CHP'nin İmralı kararına tepki yağdı
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, PKK lideri Abdullah Öcalan'la görüşme için yaptığı oylamada İmralı'ya bir heyet gönderme kararı aldı. CHP ise ziyarete katılmayacağını açıkladı. CHP'nin İmralı kararına ise tepki yağdı.
Komisyonda İmralı Adası'na gidilerek Abdullah Öcalan'la görüşme yönünde karar çıkarken, heyete üye vermeyen ve toplantıyı terk eden CHP’ye tepki yağdı.
İşte o tepkilerden öne çıkanlar şöyle:
'CHP, KÜRT MESELESİNİ DOĞRU OKUMALIDIR'
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: Kürt meselesi bu ülkenin 100 yıllık, çok önemli ve çok uzun süreli bir meselesidir. Bunu iktidar karşıtlığına dönüştürmemek gerekiyor. Bu meseleyi Türkiye’nin enerjisini ve ekonomisini emen bir sorun olarak layıkıyla ele almak gerekiyor. Aksi hem bize kaybettirdi hem Türkiye’ye kaybettirdi, yine kaybettirir. Cumhuriyet Halk Partisi Kürt meselesini doğru okumalıdır. Beklentimiz, bu kadar önemli bir meselenin iktidar karşıtlığı üzerinden değil, 86 milyonun lehine olacak şekilde değerlendirilmesidir. Bu meselenin en önemli aktörü olan Sayın Öcalan’la görüşme zamanıdır. Sayın Öcalan, ‘Biz bu ülkede yaşayan milyonlarca Kürt olarak varız, hukukumuzu tanıyın’ diyor. Yerel demokrasi, dillerin özgürlüğü, eşit yurttaşlık istiyor. Bunun neresi kötü?
'TARİH SORUMLULUK ALMAYANLARI DA YAZACAK'
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit: Tarihi cesurlar yazar. Ve bugün biz tarihi eşikteyiz ve tarih yazıyoruz. Demokratik cumhuriyetin inşası için sorumluluk alacak mıyız, almayacak mıyız? Tarih, sorumluluk almayanları da yazacak. Bu bir seçim, oy meselesi değil. Geleceğimizi konuşuyoruz. Siyaset üstü bakmamız gereken bir yerdeyiz. Sorunun etrafında dolanamayız. Sorunu halı altına süpürerek çözümü bir kez daha ıskalayamayız. Sorunun bir muhatabı var. Tek bir çağrısıyla örgütünü feshetmiş bir örgüt lideri, sorunun baş aktörü var. Komisyon gerçekten muhatabıyla buluşmalı ve yol haritasının zeminini oluşturmalı.
'DURUŞ MURUŞ SERGİLEMEDİ'
Gazeteci Cüneyt Özdemir: “CHP’de kendi yankı odasındaki ulusalcılar halay çekiyor, 'Gitmediler ohh, büyük bir duruş sergilediler' Ne duruşu sergiledi? Duruş muruş sergilemedi. Duruş sergilese çıkarsın komisyondan dersin ki 'Ben bu sürece karşıyım.' Bu duruş değil, dengelemeye çalışıyorlar. 'Biz aslında gitmedik ama görüntülü bağlanılabilir...' Ne farkeder arkadaş?”
ÖNCE PAYLAŞTI, SONRA SİLDİ
DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, CHP'nin İmralı'ya gitmeme kararını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla eleştirdi. Buldan yaptığı paylaşımda, "Ana muhalefet partisi DEM Parti'dir. Nokta." ifadeleri kullanıldı. Paylaşımının üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra ise Buldan, paylaşımı sildi.
'NE YAZIK Kİ SÜREÇ YÖNETİLEMEDİ'
CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin: Cumhuriyet Halk Partisi’nin uzun siyasi tarihinde, toplumsal barışın, eşit yurttaşlık fikrinin ve demokrasi idealinin en kritik sınamalarından biri, 1991’de yaşanan Kürt Konferansı süreciydi. O günlerde Ahmet Türk’ün başkanlığında Paris’e davet edilen heyetin konferansa katılması, ardından partinin kendi içindeki kırılganlıklar; hem bizler için hem Türkiye’nin demokrasi birikimi için tarihi bir ders niteliğindeydi. Biz o gün Kadıköy Postanesi önünde binlerce partiliyle birlikte Genel Merkezimizi uyarmıştık. ‘Türkiye’nin geleceği adına daha kapsayıcı bir çizgiye ihtiyaç var’ demiştik. Ne yazık ki, o süreç yönetilemedi. Bu yönetilemeyen kriz; Kürt siyasetini SHP-CHP çizgisinden kopardı, siyasetteki makas açıldı, toplumsal güven duvarı örselendi. 1994 yerel seçimlerinden itibaren yaşanan kayıplar ve sonrasında AK Parti iktidara giden yolun açılması, o yanlış yönetimin uzun vadeli sonuçlarından sadece birkaçıydı."
