Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan'a tepki gösterdi: Tarihi gerçekleri çarpıtmaktan vazgeçin
Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan'ın 19 Mayıs üzerinden ortaya attığı asılsız iddialara sert tepki gösterdi. Bakanlık, Atina yönetimini tarihi çarpıtmak yerine işlediği savaş suçlarıyla yüzleşmeye çağırdı.
Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’da 19 Mayıs 2026 tarihinde düzenlenen bazı etkinlikler ve yapılan resmi açıklamalara karşı çok sert bir tepki göstererek yazılı bir açıklama yayımladı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Atina yönetiminin tarihi gerçekleri çarpıtarak siyasi rant elde etmeye çalıştığı ve asılsız iddialarla iki ülke arasındaki ilişkileri zedelediği vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milli mücadeleyi başlattığı bu anlamlı günde Yunan makamlarının takındığı tavır, Ankara’da büyük bir rahatsızlıkla karşılandı. Türk dış politikası unsurları, Yunanistan’ın kendi geçmişindeki ağır cürümleri örtbas etmek adına icat ettiği asılsız iddialara karşı uluslararası hukuk ve tarihi belgeler ışığında net bir duruş sergiledi.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI, YUNANİSTAN'A TEPKİ GÖSTERDİ
Yunanistan yönetimi, uzun yıllardır sürdürdüğü sistematik Türkiye karşıtı dezenformasyon faaliyetlerine bir yenisini daha ekleyerek, 19 Mayıs tarihini asılsız iddialarla gölgelemeye çalışmıştır. Dışişleri Bakanlığı, komşu ülkenin bu provokatif ve gerçek dışı adımlarına karşı yayımladığı bildiride, meseleyi tüm tarihi arka planı ve hukuki dayanaklarıyla ortaya koymuştur. Türkiye’nin bağımsızlık meşalesinin yakıldığı gün olan 19 Mayıs, Türk milleti için en kutsal değerlerden birini ifade ederken, Yunanistan’ın bu özel günü hedef alan kara propaganda faaliyetleri ikili ilişkilerin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Diplomatik kanallardan yükselen bu gür ses, Atina’nın tarih boyunca sergilediği saldırgan ve yayılmacı politikaların üzerini örtme çabalarını boşa çıkarmayı hedeflemektedir.
YUNANİSTAN YÖNETİMİNİN ASILSIZ İDDİALARI VE EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ MANİPÜLASYONLAR
Yunan devlet mekanizması, 1994 yılından bu yana planlı bir şekilde yürüttüğü sözde iddiaları hukuk dışı bir zemin üzerine inşa etmeye devam etmektedir. Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı resmi metinde, komşu ülkenin çeyrek asrı aşkın bir süredir devam ettirdiği bu tehlikeli politika şu sözlerle ifşa edilmiştir:
"Yunanistan, 1994 yılında “Pontus” iddiasına ilişkin ulusal düzeyde kabul ettiği mevzuatla ülkemiz aleyhine hukuki temelden yoksun iddialarda bulunmakta, bu asılsız iddialarını sakınca görmeksizin sürekli genişletmekte ve bunları Eğitim Bakanlığı genelgesiyle, ülke çapında ilk ve orta dereceli okullarda çocuklara ders olarak okutmaktadır."
Atina yönetiminin, hiçbir tarihi ve hukuki geçerliliği bulunmayan bu hezeyanları resmi eğitim müfredatına dahil etmesi, gelecek nesillere yönelik açık bir Türk düşmanlığı aşılandığının en somut kanıtıdır. Eğitim Bakanlığı genelgeleri vasıtasıyla ilk ve orta dereceli okullarda çocukların zihinlerine kazınan bu asılsız söylemler, iki komşu halk arasında barış köprüleri kurulmasının önündeki en büyük engellerden birini oluşturmaktadır. Kendi iç siyasi sıkışmışlıklarını ve ekonomik istikrarsızlıklarını örtbas etmek amacıyla sürekli olarak dışarıda bir düşman algısı yaratmaya çalışan Yunan siyasetçiler, çocuk yaştaki öğrencileri bu kirli emellerine alet etmekten çekinmemektedir.
BAŞARISIZ İŞGAL GİRİŞİMİ VE ÜSTÜ ÖRTÜLMEYE ÇALIŞILAN SAVAŞ SUÇLARI
Tarihsel gerçekler incelendiğinde, Yunanistan’ın Anadolu topraklarına yönelik gerçekleştirdiği saldırgan politikanın ardında yatan asıl nedenin ne olduğu açıkça görülmektedir. Dışişleri Bakanlığı, Atina’nın gerçekleştirmeye çalıştığı emperyalist hülyaları hatırlatarak, sözde iddiaların arka planındaki suçluluk psikolojisine dikkat çekmiştir. Bakanlık tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanılmıştır:
"“Megali Idea” hayalini gerçekleştirmek için başlattığı işgal teşebbüsü başarısız olan Yunanistan, ülkemize yönelik asılsız “Pontus” iddiasını gündeme getirerek yaşadığı hezimeti ve işlediği ağır vahşet suçlarının üzerini örtmeye çalışmaktadır. Yunan ordusunun işlediği savaş suçları ve yaptığı mezalim Müttefik Devletler Tahkikat Komisyonu raporları ve Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesinde kayıt altına alınmıştır."
