl çalışıp 25 yıldır emekli maaşıyla yaşayan dinç ve verimli bireyler, bu hallerinden memnun mu? Fiziksel ve ruhsal olarak kendilerine yetiyorlar mı? Tecrübe ve birikimlerine bakınca topluma verecekleri hiçbir şeyleri kalmadı mı? Bu dengeyi sağlamak, Yaşlılar Günü’nde masaya yatırılması gereken toplumsal bir mesele.”

Bu son fasıldır ey ömrüm! - Resim : 2

‘HUZUREVİNDE YAŞAM ÇOK KOLAY’

İkinci konuğumuz Emekli Vali Aydın Özakın. 10 seneden fazladır Narlıdere Huzurevinde kalan Aydın Bey’den de konu ile ilgili görüşlerini bizimle paylaşmasını istedik.

- Huzurevine geliş nedenleriniz nelerdi? Yıllarca yöneticilik yapmışsınız. Huzurevi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

“Eşimle birlikte başvurduk. Evimizi de kapatmadık. Ara ara evimize de gidip geldik. Ama evde günlük ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyorduk. Huzurevinde yaşam çok kolaydı. Sizin yerinize görevliler her şeyi düşünüyordu. İlk yıllarda hizmet ve yönetim çok daha iyiydi. Daha sonraki yıllarda liyakati düşük yöneticilerin elinde kaldık. İzmir’de bakımevi sayısı artacağına mevcut olanlar değişik nedenlerle kapatıldı ve orada yaşayanlar bizim huzurevine nakledildi. Eşimi iki yıl önce kaybettim. Artık pek çok sağlık sorunumla tek başıma yaşamaya devam etmeye çalışıyorum.”

- Yaşlılara yönelik sosyal politikalar sizce neler olmalıdır?

“Yaşlılık döneminde gelir güvencesi sağlanmalı, emekli maaşları yaşlıların sağlıklı bir yaşam sürmelerine yetecek düzeyde yükseltilmeli, yaşlılara bakım hizmetleri sunulmalı, emekli aylığı güvencesi olmayan muhtaç durumdaki yaşlılara sosyal yardım ödemeleri yapılmalı, huzurevi, yaşlı bakım merkezleri sayısı arttırılmalı. Yaşlılara yönelik hizmetler bir sektör olarak değerlendirilmeli.”

BEKLENTİ: SAYGI VE SEVGİ

Sevim Günel, Sağlık Bakanlığından emekli memur. Sevim hanıma, sohbetimizde şu soruları yönelttik:

- Yakın çevrenizden beklentileriniz nelerdir?

“Onların sağlıklı olmalarını, bize sevgi ve saygı göstermelerini bekliyoruz. Yaşlılık döneminde birey daha hassas ve kırılgan olmaktadır. Yaşlanmayla birlikte insanın ihtiyaçları artmakta ve yaşlılar bu ihtiyaçları tek başına karşılamakta zorlanmaktadır. Gençler de ömür vefa ederse bir gün yaşlanacaklar; ilgi sevgi ve saygı bekleyeceklerdir.”

- Yaşadığınız ilde kurum ve kuruluşlardan beklentileriniz nelerdir?

“Maddi destek, bakım, sağlık hizmetine erişim, evde sağlık hizmetleri, saygı, sevgi, ilgi. Toplu taşım hizmeti. Yaşlılara dönük etkinlikler yoluyla sosyal hayata katılmalarının sağlanması olabilir.”

YAŞLILARIN BEKLENTİLERİ

Yaşlıların bu beklentileri toplumsal dayanışmayı paramparça eden neoliberalizmin ürettiği toplumsal değişmenin ve değişen aile yapılarının olumsuz etkilerinin yaşlıları maddi ve manevi ne denli etkilediğini de göstermektedir.

Yaşlıların toplum tarafından korunması ve bunu sağlayacak kurumsal yapılanmanın ve hizmetlerin devlet tarafından sağlanması anayasal bir görevdir.

1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nü kutlar, yaşlılarımıza saygı ve sevgilerimizi sunarız.

Yaşlılık