'CHP'ye kapatma davası hazırlanıyor' iddiası doğru mu?
Ankara kulislerini hareketlendiren 'CHP'ye kapatma davası açılacak' iddiasının peşine düştük. Yargı, AK Parti ve CHP kaynakları Aydınlık'a konuştu.
Aydınlık, Ankara’da konuşulan “CHP’ye kapatma davası hazırlanıyor” iddiasının peşine düştü. Yargı, AK Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kaynaklarına iddiayı sordu. Yargı kaynakları CHP’ye kapatma davası açılmasının ya da hazırlığının kesinlikle söz konusu olmadığını aktardı. AK Parti çevreleri siyasi parti kapatmalarına açık şekilde karşı olduklarını hatırlattı. CHP’nin tüm kanatlarında da kapatma davası hazırlandığı iddiasının temelsiz olduğu görüşü hakim.
Aktif pozisyonlarda bulunan muhalif isimler ise ilgili söylemleri ve bu konuda yaptırılan haberleri, yolsuzluk suçlamalarından ötürü düşülen zor durum karşısında parti kadrolarını ve CHP tabanını Özgür Özel ve yönetimi etrafında kenetleme çalışması olarak değerlendiriyor.
2010-2021 yıllarında CHP Genel Merkezinin avukatları arasında yer alan Mustafa Kemal Çiçek, “Hukukî, siyasî, sosyal ve ekonomik şartları mevcut değil. O nedenle ihtimal dahilinde görmüyorum.” dedi.
PARTİ KAPATMA DAVASI İÇİN ÜÇ YOL
Sözcü Gazetesi 13 Mayıs 2026 Çarşamba günü “Butlan kesmedi, kapatma geliyor” ifadeleriyle manşetinden CHP’ye kapatma davası hazırlandığını öne sürdü. Gazete iddiasını CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 8 Mayıs’ta Sözcü TV’de yaptığı “Mutlak butlana karşı değil kapatma davasına karşı yedek partimiz var.” çıkışına ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının geçen yıl Yargıtay’a yaptığı usulî bildirime dayandırdı.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının son haline göre siyasi parti kapatma davaları üç şekilde açılabiliyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla, Bakanlar Kurulu kararıyla Adalet Bakanının istemi üzerine ya da Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin başvurusuyla.
PARTİ KAPATMA KARARININ ŞARTLARI
Siyasi parti kapatma davası açılabilmesi için 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanununun 101. maddesindeki “a) Bir siyasi partinin tüzük ve programının Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olması, sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlaması, suç işlenmesini teşvik etmesi... b) Bir siyasi partinin, Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespiti... c) Bir siyasi partinin, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alması...” hallerine bakılıyor.
‘ORGANLARCA KARARLILIK İÇİNDE SUÇ İŞLEME’
Aynı kanunun 103. maddesi ise şöyle diyor:
“Bir siyasi partinin Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne aykırı eylemlerin odak halini oluşturup oluşturmadığı hususu Anayasa Mahkemesince belirlenir.
“Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.”
AK PARTİLİLER: ‘KAPATMAYA KARŞIYIZ’
Özgür Özel ile Sözcü Gazetesinin gündeme getirdiği “CHP’ye kapatma davası hazırlanıyor” iddiasını yargı, AK Parti ve CHP kaynaklarına sorduk. Yargı ve Adalet Bakanlığı kaynakları CHP’ye kapatma davası açılmasının ya da hazırlığının olmadığını paylaştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının geçen yılki Yargıtay’a bildiriminin bir hazırlık değil prosedür olduğunu bildirdi.
AK Parti çevreleri de siyasi parti kapatmalarına açık şekilde karşı olduklarını vurguladı. Kendilerinin parti kapatmalardan mağdur olduğunu söyleyen AK Partililer, CHP’yi kapatma başvurusu yapmak gibi bir eylemin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini kaydetti.
Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), DEM Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol Grubu’ndan da CHP’yi kapatma başvurusu yapmaları beklenmiyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli iki hafta önce grup toplantısı çıkışında CHP’nin kuruluştan beri varlığına dikkat çekerek “CHP’nin karıştırılmasına müsade edilmemeli.” demişti.
‘TEMELSİZ HİKÂYELER DEĞİL ARINMA HAREKÂTI’
CHP’nin tüm kanatları da kapatma davası hazırlandığı iddiasına ikna olmuş değil. Özel ve İmamoğlu’na yakın bazı yöneticiler de CHP’nin kapatılabileceğine ihtimal vermezken hala çeşitli görevlerde olan muhalif isimler söylentileri bir “konsolidasyon taktiği” olarak görüyor. Özellikle Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın etkin pişmanlık kapsamındaki ifadelerinin ve bu süreçteki gelişmelerin Özgür Özel ve yönetimini sıkıştırdığını düşünen CHP’liler, direncin kırılmaması için kapatma haberlerinin bilinçli yaptırıldığı görüşünde.
CHP’nin ciddi bir yönetim ve imaj kriziyle karşı karşıya olduğunu dillendiren muhalifler bu süreçten temeli olmayan hikayelerle değil bir arınma harekatıyla çıkılabileceğini savunuyor.
‘İHTİMAL DAHİLİNDE GÖRMÜYORUM’
Öte yandan CHP’yi kapatma hazırlığına dair söylentilerin hukukî dayanağı olup olmadığını Avukat Mustafa Kemal Çiçek’le de konuştuk. 2010-2021 yılları arasında CHP Genel Merkezinin avukatları arasında yer alan Mustafa Kemal Çiçek, isnat edilen suçların CHP’nin bütününün işlediğini ya da kurul kararıyla işlediğini gösteren bir durum olmadığını belirtti. Mevcut durumdan hareketle CHP’yi kapatma davasına gitmenin fazla zorlama olacağına ve ülkede bir meşruiyet sorunu yaratacağına değinen Çiçek şunları ifade etti:
“CHP’ye bir kapatma davası açmanın hukuk yönünden maddi karşılığı kesinlikle oluşmamıştır. Sadece hukuk yönünden değil siyasî, sosyal ve ekonomik şartlar yönünden de bu karşılıklar mevcut değil. O nedenle ihtimal dahilinde görmüyorum. Mevcut durumdan hareketle CHP’yi kapatma davasına gitmenin fazla zorlama olacağı ve bunun iktidar partisi tarafından istenmeyeeği kanaatindeyim. Uluslararası konjonktür de bunu desteklemiyor.”