12 Haziran 2026 Cuma
İstanbul 23°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi halen dinmemiştir’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay’ın 158. kuruluş yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin darbe ürünü anayasalardan kurtulması gerektiğini belirterek, "Yeni, kuşatıcı ve sivil bir anayasa yapmak Türk siyasetinin boynunun borcudur" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi halen dinmemiştir’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay’ın 158. kuruluş yıl dönümü ve İdari Yargı Günü töreninde hukuk devletinin temel ilkeleri ve yeni anayasa ihtiyacına dair kapsamlı açıklamalarda bulundu. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturunu devlet felsefesinin merkezine koyan Erdoğan, idari yargının vatandaş için "güvenli bir liman" olduğunu vurguladı. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bürokratik vesayetin sökülüp atıldığını belirten Cumhurbaşkanı, yargının yerindelik denetimi yaparak yasama ve yürütmeye vesayet kurmaması gerektiğinin altını çizdi.

‘HUKUK DEVLETİNİN GÜVENCESİ BAĞIMSIZ YARGIDIR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Danıştay törenindeki konuşmasının geniş metni:

"Hukuk devletinin en genel tanımı; bütün kurum ve organlarıyla devletin hukuk içinde kalması ve hukukla hayat bulmasıdır. Bu tarifi kuvveden fiile, idealden hakikate çıkaran kurumsal güvencelerin başında, adil ve etkin işleyen bağımsız ve tarafsız bir yargı organının varlığı gelmektedir. Devletin üç temel sütunundan biri olan yargı organı içindeki idari yargı yolu, kamunun tasarrufları karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir limandır. Danıştay da bu yolun bidayet ve nihayet çizgisindeki son durağıdır."

‘CUMHUR İLE CUMHURİYET ARASINDAKİ ENGELLERİ KALDIRDIK’

"Toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden; siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine hamdolsun ulaştık. Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik. Cumhur ile Cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile milletin iradesinin aracısız bir şekilde devlet idaresinde belirleyici olmasını temin ettik. İyi yönetim ideali, bilhassa son 23 yılda hayata geçirilen yasal ve yapısal reformlarla güç ve mevzi kazanmıştır."

‘İDARECİ MİLLETİN EFENDİSİ DEĞİL, HİZMETKÂRIDIR’

"Devlet felsefemizin temelini oluşturan Şeyh Edebali’nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' öğüdüyle yüzyıllardır bu gerçeğin farkındayız. Modern anlamıyla hukuk devleti; gün ortasında tam tepeye yerleşen güneş misali aydınlığını her köşeye ulaştırır, herkesi eşit derecede ısıtır ve ışıtır. Bu düzende kamu idaresi vatandaşa tepeden bakamaz, göz hizasında konuşur. Bu düzende imtiyazlılar, seçkinler hukukun kapsama alanı dışında değildir; hukuk karşısında mutlak bir eşitlik vardır. İdareci, vatandaşın efendisi değil, hizmetkârıdır. Bu düzende asıl olan millettir, milletin rızası ve vatandaşın memnuniyetidir."

‘YARGISAL DENETİM YERİNDELİK DENETİMİNE DÖNÜŞMEMELİDİR’

"Yargı yetkisi kullanılırken yorumda sınırların zorlandığı, hukuki mütalaa ile siyasi mülahaza arasındaki çizginin bulanık hale geldiği hadiselere tanık olduk. Şu bir gerçektir ki yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahale hoş ve mazur karşılanamaz. Bununla beraber yargının da yasamaya veya yürütmeye vesayeten iş yapma, karar alma hakkı ve yetkisi yoktur. Anayasamız yargı yetkisini, hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı tutmuş; bu yetkinin bir yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağını açıkça belirtmiştir. Yani hukuki denetim yetkisini yargı mercilerine verirken, idari takdir yetkisini idare lehine saklı tutmuştur."

‘SOSYAL MEDYA BİR OPERASYON AYGITIDIR’

"Yapıcı eleştirinin düzeltici, iyileştirici ve dönüştürücü etkisinden en geniş biçimde istifade etmeliyiz. Ancak sosyal medyada artık iyice çığrından çıkan, giderek daha seviyesiz bir hal alan linç kültürünü ise elbette bunun dışında tutuyorum. Çünkü bu linç, kimi zaman siyasetçiye, kimi zaman yargıya, kimi zaman bürokrasiye, kimi zaman da sokaktaki vatandaşa yönelmekte; hak ve adalet arayışına hizmet etmekten ziyade bir operasyon aygıtı olarak çalışmaktadır."

‘YENİ VE SİVİL ANAYASA BİR ZORUNLULUKTUR’

"Kanuni Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen, Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi maalesef halen dinmemiştir. Kurucu anayasalarımız dışında, son iki anayasanın maalesef darbelerin ve hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek, Türk siyasetinin boynunun borcudur. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa; demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkanıyla önümüzde duruyor. Anayasayı, darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp; toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız. Biz bu konuyu her türlü siyasi matematik hesabının üstünde, reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz."

Fotoğraf: (AA)

Kaynak: Aydinlik.com.tr - HABER MERKEZİ
Danıştay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Anayasa