Buğday alım fiyatı maliyetin altında kaldı
Alım fiyatı, ton başına makarnalık ve ekmeklik buğdayda 16 bin 500 lira, arpada 12 bin 750 lira olarak belirlendi. Geçen yıla göre yüzde 22’lik artış yapıldı. Mart ayı TÜİK verilerine göre ise Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yıllık yüzde 34,26 arttı
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü, hububat alım fiyatlarını ton başına makarnalık ve ekmeklik buğdayda 16 bin 500 lira, arpada 12 bin 750 lira olarak tespit etti. TMO’dan yapılan açıklamayla 2026 yılı hububat alım ve satış fiyatları kamuoyuna duyuruldu.
Türkiye’de hububat hasadının, yağışlar nedeniyle geçen yıla göre geciktiği, halihazırda belli bölgelerde başladığı vurgulanan açıklamada, “Hasadını yapan üreticilerimize depolama imkanı sağlamak amacıyla TMO tarafından 21 Mayıs’tan itibaren üreticilerimizin Çiftçi Kayıt Sistemi’nde kayıtlı buğday ve arpa ürünleri taahhütname karşılığı teslim alınmaya başlanmıştır. 2026 yılı TMO hububat alım fiyatları (2. grup ürünler için) ton başına makarnalık buğdayda 16 bin 500 lira, ekmeklik buğdayda 16 bin 500 lira, arpada ise 12 bin 750 lira olarak belirlenmiştir.” değerlendirmesinde bulunuldu.
DESTEK TON BAŞINA 3 BİN 14 LİRA BELİRLENDİ
Açıklamada, Bakanlıkça üreticilere temel, planlı üretim ve sertifikalı tohum kullanım destekleri olarak dekara toplam 980 lira ödeneceği bilgisi verilerek, ülke ortalama verimi dikkate alınarak ton başına ise toplam 3 bin 14 lira destek ödemesine tekabül edeceği bildirildi.
Ödemelerin ise ürün teslimatının ardından 45 gün içinde üreticilerin banka hesaplarına yapılacağı ifade edildi. Açıklamada, TMO’nun hububat satışlarına 1 Ekim itibarıyla başlayacağı belirtildi.
KÖYLERDE ADAM KALMADI
Üretici örgütleri açıklanan fiyatları değerlendirdi.
Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkan Yardımcısı ve Tercan Ziraat Odası Genel Sekreteri, ziraat yüksek mühendisi Abdülkadir Karahan, “Bu maliyetlerle bu fiyatlarla işler nasıl gidecek bilmiyoruz. Fiyat, maliyetlerin altında kaldı. Eylül ayında 38 liraya mazot, 1100 liraya gübre aldım ama şimdi mazot 70 lira, gübre 2000 lira olmuş.” dedi.
Bitkisel üretimin hayvansal üretimi de etkilediğini belirten Karahan, şöyle devam etti: “’Siz üretin yeter’ kelimesinden millet bıktı artık. Üretelim de karşılığı olmayınca niye üretsin adam. Kâr etmezsek niye gideyim tarla ekeyim. Adam traktörünü bırakmış şehirde asgari ücretli olarak çalışıyor. Köylere gidiyoruz, adam yok. Genç olmazsa, kadın olmazsa kim üretecek.”
ÜRETİCİ EMEĞİNİN KARŞIĞINI ALABİLMELİ
Karaman Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram da şu değerlendirmeyi yaptı:
“Geçtiğimiz yıl ton başına 13 bin 500 lira olarak açıklanan buğday alım fiyatı bu yıl 16 bin 500 liraya yükseltilmiş, artış oranı yüzde 22,22 olarak gerçekleşmiştir. Ancak son bir yılda tarımsal üretimin temel girdilerinde yaşanan maliyet artışları dikkate alındığında, bu artışın üretici açısından yeterliliği konusunda ciddi soru işaretleri bulunmaktadır.
“2025 Nisan - 2026 nisan döneminde amonyum sülfat gübresinde yüzde 104, amonyum nitratta yüzde 84, ürede yüzde 76, DAP gübresinde yüzde 56 ve mazotta yüzde 57 oranında artış yaşanmıştır. Bunun yanında yem fiyatları yüzde 30’un üzerinde, elektrik maliyetleri ise yüzde 25 oranında yükselmiştir.
“Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından üreticinin emeğinin ve maliyetlerinin karşılığını alması büyük önem taşımaktadır. Çiftçilerimiz yalnızca bir ürün değil, aynı zamanda ülkemizin gıda güvenliğini de üretmektedir. Bu nedenle açıklanan fiyatların sahadaki gerçek maliyetler ve hasat döneminde ortaya çıkacak verim sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
“Üretimin devamlılığı, kırsalda yaşamın korunması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin sürdürülebilmesi için üreticinin desteklenmesi ve gelir istikrarının sağlanması ortak sorumluluğumuzdur.”
ENFLASYONUN ALTINDA KALDI
Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın da “Mazot, gübre, ilaç ve diğer temel tarımsal girdilerdeki artış oranı yüzde 75’lere ulaşmışken, buğday fiyatına verilen zam yüzde 22,5 seviyesinde kaldı. Bu oran, TÜİK’in açıkladığı enflasyonun bile altında.” dedi. Ilgın, fiyat politikalarının çiftçinin emeğini ve artan maliyetleri dikkate alacak şekilde yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
TÜCCAR BEKLİYOR!
Şanlıurfa Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Hikmet İpar, buğday alım fiyatlarıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“18-20 lira gibi bir fiyat bekliyorduk, beklentimizin çok altında geldi. Maliyet sınırında bir fiyat. Çiftçi şu anda borç batağında, çiftçinin yüzde 80’i kredi kullanmıştı. Biz iyi bir bir fiyatla borcumuzu kapatıp, yeniden ekim için nefes alacağımızı düşünüyorduk.”
İpar, açıklanan desteklerle ilgili de şöyle konuştu:
“2026’da açıklanan desteği ben 2027’de alacağım. TMO, 3 lira 14 kuruş destek açıklamış ama bu benim için 2 lira hükmünde. Destek miktarındaki artış yüzde 27 ama enflasyon almış başını gitmiş.
AÇIKLAMANIN ARDINDAN ARPA FİYATLARI DÜŞTÜ
“Arpa zaten kötü durumda. Piyasada önceki gün fiyat 13 lirayken bu sabah fiyatın açıklanmasıyla 12,5 liraya düştü. Açıklanan fiyatlar, piyasayı çok etkileyecek. Tüccar kucağını açmış bekliyor.”
İpar, ödemeler için verilen 45 günlük süreyi de eleştirdi:
“Daha önceki yıllarda bu süre ortalama bir aydı. Süre 45 gün olunca enflasyonu da düşündüğümüz zaman, TMO’dan alacağım para eriyecek. Piyasalar günübirlik değişiyor. Piyasa nasıl şekillenecek bilmiyoruz.”
BU FİYATLA ÜRETMEK MÜMKÜN DEĞİL
Çanakkale Ezine Ziraat Odası Başkanı Serkan Zehir:
“Biz sahadayız. Tarlada konuşulan rakamlar ile açıklanan fiyatlar arasında ciddi bir makas oluşmuş durumda. Çiftçi artık hesap yaparken kazancı değil zarar etmemeyi düşünür hale gelmiştir.
“Mazotun, gübrenin, ilacın, elektriğin ve işçilik giderlerinin geldiği nokta ortadadır. Üreticiye yansıyan gerçek tablo, bu artışın çok üzerinde bir maliyet baskısıdır. Yani kağıt üzerinde artış var, ama tarlada karşılığı yoktur.
“Açıklanan satış fiyatlarıyla üretici ile piyasa arasındaki farkın açılması da ayrı bir tartışma konusudur. Bu makas açıldıkça, üreticinin alın teri değersizleşmektedir.
“Bu şartlarda üretim sürdürülebilir değildir. Çiftçi ayakta kalmazsa, sadece köyler değil şehirlerin gıda güvenliği de risk altına girer. Bugün alınması gereken kararlar ertelenemez. Üreticinin maliyetini karşılayan, emeğini koruyan ve toprağa küstürmeyen bir fiyat politikası artık zorunluluktur.”
