CHP programında Türk milleti yok
CHP’nin 28-29-30 Kasım’daki 39. Olağan Kurultayı’nda yeni program taslağı oylamaya sunulacak. Ancak yeni programda ‘Türk Milleti’ geçmiyor! ‘Türk vatandaşlığı’nın yerine ‘kapsayıcı yurttaşlık’ tanımının kullanıldığı taslaktan, mevcut programda yer alan ‘Türk’ ifadeleri çıkarıldı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin 28-29-30 Kasım’da düzenlenecek 39. Olağan Kurultayı’nda delegelerin oyuna sunulacak olan program taslağında bir ayrıntı daha göze çarptı. Büyük “umutlarla” takdim edilen yeni parti programı taslağında kurum isimleri dışında “Türk” ifadesinin çıkarıldığı görüldü.
Yürürlükteki programda yer alan “Türk ulusu”, “Türk toplumu”, “Türk kadını”, “Türk dili”, “Türk vatandaşlığı”, “Türk uyruğu”, “Türk kültürü”, “Türk şirketleri”, “Türk turizmi”, “Türk milli eğitimi”, “Türk bilim adamları”, “Türk dış politikası”, “Türk savunma sanayii”, “Türk sineması”, “Türk tabipleri”, “Türk cumhuriyetleri”, “Türk devletleri” gibi ifadelere yeni taslakta hiç yer verilmedi. Bu kavramlar, başındaki “Türk” nitelemesi çıkarak sade şekilde yazıldı.
KURUM İSİMLERİ HARİÇ ‘TÜRK’ YOK
CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke başkanlığında hazırlanan ve geçen cuma tanıtılan yeni program taslağında, “Türk Devletler Teşkilatı”, “Türk Silahlı Kuvvetleri” gibi 17 kurum ismi haricinde “Türk” kavramı kullanılmadı.
Vatandaşlığa dair “aktif yurttaşlık”, “eşit yurttaşlık”, “kapsayıcı yurttaşlık”, “güçlü yurttaşlık” gibi tanımların sunulduğu taslakta, pek çok bölümde “çoğulculuk” ilkesine atıf yapıldı.
ANAYASA ÇALIŞMASINDA ÇIKARILMIŞTI
Taslakta “Yurttaşlık siyasal bir topluluk olan ulusun bir parçası olmaya dayanır ve birey ile devlet ve toplum arasındaki hukuki bağ ile tanımlıdır. CHP, yaşı, cinsiyeti, kimliği, inancı, sosyoekonomik durumu, engelli olma hali, dünya görüşü ve yaşam tarzı gözetilmeksizin her bireyin eşit haklara sahip olduğu bir yurttaşlık anlayışına bağlıdır.” denildi.
2020 yılında CHP’nin İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu öncülüğünde İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi’yle birlikte hazırlanan anayasa çalışmasında da “Türk Milleti” kullanılmamış, büyük tepkilere neden olmuştu.

Pusula Batı’ya döndükçe dil de Batılılaştı
Yeni Parti Programı taslağında rota tamamen Batı’ya kırıldı, Türkiye’nin güvenliği NATO’da arandı. “Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye” temasıyla hazırlanan programda en önemli dış politik hedef Avrupa Birliği (AB) üyeliği olarak belirlendi. Türkiye’nin Doğu Akdeniz başta olmak üzere karşı karşıya olduğu silahlı tehditlere yönelik bir yaklaşımın olmadığı taslakta Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na yeşil ışık yakıldı. Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik istendi. Kıbrıs’ta iki devletli çözüm dillendirilmedi. Ekonomide sosyal demokrat ve sadakacı bir model dikkat çekti. Batı’nın milletleri bölmek ve devletleri yıkmak için literatüre yerleştirdiği “eşit yurttaşlık” kavramı da programda yer aldı. Şu ifadeler kullanıldı:
“Demokratikleşme, toplumsal sorunların eşit yurttaşlık temelinde çözümü için elzemdir. Kürt sorununda kalıcı çözüm; terörün sona ermesiyle birlikte eşitlikçi, katılımcı, demokratik bir siyasi ve toplumsal düzenin kurulmasıyla sağlanacaktır. Herkesin kendini ülkenin eşit yurttaşı olarak hissedebilmesi esastır. Bu yaklaşımla tüm yurttaşların ana dilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkına saygı gösterilecek; kimsenin kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramasına ve toplumsal olarak dışlanmasına izin verilmeyecektir.”
Altı Ok çizgisi programın bütününe yansımazken tanımlar da Batı lügatına uygun hale getirildi. Atatürk milliyetçiliği ‘kapsayıcı yurttaşlık’ diye törpülendi. Altı Ok’un “Milliyetçilik” başlığı altında şu tanım yapıldı:
“CHP’nin milliyetçilik anlayışı, Atatürk milliyetçiliğine dayanır. Halkına sevgiyle bağlı, bağımsızlık ve kamu yararı ilkelerini merkeze alan, ülkeye hizmet etmeyi yüce bir görev sayan, kapsayıcı bir yurttaşlık bilincidir. Atatürk milliyetçiliği, ülkemizi ileriye taşıma hedefi etrafında milletin seferber edilmesini esas alır. Egemenliğin sahibi olarak milletin her ferdi özgür ve eşittir.”
Taslak programda, “Sosyal Devlet” başlığı altında Batı’nın cinsiyetsizleştirme kavramı olan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” de kullanıldı.