Denizlerde Türkiye’yi hedef alan saldırıları uzmanlara sorduk: ‘Amaç çatışmayı bölgeye yaymak’
Karadeniz’deki saldırılarla bölge savaş alanına döndü. Uzmanlar, bu saldırıların amacının, çatışmayı Türk denizlerine taşıyarak Ankara’nın tarafsızlığını bozmak olduğunu belirtiyor.
Rusya’dan Gürcistan’a ayçiçek yağı taşıyan MIDVOLGA-2 adlı tanker, önceki gece Türkiye kıyılarının 80 mil açığında saldırıya uğradı. Denizcilik Genel Müdürlüğü, gemideki 13 personelin güvende olduğunu ve tankerin makineleriyle Sinop’a doğru seyre devam ettiğini açıkladı. MIDVOLGA-2, son bir hafta içinde Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) içinde vurulan üçüncü tanker oldu. Geçen hafta Karadeniz’de iki Rus tankerine insansız deniz araçlarıyla saldırı düzenlenmiş, aynı gece Senegal’de de Türk sahipli M/T Mersin tankeri limanda sabotaja uğramıştı. Ardı ardına yaşanan bu olayların çoğunun Türkiye’nin kıta sahanlığı içinde gerçekleşmesi dikkat çekiyor. Harp sahası veya yasak saha ilan edilmemişken sivil ticaret gemilerine yönelik bu saldırıların, uluslararası hukukun en temel ilkelerini ihlal ettiği vurgulanıyor. Askerî çevrelere göre Ukrayna’nın Rus gemilerini hedef alması gerekiyorsa, bunun ancak Rusya’nın karasularında ya da Ukrayna’nın ilan ettiği alanlarda yapılması gerekir. Bu nedenle, saldırı rotasının ısrarla Türkiye MEB’ine kaydırılması “mesaj” olarak görülüyor. Türkiye, ABD ve AB’nin tek taraflı yaptırımlarına da taraf değil. Türk sahipli gemilerin uluslararası deniz hukukuna uygun faaliyet yürüttüğü hatırlatılarak, BM onayı olmayan yaptırımlar gerekçe gösterilerek yapılan saldırıların “hukuken hiçbir meşruiyeti olmadığı” belirtiliyor. Bu durum, korsanlık/eşkiyalık tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.
Bu saldırılarla birlikte Türkiye’nin misilleme hakkının doğduğu, konunun derhal BM Güvenlik Konseyi (BMGK)’ ne taşınması gerektiği değerlendiriliyor. Ayrıca, hiçbir devletin tek taraflı yaptırımlar üzerinden dünya denizlerinde infaz yetkisi kullanamayacağı vurgulanıyor.
Diğer yandan, Yunanistan ve Hindistan gibi ülkelere ait tankerlerin de Rus petrolü taşıdığı bilinirken, “Neden bunlar değil de Türk tankeri hedef alınıyor?” sorusu da tepkilerin merkezine yerleşmiş durumda.
Son saldırıyla birlikte dikkatler şu soruya çevrildi:
- Ukrayna, Türkiye’nin egemenlik alanını neden savaş sahasına çevirdi?
- Diğer ülke tankerleri de Rus petrolü taşırken neden ısrarla Türk gemileri hedef seçiliyor?
- Türkiye nasıl bir karşılık vermeli?
Bu soruları Hacettepe Üniversitesi Uluslararası Hukuk Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu’ya, İTÜ Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Uzun Yol Kaptanı Mustafa Can ve Emekli Koramiral Can Erenoğlu’na yönelttik.
‘TÜRKİYE İLE RUSYA KARŞI KARŞIYA GETİRİLMEK İSTENİYOR’
Saldırıların, Rusya’nın kontrolündeki limanların seyir yollarında yaşandığına dikkat çeken Erdem İlker Mutlu, “Bu saldırıların amacı çatışmayı bölge düzeyine yaymaktır. Ukrayna, savaşın başından beri Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmek istemektedir.” değerlendirmesinde bulundu. Mutlu, Türkiye’nin ilk ve ivedi olarak atması gereken adımın Ukrayna’ya diplomatik nota vermek olduğunu söyledi; uluslararası hukuk çerçevesinde devletlerin kendilerine yönelik saldırılarda iki temel hakka sahip olduklarını anlattı:
“Bunlardan birincisi bireysel meşru savunma hakkını kullanmak ve bunu yaparken BMGK’yi haberdar etmektir. Tıpkı Rusya Federasyonu’nun 24 Şubat 2022’de yaptığı gibi.
“İkincisi, ortak meşru savunma sistemlerini harekete geçirebilirler. Burada BMGK’den ortak meşru savunma çağrısı yapılmasını istenebilir. İkinci bir olanak olarak da bağlı olduğu ortak meşru savunma sistemleri varsa onlardan yardım istenebilir.
“Türkiye’nin, Cumhuriyet tarihi boyunca bu şekilde iki ayrı çok uluslu antlaşması bulunmaktadır. Bunlardan ilki Atatürk döneminde yapılan Sadabat Paktı’dır. İkincisi Kuzey Atlantik Paktı Antlaşması’dır. İlki saldırmazlık ve dışarıdan gelen saldırılara karşı egemenlik alanını kullandırmama ve ikincisi ortaklardan birinin saldırıya uğraması durumunda diğer devletlerin ortak savunmaya geçmesini öngörür. İlki günümüzde âtıl kalmış, ikincisi ise yürürlüktedir. Buna istinaden, bugün hukuksal olarak, Ukrayna'nın bu egemenlik ihlallerine karşı NATO, Türkiye lehine müdahale etmekle yükümlüdür. Ancak, Türkiye’nin bu konuda talepte bulunması pratikte beklenmektedir. Yine bölgesel güvenlik antlaşmaları yönünden de Türkiye'nin eli kuvvetlidir. Türkiye kendi limanlarına, boğazlarına, gemilerine karşı yapılan saldırılar söz konusu olunca, saldıran devletlerin devlet gemilerinin erişimini sınırlama hakkına sahiptir. Bunun dışında BMGK’den uluslararası barış ve güvenliğin ihlali yönünde 39. Madde çerçevesinde tespit kararı çıkarılmasını isteyebilir. Buna ilişkin önlemlerin alınmasını yine takip eden madde hükümleri çerçevesinde talep edebilir.”
