14 Nisan 2026 Salı
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Çin’in desteği görünenden çok fazla

Pekin’in hem savaş öncesi hem de savaş sırasında Tahran’a çok ciddi bir destek sağladığı belgelerle ortaya çıktı. Amerikan gazetesinin makalesine göre Çin, ‘gölge filolar’ ve yerel bankalar aracılığıyla İran ekonomisine can suyu oldu.

Çin’in desteği görünenden çok fazla
DIŞ HABERLER SERVİSİ

Wall Street Journal (WSJ) tarafından yayımlanan kapsamlı bir araştırma, ABD’nin İran ekonomisini felç etmek amacıyla başlattığı “azami baskı” stratejisinin, Çin merkezli devasa bir yaptırım savuşturma ağı nedeniyle işlevsiz kaldığını ortaya koydu. WSJ’nin ulaştığı resmi belgeler, iddianameler ve uzman görüşlerine göre Pekin; paravan şirketler, gölge tanker filoları ve yerel bankalar aracılığıyla İran’ın nükleer programı ve askeri operasyonlarını finanse eden petrol gelirlerini güvence altına aldı.

ÇİN: TAHRAN’IN YAŞAM KORİDORU

ABD’nin ilk Trump Yönetimi döneminde başlattığı kampanyanın temel hedefi, İran petrolünü küresel piyasalardan tamamen silerek Tahran’ın en büyük gelir kaynağını kurutmaktı. Ancak veriler, durumun tam tersine döndüğünü gösteriyor. On yıl önce İran petrolünün yalnızca yüzde 30’unu satın alan Çin, bugün İran’ın toplam petrol ihracatının neredeyse tamamına (yaklaşık yüzde 80-90) talip oluyor.

Emtia araştırma firması Kpler’in verilerine göre, Çin’in 2025 yılındaki günlük İran petrolü alımı 1,4 milyon varile ulaştı. Bu rakam, “azami baskı” kampanyasının başladığı 2017 yılındaki 650 bin varillik hacmin iki katından fazla.

Çin’in desteği görünenden çok fazla - Resim : 1

KÜRESEL YAPTIRIM SAVUŞTURMA AĞI NASIL İŞLİYOR?

WSJ’nin raporuna göre, Washington’un radarına takılmamak için son derece karmaşık ve çok katmanlı bir sistem inşa edilmiş durumda. Bu mekanizmanın ana dişlileri 4 şekilde çalışıyor.

- “Teapot” (Çaydanlık) Rafinerileri: Çin’in devlete ait enerji devleri (Sinopec, CNPC gibi), ABD finans sistemine erişimlerini kaybetmemek için İran pazarından çekildi. Onların yerini, küresel operasyonları sınırlı olan ve “Teapot” olarak adlandırılan küçük, bağımsız rafineriler aldı.

- Gölge Tanker Filosu: En az 56 gemiden oluşan devasa bir filo, izleme cihazlarını kapatarak, gemi isimlerini değiştirerek ve denizde gemiden gemiye petrol transferi yaparak İran ham petrolünü “Umman” veya “Malezya” menşeiliymiş gibi gösteriyor.

- Küçük Bankalar ve Yuan Kullanımı: Ödemeler, dolar yerine Çin para birimi yuan üzerinden yapılıyor. Özellikle 2012’de ABD tarafından yaptırıma uğrayan Bank of Kunlun, artık ABD sisteminden dışlanmış olduğu için bu trafiğin ana finans merkezi haline gelmiş durumda.

- Barter (Takas) Sistemi: Nakit akışının imkansız olduğu durumlarda, Çinli devlet şirketleri İran’da altyapı projeleri inşa ederek petrolün bedelini hizmetle ödüyor. Sadece 2024 yılında bu yolla 8.4 milyar dolarlık ticaret yapıldığı tahmin ediliyor.

ÇİN İÇİN HEM ENERJİ HEM POLİTİKA

WSJ analizine göre, Çin’in bu adımı atmasının iki temel nedeni var: Birincisi, yaptırımlar nedeniyle piyasa fiyatının çok altında satılan İran petrolüyle enerji güvenliğini sağlamak. İkincisi ise, bu ticareti devam ettirerek ABD’nin Orta Doğu’daki stratejik hedeflerini baltalamak.

WASHINGTON’UN İKİLEMİ

Savunma Demokrasileri Vakfı (FDD)’ndan Max Meizlish, Çin’i İran’ın “yaptırım savuşturmadaki baş ortağı” olarak tanımlıyor ve “İran, Çin’in desteği olmadan bu savaşı yürütemezdi.” diyor. ABD ise bu durumu önlemekte zorlanıyor. Çin’e yönelik daha sert yaptırımların küresel petrol fiyatlarını hızla tırmandırma ve zaten gergin olan ABD-Çin ilişkilerini tamamen istikrarsızlaştırma riski, Washington’un elini kolunu bağlıyor.

SAHADA DEĞİŞEN DENGELER

İran, Hürmüz Boğazı’nı Batılı gemilere kapatırken veya ABD müttefiklerinin gemilerini hedef alırken, kendi petrolünü taşıyan tankerler Çin limanlarına güvenle ulaşmaya devam ediyor.

WSJ’nin raporu, yaptırımların sadece hedef ülkeyi değil, bu yaptırımları delmek için yeni bir paralel finansal mimari inşa eden küresel güç dengelerini de nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

Çin İran