ByLock’a ‘özel hayat’ başvurusu AYM’den döndü
Anayasa Mahkemesi, FETÖ iltisakı nedeniyle meslekten ihraç edilen ve ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen eski astsubayın başvurusunda herhangi bir hak ihlali olmadığına hükmetti.
E.S. isimli kişi, 2014 yılında Jandarma Astsubay olarak kamu görevine başlarken, terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle 7 Şubat 2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 686 sayılı KHK ile kamu görevinden uzaklaştırıldı. E.S. kararın iptaline karar verilmesi talebiyle OHAL Komisyonu'na başvurdu. Dilekçesinde, 2007 yılında üniversite sınavlarına hazırlanırken Samsun'un Bafra ilçesinde bulunan ve daha sonra FETÖ/PDY'ye aidiyeti olduğu gerekçesiyle kapatılan S. Dershanesine gittiğini, 2009-2012 yılları arasında Elazığ Fırat Üniversitesindeki eğitimi sırasında FETÖ/PDY'ye ait evlerde kaldığını, 2013 yılında Ankara Jandarma Okulundaki eğitimi sırasında üniversite döneminde evde kaldığı kişilerin yönlendirdiği kişiyle görüşmeye devam ettiğini belirtti. Sohbetlere de devam ettiğini kaydeden E.S. ayrıca bir tavsiyeyle ByLock isimli programı indirdiğini, fakat bunun gizli mesajlaşma programı olduğunu bilmediğini savundu.
ÖRGÜT ÜYELİĞİNDEN CEZA
OHAL Komisyonu 20 Mart 2018 tarihinde E.S.'nin başvurusunu reddetti. E.S.’nin bu kararın iptali talebiyle açtığı dava, Ankara 20. İdare Mahkemesince reddedildi.
E.S. daha sonra özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Diğer yandan E.S. hakkında, "silahlı terör örgütüne üyelik" suçundan yürütülen ceza yargılamasında Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 10 Nisan 2018 tarihinde 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verirken hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti.
‘OHAL KOŞULLARINDA ÖLÇÜ KORUNDU’
Bireysel başvuru incelemesini yapan AYM Birinci Bölümü ise özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. AYM kararının gerekçesinde şöyle denildi:
"Darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisak içinde olunduğunu göstermesi açısından yeterli kabul edilen ByLock uygulamasının başvurucu tarafından kullanıldığına ilişkin açıklanan gerekçelerin ilgili ve ikna edici olduğu, somut başvurunun koşullarında alınan tedbirin olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit veya tehlikeyi bertaraf etmeye elverişli, bunun için gerekli, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olduğu ve keyfîlik içermediği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla eldeki başvuruda, olağanüstü hâl koşullarında durumun gerektirdiği ölçünün korunduğu sonucuna varılmıştır."