Bulgaristan istikrara kavuştu: Radev sandıktan güçlü çıktı
Bulgaristan 5 yıllık istikrarsız dönemini atlattı. Halk, Brüksel’e ve Atlantik sistemine karşı eleştirel bir tutuma sahip olan eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev’i seçti. Batı medyasının ‘Yeni Orban mı?’ diye endişelendiği Radev’in siyasi kimliğini Bulgaristan uzmanlarına sordu
YASİN OKYAY
Bulgaristan 5 yılda 8 seçimin yaşandığı istikrarsız bir dönemin ardından istikrara kavuştu. Orban’ın gidişine sevinen Brüksel, Bulgaristan seçimlerinden çıkan sonuçlardan “yeni bir Orban mı doğdu?” endişesiyle baş başa kaldı. Bulgaristan’da 19 Nisan parlamento seçimlerini ezici çoğunlukla kazanıp Başbakanlık koltuğuna oturan eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Avrupa şüpheciliği ve ulusal egemenlik vurgularıyla bilinen bir lider. Radev’in Bulgaristan’ı nasıl yöneteceği, Rusya-Ukrayna savaşına karşı tutumu, Brüksel politikaları ve Bulgaristan Türklerine karşı bakışı merak konusu. Uzmanlar merak edilenleri Aydınlık Avrupa’ya yanıtladı. Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kader Özlem, Bulgaristan’ın siyasi bir istikrara kavuştuğunu söyledi. Doç. Dr. Özlem şunları söyledi:
‘POLİTİK KRİZ SONA ERDİ’
“Bulgaristan istikrara kavuştu. Seçim sonuçları bunu teyit ediyor. Rumen Radev'in liderliğini yaptığı İlerici Bulgaristan, tek başına iktidar olmanın ötesinde bir koltuk çıkarttı. Bulgaristan Parlamentosunun 240 sandalyesi var. 121 sandalye tek başına iktidar olmak için yeterli. Radev’in partisinin 131 koltuğu var. Dolayısıyla 5 yıldır süregelen politik kriz sona erdi.”
‘HALK RADEV’İ TANIYOR VE SEVİYOR’
“Halk Radev’i tanıyor ve seviyor. Radev eski general. Cumhurbaşkanı adayı olarak Sosyalistler tarafından aday olarak gösterildi. BSP’nin (Bulgar Sosyalist Partisi) Cumhurbaşkanı adayıydı. Seçimi kazandı. İkinci defa aday oldu, yine kazandı. Beş yıllık görev süresi bitti; 2021'de yeniden seçildi.
Muhafazakâr, milliyetçi eğilimi olan bir liderdir ve Bulgar halkı ordu mensuplarına sempati besler; hele ki üst düzey bir generalse. O yüzden halk nezdinde akreditasyonu çok sağlamdır. İcra makamında yer almadığı için ve sadece sembolik olarak devletin başı (Cumhurbaşkanı) olarak görev yaptığı için de güven katsayısı yüksektir. Çünkü ismi birtakım yolsuzluklarla, skandallarla vs. anılmadı. Bulgaristan toplumu uzun zamandır " aradığımız lider buydu" diyerek Radev’e sahip çıktı.”
‘YENİ DÖNEMDE DIŞ POLİTİKADA KIRILMA OLUR MU?’
“Dış politikada kırılma olur mu olmaz mı? Aslında tartışmaların daha çok yoğunlaştığı nokta burası. Şimdi elimizde bazı veriler var. Birincisi, Bulgaristan AB üyesi. AB üyesi olmadan üç yıl önce de NATO üyesi oldu. Yani hem AB üyesi hem NATO üyesi olan bir ülkeden bahsediyoruz. Yine Avro-Atlantik kuruluşlarını ilgilendirebilecek bu iki önemli topluluğun yanı sıra diğer Avrupa Konseyi gibi yapılara da üye olan bir devlet. Ama otuz beş yıl geçti; artık Atlantik genişleme ve bölgede var olması hususu eski cazibesini yitirdi. Şimdi yeni bir konjonktür var.”
