18 Temmuz 2026 Cumartesi
İstanbul 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Çocuklar ve gençler farkında olmadan yönlendiriliyor

LGBT dayatmasını değerlendiren Sosyal Etki ve Kamu Politikaları Uzmanı Nazire Ortatepe, ‘Ailenin hedef olarak görülmesinin temel nedeni, toplumun sürekliliğini sağlayan en merkezi kurum olarak kabul edilmesidir.’ dedi.

Çocuklar ve gençler farkında olmadan yönlendiriliyor
IŞIL GÜRSOY

Emperyalizmin kültürel saldırı alanlarından ve yozlaşma araçlarından biri olan LGBT dayatmasını Sosyal Etki ve Kamu Politikaları Uzmanı Sayın Nazire Ortatepe’yle konuştuk. Ailenin kültürel hafızanın taşıyıcısı olduğunu belirten Ortatepe, tehlikenin boyutunu anlattı, dayatmaya karşı alınması gereken önlemleri sıraladı.

- LGBT dayatması toplumunuza ne gibi tehditler oluşturuyor?

Küreselleşme, dijitalleşme ve iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte aile, evlilik, cinsiyet kimliği ve toplumsal değerler etrafında yürütülen tartışmalar dünya genelinde daha görünür hâle gelmiştir. Özellikle son yıllarda LGBT dayatmasının medya, dijital platformlar ve popüler kültür aracılığıyla artan görünürlüğü, yalnızca bireysel haklar ve özgürlükler bağlamında değil, aynı zamanda toplumsal kurumların geleceği açısından da çeşitli tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu tartışmaların merkezinde ise aile kurumu yer almaktadır.

AİLE, KÜLTÜREL HAFIZANIN TEMEL TAŞI

Küresel bir tehdit olarak algılanan bu akım John Finnis, Robert P. George, Rod Dreher ve Lynn D. Wardle gibi düşünürlerin çalışmalarında ortak olarak vurgulanan husus, aile kurumunun yalnızca özel yaşam alanı değil, aynı zamanda kültürel hafızanın, ahlaki değerlerin, toplumsal aidiyetin ve nesiller arası aktarımın temel taşı olduğudur. Bu nedenle aile yapısında meydana gelebilecek dönüşümlerin uzun vadede kültürel aidiyet mekanizmalarının zayıflamasına, toplumsal dayanışmanın azalmasına ve demografik sürdürülebilirliğin olumsuz etkilenmesine yol açabileceği belirtilmektedir.

Çocuklar ve gençler farkında olmadan yönlendiriliyor - Resim : 1

AİLE, TOPLUMUN SÜREKLİLİĞİNİ SAĞLIYOR

- Aile neden hedef?

Ailenin hedef olarak görülmesinin temel nedeni, toplumun sürekliliğini sağlayan en merkezi kurum olarak kabul edilmesidir. Bu yaklaşımda aile yalnızca biyolojik neslin devamını sağlayan bir yapı değil; aynı zamanda kültürel değerlerin, dini inançların, ahlaki normların ve toplumsal sorumluluk bilincinin yeni nesillere aktarıldığı temel kurum olarak değerlendirilmektedir.

Doğal hukuk düşünürleri evlilik ve aileyi ortak iyinin gerçekleşmesine hizmet eden kamusal öneme sahip kurumlar olarak tanımlamakta ve aileyi kültürel hafızanın ve toplumsal aidiyetin taşıyıcısı olarak görmektedir.

Literatürde aile kurumuna yönelik tartışmaların merkezde yer almasının nedeni de toplumsal süreklilik ile aile arasındaki güçlü ilişkinin, temel bir varsayım olarak kabul edilmesidir.

Bu nedenle aile kurumunun anlamında meydana gelen değişimler yalnızca bireysel yaşam tercihlerini değil toplumun genel karakterini ve gelecekteki yapısını da etkileyecektir.

TÜRK TOPLUMUNU İÇERDEN ÇÖKERTME TEHLİKESİ

LGBT’nin yükselen görünürlüğü, aile kurumunun dönüşümü, gençlerin kimlik gelişim süreçleri ve demografik eğilimler arasındaki ilişkiler, düşen doğurganlık oranlarını, Türk toplumunu içeriden çökertme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Bu çerçevede değerlendirildiğinde, siyasetçi, akademisyen ve düşünürler doğrudan bireylere değil söz konusu hareketin toplumsal kurumlar üzerindeki olası etkilerine odaklanmaktadır. Özellikle aile kurumunun işlevleri, kültürel sürekliliğin korunması, genç kuşakların kimlik gelişimi ve toplumların demografik sürdürülebilirliği gibi başlıklar bu yaklaşımın temel inceleme alanlarını oluşturmaktadır.