"Bugün geldiğimiz noktada benzer bir kırılma ihtimali yeniden karşımızda duruyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün izlediği ‘uzaktan konuşalım ama yanına gitmeyelim’, ‘Zoom üzerinden temas kuralım ama yüz yüze sorumluluk almayalım’ gibi stratejik olmayan bir tutumunun; iktidarın elini güçlendireceği açıktır.Kürt vatandaşlarımız bu ülkenin eşit yurttaşlarıdır. Onların demokratik taleplerini duymamak, temas ve güven siyasetini ertelemek, sadece CHP’ye değil Türkiye’ye kaybettirir. Bugün yapılan tercihlerin, tıpkı 1991 krizinde olduğu gibi, yarın önemli bir siyasi faturası olabilir. Hele ki 50+1 gibi bir sistemde, özellikle büyükşehirlerde Kürt seçmenin desteğinin belirleyici olduğu bir ortamda, bu mesafenin açılması ciddi bir handikap yaratacaktır. Benim bütün kaygım, bütün sözüm, partimin daha güçlü olması, Türkiye’nin daha demokratik bir geleceğe ulaşması içindir. Bu nedenle nazikçe ama açıkça ifade etmek isterim: CHP yönetimi, bu süreci doğru okuyamamış ve doğru yönetememiştir. Bugünün Türkiye’sinde, kimseye küsmeyen, kimseyi dışlamayan, yüz yüze temas eden, toplumun her kesimiyle konuşmaktan kaçınmayan bir siyaset anlayışı zorunluluktur. 1991’de yaşanan kırılmayı hatırlayıp, bugünü ona göre yönetmek tarihe karşı sorumluluğumuzdur."
'ORTAK AKIL, ORTAK VİCDAN YOK SAYILDI'
CHP Parti Meclisi Üyesi Ali Haydar Fırat: Ülkemizin istikbali açısından tarihi öneme sahip bir eşikte, tarihsel kararların alındığı bir dönemde partinin bütün yetkili karar alma organlarının hiç hükmünde sayılıp, meclis grubu ve Parti Meclisi’nin değerlendirmeleri alınmadan sayın Genel Başkanın kendi yakın çevresindeki bir kaç isimle kararlar alması partimizin tarihi, temel değerleri, demokratik kültürü ve tüzüğüyle bağdaşmamaktadır. Eğer gereği yapılıp yada ihtiyaç duyulup Parti Meclisimiz toplanmış olsaydı bir çok diğer arkadaşımız gibi ben de kendilerini dinleme ve düşüncelerimi ifade etme şansı bulacaktım. Ancak böyle bir imkan sağlanmadığı için görüşlerimi buradan kamuoyu ile ve partimle paylaşmak zorunda kaldığımı ifade etmek isterim.
"Bu çerçevede;
"1- 38. Olağan Kurultayımızda partimizde değişim iradesi ile yola çıkarken, ülkemiz ve partimiz hakkında alınacak kararların ortak akıl, ortak vicdan ve ortak irade ile alınacağının sözünü vermiştik. Geçen süreç içinde verdiğimiz bu söz, bu temel ilke yok sayılmıştır.
"2- Bugün alınan karar, partimizin yürüttüğü demokratik mücadeleye, Kürt Sorununun çözümü konusunda özellikle son yıllarda defalarca dile getirdiğimiz toplumsal barışın sağlanması konusunda ödediğimiz bedellere aykırıdır. Bugün parti yönetimimizin aldığı karar, partimizi tarihsel ve toplumsal olarak hak etmediği bir noktaya sürüklemiş ve statükoya hapsetmiştir.
'PARTİ YÖNETİMİ TARİHSEL HATAYA DÜŞTÜ'
"3- Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ortaya çıkan irade bugüne kadar parti olarak savunduğumuz “Kürt Sorununun çözüm yeri TBMM’dir” anlayışına uygundur. İmralı ziyareti çözüm uğraklarından biridir çünkü bir sorun varsa ancak muhatablarıyla çözülür. Maalesef parti yönetimimiz tarihsel bir hataya düşmüştür.