‘AB’YE ELEŞTİREL TONDA KARŞITLIK’
“Şimdi bu ortaya çıkan yapıda Radev'in dış politika tutumunun ne olacağı başlı başına bir tartışma konusu. Radev'in tutumu AB karşıtlığı değil de, AB'ye yönelik eleştirel bir tonda karşıtlık olacaktır. Buna doğrudan karşıtlık diyemeyiz. Hatta kendisine yönelik geçmişte eleştiriler yapıldığında, "Ya ben NATO'da generallik yapmış olan bir Bulgar subayıyım, nasıl beni NATO karşıtı, AB karşıtı olarak nitelendirirsiniz?" şeklinde savunması vardı. Ama yine aynı şekilde Rusya'ya yakınlığı nedeniyle "çerven general" (kızıl general) olarak da ifade edilirdi.”
‘RADEV AVROYA GEÇİLMEMESİNİ İSTİYORDU’
“Radev, Bulgaristan bu yıl avroya geçiş sürecindeyken avroya geçilmemesi yönünde topluma bir çağrıda bulundu; daha doğrusu referandum çağrısı yaptı. Bu talebi kabul görmedi. Talebi kabul görmedi ama Bulgaristan'da fiyat değişimleri normalde 1 avro = 1.95 leva (yaklaşık 2 katı) şeklindeydi. Mesela 10 levalık bir ürün direkt 10 avroya döndü, halbuki 5 avro olarak vitrinde yer alması gerekiyordu. Ciddi bir hayat pahalılığı var, enflasyon arttı ülkede. Bu, geçiş Radev’in haklılığını da ortaya çıkardı. Bu sefer de "Ben toplumumuzu tanıyorum, biliyorum; böyle bir şey olacağını görmüştüm" yaklaşımı hakim.”
‘BULGAR TOPLUMUNDA RUSYA’YA KARŞI SEMPATİ VAR’
“Burada kritik ve hassas yaklaşmasının temel nedeni Bulgar toplumunun bağımsızlığını Rusların desteğiyle almış olması. Toplumda Ortodoks ve Slav köken nedeniyle Rusya'ya karşı sempatik bir bakış açısı var. Rusya tarihsel bir müttefik olarak görülüyor. Karar vericiler ne derse desin, Bulgaristan toplumunun içerisinden Rusya karşıtlığını aşılayamazlar. Radev öncesi dönemde de benzer bir durum vardı. Mesela Rusya o kadar etkili bir aktördü ki varlığını göremiyorsunuz ama biliyorsunuz; yani "biliyorum ama kanıtlayamam" noktasına gelen bir husustu aslında.”
‘RUSYA YANLISI BİR ÇİZGİYE EVRİLEBİLİR’
“Radev'in bu dönemde AB eleştiriciliğini söylem bazında ön plana çıkarabileceğini ve bu söylemlerin Rusya yanlısı bir çizgiye evrilebileceğini öngörmek mümkün ama bunun eylem bağlamındaki yansımaları epey zor. Bu arada sadece Radev dönemi değil, 2014 sonrası dönemde dahi Bulgaristan'a yönelik Avro-Atlantik kuruluşlarda, AB ve NATO içerisinde "Rusların içimizdeki Truva atı" yakıştırması yapılmıştı. Yani Bulgaristan bu sıfata 2010'lu yıllarda da maruz kalmıştı. Bu dönemde belki ölçeği artabilir.”
RADEV, ORBAN OLABİLİR Mİ?
“Radev’in Orban olabileceği kanaatinde değilim. Orban ikinci ve üçüncü döneminde daha ziyade Avrupa karşıtlığını dile getirdi. Başlangıçta bu tarz liderlerin toplum ve Avrupa nezdinde akredite olabilmeyi sağlaması lazım. Dolayısıyla Bulgaristan'ın çok fazla sivri bir çıkışta bulunabileceğini öngörmüyorum.”