Uluslararası medya araştırmalarında, dizi ve müzik sektöründeki görünürlük 2000’lerde bağımsız sinemada LGBT temalarının artması ile başlayıp 2010’larda dijital platformlar ve küresel medya etkisiyle LGBT karakterlerin görünürlüğünün küresel ölçekte arttığını göstermektedir.

Çocuklar ve gençler farkında olmadan yönlendiriliyor - Resim : 2

GENÇLER NASIL ETKİLENİYOR?

Akademisyenlerin, ‘Medya gençlerin kimlik algısını etkiler mi?’ ‘Sosyal medya ve popüler kültür cinsiyet kimliği tartışmalarını hızlandırıyor mu?’ ‘Ergenler medya figürlerinden etkilenebilir mi?’ sorularına cevap araken; Lisa Littman’ın bazı gençlerde cinsiyet kimliği sorgulamalarının akran grupları ve internet etkileriyle ilişkili olabileceğini ileri süren çalışması, Hilary Cass’ın Cass Review sürecinde ve sonraki açıklamalarında sosyal medyanın, gençlerin cinsiyet geçiş süreçleri hakkındaki algılarını etkileyebileceğine dikkat çektiği çalışmalar, bu sorulara cevap niteliğinde karşımıza çıkmaktadır.

Çocukların erişebileceği dijital platformların Kids içeriklerini inceleyen bazı araştırmalar, LGBT temalarının çocukların cinsiyet ve kimlik konularını anlamlandırma biçimlerini etkileyebileceğini belirtmektedir. Bu görüş “Çocuklar ve gençler farkında olmadan yönlendiriliyor” görüşünün güçlendiğini savunan çalışmalardır.

AİLEYİ GÜÇLENDİRİCİ POLİTİKALAR

- Bu tehditlerle mücadele için ne gibi önlemler alınmalı?

Cinsiyetsizleştirme, LGBT ve aileye yönelik tehditler ile mücadele konusunda incelenen akademik çalışmalar, literatür ağırlıklı olarak yasaklayıcı veya cezalandırıcı yöntemlerden ziyade aileyi güçlendiren sosyal, kültürel ve ekonomik politikaları önermektedir.

Buna göre genç ailelere yönelik ekonomik desteklerin artırılması, aile dostu çalışma modellerinin yaygınlaştırılması, evlilik ve çocuk sahibi olmayı kolaylaştıracak sosyal politikaların geliştirilmesi önem taşımaktadır.

Bunun yanında aile ve okul iş birliğinin güçlendirilmesi, değerler eğitiminin desteklenmesi, gençlerin kimlik gelişim süreçlerinde psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve dijital medya okuryazarlığının artırılması önerilmektedir. Medya ve dijital platformların toplumsal etkileri konusunda farkındalık çalışmalarının yürütülmesi, ebeveynlerin dijital denetim becerilerinin geliştirilmesi ve yerli kültürel içerik üretiminin desteklenmesi de çözüm önerileri arasında yer almaktadır.

Bu çerçevede aileyi destekleyen politikalar yalnızca sosyal refah politikaları olarak değil, aynı zamanda toplumun uzun vadeli istikrarına hizmet eden stratejik yatırımlar olarak değerlendirilmektedir.

LGBT’YE KARŞI ORTAK DURUŞ OLMALI

LGBT dayatması ile ilgli mücadeleyi yeterli görüyor musunuz? Hükümete ve meclisimize düşen sorumluluklar var mı?

-Hükümet, LGBT oluşumlarını toplumsal varoluşa yönelik bir tehdit olarak görmekte; “Aile Yılı” gibi teşvik programlarıyla geleneksel aile yapısını koruma altına alarak bu akımların toplumsal taban kazanmasını engellemeye çalışmaktadır.

Aile kurumu, bir milletin kültürel değerlerinin, toplumsal normlarının ve tarihsel hafızasının nesilden nesile aktarılmasını sağlayan temel sosyal yapıdır. Toplumsal dayanışmanın, aidiyet duygusunun ve demografik sürekliliğin korunmasında merkezi bir işlev üstlenen aile, toplumun istikrarı ve uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle aile yapısının güçlülüğü, milletlerin sosyal bütünlüğü ve geleceğiyle yakından ilişkilidir.

Aile kurumunun toplumsal süreklilik, kültürel aktarım ve demografik sürdürülebilirlik açısından taşıdığı stratejik önem dikkate alındığında, parlamentoda temsil edilen veya edilmeyen tüm siyasi partilerin, aile yapısını zayıflattığı düşünülen toplumsal akım ve hareketlere ilişkin ortak bir yaklaşım geliştirmeleri ve bu konuda müşterek bir irade ortaya koymaları önemli bir siyasal sorumluluktur.

çocuk genç