"4- “Terörsüz Türkiye” ve “Demokratik Türkiye” mücadelesini eş zamanlı sürdürme çağrımız alınan bu kararla çok ciddi bir biçimde zarar görmüştür. Yıllardan beridir Türk ve Kürt vatandaşlarımıza verdiğimiz barış ve demokrasi sözü askıya alınmıştır. Partimizle Kürt yurttaşlarımız arasında uzun yıllar sonra kurulan sağlam dayanışma bağı görmezden gelinmiş, yeniden başa sarılmıştır.
'GEREKEN CESARET SERGİLENMEDİ'
"5- Cumhuriyetin kurucu partisi, halkçı, devrimci parti öncü ve cesur olmak zorundadır. Bizim geleneğimiz cesaretle yazılmıştır. İnsanlık tarihinde örneği olmayan bir ulusal kurtuluş mücadelesinin kahramanları kurucu kadrolarımızdır. Cumhuriyeti ve yeni bir ülkeyi kuran Büyük Atatürk, Çok Partili Yaşama geçişi sağlayan İsmet Paşa, dünyayı karşısına alıp Kıbrıs’ı kurtaran Bülent Ecevit, 1 Mart’ta emperyalizmin ülkemize girişine izin vermeyen Deniz Baykal ve tek bir arkadaşının cezaevine atılması karşısında tarihin en büyük adalet mücadelesini veren Kemal Kılıçdaroğlu bu cesur ve devrimci tavrın yaratıcıları ve sürdürücüleri olmuştur. Bugün bu tavır ortaya konulamamış, gereken cesaret sergilenmemiş ve tarihsel gelişim doğru okunmamıştır.
"6- Yurtsever sol ve devrimci bir Cumhuriyet ancak tarihin öznesi olmakla mümkün olabilecek ve büyük değişimleri gerçekleştirebilecek bir gerçeklik üzerine kurulabilir. Bize yakışan cesur bir biçimde bu sürecin en önünde gitmekti. Bugün bütün sağ ve milliyetçi partilerin gerisine düşmek kabul edilebilir bir siyasal tavır değildir.
"Aynı şekilde Erdal İnönü liderliğindeki SHP hem Kürt sorunu konusunda politik açılım gerçekleştirmiş hem de pratikte Kürt hareketiyle ittifak kurma cesareti göstermiştir. Bugün bu çizginin de gerisine düşmek bizim için kabul edilebilir değildir. Tarihin inkarıdır.
'DOĞRU TAVIR ALINAMADI'
"7- Diğer partilerin alacağı kararlara göre pozisyon almak siyaset değil, siyasetsizliktir. Siyaset üretmek; kendi doğrularını, kendi gerekçelerini, kendi düşüncelerini cesurca açıklamak ve halka anlatmaktır.
"8- Eğer mesele kendi tabanını korumak ve oy kaygısı ise; iktidara karşı negatif pozisyonlanma stratejisi bizi iktidara taşımaz. Bu ülkede Kürt Sorununun çözümünde yer almayan bir partinin iktidar olma şansı yoktur.
"9- Orta Doğu’da her türlü gericiliğe ve barbarlığa karşı mücadele veren Kürt halkı hem Türklerin hem de solun doğal müttefikidir. Orta Doğu’da demokratik bir düzen Türklerin ve Kürtlerin ortak iradesi ile gerçekleşebilir. Tarihin bu büyük kırılma anında maalesef doğru bir tavır alınmamış, tarihin doğru tarafında durulmamıştır.
'CESUR SİYASETE İHTİYACIMIZ VAR'
"10- Partimizin politik ve ideolojik olarak yeni bir soluğa, yeni ve cesur bir siyasete ve buna önderlik edecek güçlü bir çıkışa ihtiyacı netleşmiştir. “İdare-i maslahatçılar esaslı inkilâp yapamaz” diyen Büyük Atatürk’ün izinde ülkemizi, partimizi büyütmek, güçlendirmek temel sorumluluğumuzdur.
"O’nun partisinin onurlu bir üyesi ve yöneticisi; devrimin ruhunu ilkelerinde taşıyan bir yoldaşı olarak doğru olanı cesur bir şekilde söylemeye kararlı olduğumu herkesin bilmesini isterim."
Komisyon'un İmralı'ya gidişine kim ne oy verdi?Gündem
CHP'nin İstanbul davasında karar çıktıGündem
Yunanistan’ın haritası kriz yarattı! Ankara'dan Atina'ya sert tepkiGündem
Bahis soruşturmasında yeni gelişme: 17 hakemden 973 milyon liralık işlemGündem