Radev bu arada rasyonel bir aktör. Dengeleri; Cumhurbaşkanlığı makamından Başbakanlığa geçişi, devlet yönetimini, devletin dış politika anlayışını biliyor. O yüzden keskin bir değişim öngörmek mümkün değil. İlk döneminde özellikle Avro-Atlantik kuruluşlarla ilişkisinden sermayeye ihtiyaç var; bu sermaye ihtiyacı da Rusya'dan gelmeyeceğine göre Batı'dan gelecektir.

RADEV BULGARİSTAN’IN ÇIKARLARI ÖNCELEYECEK
Bulgaristan’dan seçimlerini Aydınlık Avrupa’ya değerlendiren Bağımsız araştırmacı Dr. Mustafa Işık, Bulgaristan Türkleri içinde yeni bir dönemin başladığı görüşünde. Işık şu değerlendirmeleri yaptı:
‘RADEV KÜRESELCİ OLMAYAN BİR LİDER’
“Rumen Radev Bulgaristan'da milli bir kimlik gibi. Nostalji ile geleceği birleştiren, Bulgaristan'ın ulusal bir kahramanı gibi ortaya çıktı. Yıllardır Bulgaristan siyasetindeki tartışmaların da ötesinde oligarşiyi, yolsuzluğu bitireceğini söyledi. Aslında çıkış noktası Sosyalist Parti tabanlı, ulusalcı bir taban. İlk çıktığı zaman tartışmalar vardı; Avrupa Birliği ve NATO üzerinden nasıl bir siyaset izleyecek? Kısmen AB ve NATO'ya da güvenmeyip, küreselci olmayan bir lider profili.”
‘RUSYA-UKRAYNA KONUSUNDA ÖNCE BULGARİSTAN’IN ÇIKARLARI’
“Ukrayna konusunda Bulgaristan'ın çıkarlarını önceleyecektir. Rusya'yla daha ılımlı bir ilişkiden yana olduğunu düşünüyorum. Ukrayna'ya silah gönderme olayına tamamen karşıydı. Bu konuda Brüksel'le biraz mesafeli ama Rusya'yla da tamamen bir yakınlaşmadan ziyade önce dünyaya bir mesaj vermesi gerekiyor. Nihayetinde Bulgaristan’da yeni bir liderlik sürecinde olacak. O yüzden Rusya'yla yakınlaşma olacak; Ukrayna-Rusya savaşında da daha ortada duracağını düşünüyorum. Atlantikçilikten ziyade Bulgaristan’ın kendi çıkarlarını savunacak. Bölgesel anlamda güvenliğini önceleyecek. Ukrayna'da 250 bin Bulgar vatandaşı da yaşıyor. Ve oradaki durumu "kardeş kavgası" olarak gördüğü için daha orta yolcu bir tutum takınıp Rusya'ya bir açılım yapabilir.
‘İLK ETAPTA DAHA DENGELİ İLERLEYECEK’
Macaristan Ukrayna'ya gidecek olan yardımları Slovakya ile beraber veto ediyordu. Sürece bakmak lazım. Bulgaristan’a Avrupa Birliği'nden gelen bir sıcak para akışı var bunu riske atmak istemeyecektir. İlk etapta daha dengeli ilerleyecektir. Orban'ın uzun yıllarca Macaristan siyasetinde bir etkisi vardı. Yani "Euroscepticism" diyorlar buna; ‘Avrupa şüpheciliği.’ O geleneğe en yakın isim şu an Radev: bu hep olacak yani bu desen ortadan kalkmayacak.