‘MONTRÖ TARTIŞTIRILMAK İSTENİYOR’
Açık Deniz Kaptanı Mustafa Can da İngiltere’nin Türkiye’yi NATO’ya daha fazla yaklaştırmak, Karadeniz’de Montrö rejimini tartıştırmak istediğine dikkat çekti. Karadeniz’de tankerlerin arka arkaya hedef alınmasının, Ankara’nın meseleyi yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda egemenlik ve ekonomik çıkarlar ekseninde ele almasını zorunlu kıldığını ifade etti. Can, Türkiye’nin atması gereken adımları şu şekilde sıraladı:
Derhal atılacak diplomatik adımlar:
- Ukrayna Büyükelçisi’nin Dışişleri’ne çağrılması
- Türkiye’nin MEB’i içinde koordinasyonsuz hiçbir askerî eylemin kabul edilmeyeceğinin yazılı olarak iletilmesi
- Kamuoyuna açık, sert bir uyarı açıklaması
Bölgesel ve hukuki yol haritası:
- Türkiye, Bulgaristan ve Romanya ile birlikte Karadeniz’de güvenli ticaret koridoru ilan etmeli
- Türk şirketlerinin uğradığı zararlar için resmî tazminat talebi açılmalı
- Olaylar IMO ve BM nezdinde kayda geçirilmeli
Stratejik duruş:
Türkiye’nin mesajı net olmalı:
- Rusya’ya yönelik operasyonların bedeli Türkiye’nin MEB’inde ödetilemez
- Karadeniz’in dron savaş sahasına dönüştürülmesi, ticareti felce uğratır
- Türkiye’nin Ukrayna’ya desteği, Türkiye’nin egemenlik haklarıyla çelişemez
Sahada kapasite güçlendirme:
- MEB’de sürekli deniz/hava gözetleme ve İDA tespit kabiliyeti
- Tanker ve yük gemileri için güvenlik prosedürleri
- Sigorta ve navlun piyasasıyla koordinasyon
- Moskova ve Kiev’le doğrudan kriz iletişim kanalı
‘İNGİLTERE’NİN ROLÜ GÖZARDI EDİLMEMELİ’
Can’a göre saldırıların zamanlamasında İngiltere’nin rolü olasılığı gözardı edilmemeli: “Değerlendirmelere göre İngiltere’nin hedefleri arasında, Türkiye–Rusya yakınlaşmasını engellemek, Rusya’nın ‘gölge tanker filosu’nu baskılamak, Türkiye’yi NATO çizgisine daha fazla çekmek, Karadeniz güvenliğinde söz sahibi olabilmek yer alıyor.”
Can, bu çerçevede Ankara’nın çok net şekilde şu uyarıyı yapması gerektiğini belirtti:
“Rusya’yla hesaplaşmanı gelip benim egemenlik alanımda, sivil gemiler üzerinden sürdüremezsin. Bir daha tekrar etmemesi için siyasi ve hukuki güvence istiyorum.”
‘RUSYA BARIŞA ZORLANMAK İSTENİYOR’
Emekli Koramiral Can Erenoğlu ise bu saldırıların Türk karasuları dışında olması ve Türk bayraklı gemilere karşı yapılmamaması nedeniyle egemenliğimizin hedef alındığının söylenemeyeceğini belirtti. Erenoğlu, Ukrayna’nın, ABD'nin Rusya Federasyonu'na ekonomik yaptırımlarına fiili destek vermek ve de Rusya'yı barışa zorlamak için bu saldırıları planlı bir şekilde icra ettiğine dikkat çekti. Ancak bu saldırıların Karadeniz'de deniz güvenliğini ve bölgesel istikrarı derinden yaralayan eylemler olduğunu belirtti. Erenoğlu şu hususların altını çizerek Türkiye’nin yapması gerekenleri anlattı:
“Açık deniz alanları olarak isimlendirilen Münhasır Ekonomik Bölgemizde yapılan bu saldırılar uluslararası deniz hukuku ve bunun gereği açık denizlerin seyrüsefer serbestisi ilkesini tamamen ihlal eden eylemler. Hiçbir meşru gerekçesi yoktur.
“Türkiye, Karadeniz'e sahildar ülkeler ile diplomatik görüşmeler yaparak geçmişte Türkiye'nin öncülüğünde gerçekleştirilen ve Rusya Federasyonu'nun 2008 yılında Gürcistan'a, 2014 yılında Ukrayna'ya karşı gerçekleştirdiği saldırılarla akamete uğrasa da Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Kuvveti (BLACKSEAFOR) Anlaşması, Karadeniz'de Deniz Alanında Güven ve Güvenlik Artırıcı Önlemler Anlaşması ve Karadeniz'e Sahildar Ülkeler Sınır ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları İşbirliği Forumu Anlaşmalarına uygun davranılması gerektiğini, bu saldırıların Karadeniz'de güvenlik risklerini artıracağını bildirmeli.”