Avrupa şüpheciliği konusunda seçimde Avrupa'ya bir mesaj gönderdi. Radev’in veto edeceğini düşünmüyorum ilk etapta. Orban tarzı çok sert bir pozisyonda da durmayacaktır. Orban biraz daha Putin'le direkt görüşebilen bir liderdi. Radev, Rusya ile ilişkilerde ise doğrudan temas yerine, daha kontrollü ve zamana yayılan bir yaklaşım benimseyebilir. Radev'in pragmatik bir lider olduğunu söyleyebilirim. Dengeleri okuyarak hareket edecektir.
‘ULUSALCILIK ÇİZGİSİ AĞIR BASACAKTIR’
“Ulusalcılık çizgisi ağır basacaktır. Çünkü oy veren partilerin analizine bakarsanız; birçok parti seçime girmeyip Radev'i destekledi. Mesela VMRO var; Bulgar Ulusalcı Milliyetçi Parti, tarihsel bir parti. VMRO direkt desteklerini açıkladı. Çok ilginç olarak Sosyalist Parti kendi de girdi ama barajı aşamadı; çünkü bütün kitlesi oraya kaydı. Burada dünya siyasetinde bir model bağlamında, ulusal çıkarları öncelikli hale getiren bir model doğuyor. Radev de Balkanlardaki ilk nüvelerinden.”
‘BULGARİSTAN TÜRKLERİ İÇİN YENİ BİR DÖNEM’
Bu seçimde Bulgaristan Türkleri bütün partilere dağıldı. Halk ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) ikiye bölünmüştü; onlar da çok ciddi bir oy kaybetti, Her partide bir Türk milletvekili var. Çok değişik bir dönem; Bulgaristan bu seçimde etnik kartı kırdı aslında. "Gelin her partide siyaset yapın" mesajı verildi.
Şu an Radev'in önünde şu var: Tamam etnik kart kırıldı ama Türk ve Müslüman azınlığı siyasette, bakanlıklarda nasıl temsil edilecek? Bu bağlamda Türk ve Müslümanları topladığınız zaman %10'un üstünde bir nüfus oluşuyor. Bunların devlette temsili Radev döneminin konularından bir tanesi olacak. Çünkü Türkiye'de ve Avrupa'da Bulgaristan Türklerinden ciddi bir nüfusu var. 352 binden fazla seçmen var. Türkiye'deki seçmenin durumu, sandıkların kısıtlanması durumu vesaire; bence bunları kaldırmayı düşünebilir Radev. Türk seçmeniyle barışmak isteyebilir. Bulgaristan Türkleri için yeni bir dönem başladı aslında. Bulgaristan etnik siyasetin köreldiği bir sürece girdi. Türk dünyası ile yakınlaşacak bir Radev bekliyoruz.
‘AB’YE KARŞI FAYDACI BİR MUHALİF’
Bulgaristan önümüzdeki dönem nasıl bir yol haritası izleyecek? Belgrad Avrupa Çalışmaları Enstitüsü Araştırmacı Yazarı Dr. Dusan Ilic Aydınlık Avrupa’ya konuştu. Dusan şu değerlendirmelerde bulundu:
ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİ HAYATA GEÇİRME PLANI
Ulusal Meclis’te mutlak çoğunluğu elde eden Rumen Radev’in zaferi göz önüne alındığında, Bulgaristan’daki iç siyasi durumun istikrar kazanmasını beklemek mantıklıdır. Buna ek olarak, zafer kazanan hareketin Batı ve NATO yanlısı PP–Demokratik Bulgaristan partisiyle işbirliği yapma olasılığını açıkladığını vurgulamak gerekir; bu durum, yeni hükümete Ulusal Meclis’te üçte iki çoğunluk sağlayacaktır. Bu, olası anayasa değişikliklerinin hayata geçirilmesinin yanı sıra, ülkenin en yüksek yargı organlarının tüm lider kadrosunun değiştirilmesini de mümkün kılacaktır.
RUSYA YANLISI SEÇMENİN DESTEĞİ
“Rumen Radev, aile değerlerine ve geleneksel Hıristiyan ilkelerine yönelen sosyal muhafazakar güçleri temsil etmektedir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, o, büyük ölçüde Rusya yanlısı seçmenlerin desteğiyle ve o dönemde Bulgaristan’daki en güçlü ikinci siyasi güç olan Bulgaristan Sosyalist Partisi’nin desteğiyle iki dönem başkan seçilmiş bir pragmatisttir.”
‘RADEV, UKRAYNA VERİLEN DESTEKLERİ ELEŞTİRDİ’
“Radev, dış politika alanında, Ukrayna’ya yönelik bütçe harcamalarını eleştirerek sıradan Bulgar vatandaşlarının Rus yanlısı duygularına hitap etmiş ve Brüksel bürokrasisini de sık sık eleştirmiştir. Bu bakımdan, AB’nin Bulgaristan’a yönelik yaklaşımını haklı gerekçelerle eleştiren, şu ana kadar resmi olarak tarafsız bir figür olarak, pragmatik bir Avrupa Birliği muhalifi olarak tanımlanabilir. Doğu Avrupa’daki savaş söz konusu olduğunda, Radev, Bulgar yetkilileri Ukrayna ordusuna sağladıkları önemli destek nedeniyle sık sık eleştirmiştir. Ukrayna ordusuna sağlanan toplam lojistik desteğin neredeyse üçte biri Bulgaristan topraklarından geçmiştir. Ancak bu, elbette Radev’in bu süre boyunca başkomutanlığını yürüttüğü Bulgar Silahlı Kuvvetleri’nin bilgisi ve lojistik desteği olmadan gerçekleşemezdi.”
BATIYA KARŞI ‘FAYDACI TUTUM’ ALMAK
“Bu bağlamda Radev, Brüksel ve Washington’a yönelik yaklaşımında pragmatik bir tutum sergilemekte; Bulgaristan için elverişli enerji anlaşmaları sağlamayı, ülkenin Ukrayna-Rusya savaşına karışmasını en aza indirgemeyi ve Bulgaristan’daki geniş Müslüman azınlık üzerindeki potansiyel Türk etkisini azaltmayı hedefliyor. Bu, seçim kampanyası boyunca öne çıkan ana konulardan biriydi. Radev, avronun kabul edilmesini eleştirdi; ancak önceki GERB–BSP hükümetini, tam da avronun benimsenmesinin başlıca savunucuları olan Demokratların desteğiyle devirdi.”
‘BULGARİSTAN GELENEKSEL OLARAK RUSYA YANLISI BİR ÜLKE’
Radev, bir bakıma Orban’ın tam tersi bir figür. Geleneksel olarak Slav karşıtı, Rus karşıtı ve hatta Sırp karşıtı olan Macar ulusuna liderlik eden Orban’ın, bu tarihsel bölünmeleri aşmayı başaran ve hem Belgrad hem de Moskova ile bir ortaklık modeli kurmayı başaran Orban’ın aksine, Bulgaristan’daki durum oldukça farklı. Bulgaristan geleneksel olarak Rusya yanlısı bir ülke ve bu durum Radev’e rahat bir konum sağlar. Bu bağlamda Bulgaristan, Moskova ile doğrudan bir çatışmayı olabildiğince önlemeye çalışacaktır. Ancak bununla birlikte, Balkanlar’da ortaya çıkan askeri mini ittifaklara üyelik konusunda net bir karar vermek zorunda kalacaktır. Bulgaristan'ın Zagreb, Tiran ve Priştine ile stratejik askeri işbirliği gibi Sırp karşıtı olarak algılanan anlaşmalar yapacağı bir senaryoya çok daha yakınız; böyle bir durum, Balkanlar'da iki Dünya Savaşı'ndan kalma anıları ve travmaları yeniden alevlendirebilir.