Yunanistan, emperyalist güçlerin maşası olarak Anadolu’yu işgal etmeye kalkışmış, ancak Türk milletinin azim ve kararlılığı karşısında büyük bir hezimet yaşamıştır. Bu büyük mağlubiyetin ardından, işgal süreci boyunca Türk sivil halkına karşı işledikleri sistematik katliamları, tecavüzleri ve yıkımları dünya kamuoyundan gizlemek adına asılsız iddialara sarılmışlardır. Yunan ordusunun Batı Anadolu’da gerçekleştirdiği vahşet, tarafsız uluslararası komisyonlar olan Müttefik Devletler Tahkikat Komisyonu raporlarında ve bizzat Yunanistan’ın da imzacısı olduğu Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesinde hukuken tescil edilmiştir. Bu bağlamda, Atina’nın mağdur rolü oynamaya çalışması, uluslararası hukuk ve tarihi vesikalar karşısında tamamen hükümsüzdür.
TARİHTEN GÜNÜMÜZE UZANAN KATLİAMLAR SİLSİLESİ VE YÜZLEŞİLMESİ GEREKEN GERÇEKLER
Yunan makamlarının sergilediği bu ikiyüzlü tutum, kendi tarihlerinde gerçekleştirdikleri etnik temizlik ve katliam faaliyetlerinin üzerini örtmeye yetmemektedir. Dışişleri Bakanlığı, komşu ülkenin siyasi kaygılarla tarihi manipüle etmekten vazgeçmesi gerektiğini belirterek, Yunan ordusunun ve çetelerinin geçmişte imza attığı kanlı eylemleri tek tek hatırlatmıştır. Bakanlığın bu konudaki resmi uyarısı şu şekildedir:
"Yunan makamları siyasi kaygılarla tarihi istismar etmekten vazgeçmeli ve 1821 yılında Tripoliçe katliamından başlayarak Türklere ve diğer etnik gruplara karşı işlenen vahşet suçlarının yanı sıra, 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’in işgali girişimiyle başlayan ve Batı Anadolu’daki Türklere ve diğer etnik gruplara karşı yürütülen mezalimi anmalıdır."
Yunanistan’ın bağımsızlık süreci ve sonrasındaki yayılma politikası, sivil halka yönelik ağır zulümlerle doludur. Özellikle 1821 yılında gerçekleştirilen Tripoliçe katliamında binlerce savunmasız Türk ve Yahudi hunharca katledilmiş, bu durum tarihin en karanlık sayfalarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. Benzer şekilde, 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgal edilmesiyle birlikte başlayan ve tüm Batı Anadolu’ya yayılan Yunan mezalimi, sadece Türklere değil, bölgede yaşayan diğer tüm etnik gruplara karşı da büyük bir yıkım getirmiştir. Atina yönetimi, başkalarını asılsız iddialarla suçlamak yerine, kendi askerlerinin ve dedelerinin gerçekleştirdiği bu tescilli vahşet suçlarıyla yüzleşmeli ve bu kurbanları anmalıdır.
TÜRKİYE’DEN BARIŞ VE İŞ BİRLİĞİ ODAKLI SAĞDUYU ÇAĞRISI
Ankara, Yunanistan’ın tüm bu saldırgan, hukuk tanımaz ve kışkırtıcı eylemlerine karşı her zamanki gibi diplomatik olgunluğunu ve devlet ciddiyetini korumayı başarmıştır. Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı tarihi nitelikteki metnin son bölümünde, komşu ülkeye rasyonel ve uluslararası hukuka uygun bir yol haritası sunmuştur. Bakanlık, bölge barışının tesisi için Atina’ya şu net çağrıda bulunmuştur:
"Yunanistan’ı gerçekleri çarpıtarak tarihten husumet çıkartmak yerine, ikili ilişkilerimizi barış ve iş birliği içinde geliştirecek bir tutum ortaya koymaya davet ediyoruz."
Türkiye’nin bu yapıcı ve net duruşu, Ege ve Doğu Akdeniz’de istikrarın korunması adına büyük bir önem taşımaktadır. Yunanistan’ın uydurma anlatılar üzerinden yeni düşmanlıklar yaratma gayreti, ne bölgesel huzura ne de kendi halkının çıkarlarına hizmet etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, kendi hak ve menfaatlerini koruma konusundaki sarsılmaz kararlılığını sürdürürken, komşusunun da artık bu arkaik ve çocukça düşmanlık politikalarından vazgeçerek rasyonel bir çizgiye gelmesini beklemektedir.
BAKANLIK AÇIKLAMASININ TAM METNİ
Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ve Yunanistan’ın asılsız iddialarına, tarihi çarpıtma çabalarına ve eğitim sistemindeki manipülasyonlarına karşı Türkiye’nin haklı ve gür sesini tüm dünyaya duyuran resmi açıklamanın tam metni aşağıda hiçbir değişikliğe uğramadan aktarılmıştır:
"Yunanistan’da 19 Mayıs 2026 Tarihinde Düzenlenen Bazı Etkinlikler ve Yapılan Açıklamalar Hakkında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak, Yunanistan’ın da dahil olduğu işgalci güçlere karşı milli mücadelemizi başlattığı tarih olan 19 Mayıs 1919, Türk milleti tarafından “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” kapsamında coşkuyla kutlanmaktadır. Yunanistan, 1994 yılında “Pontus” iddiasına ilişkin ulusal düzeyde kabul ettiği mevzuatla ülkemiz aleyhine hukuki temelden yoksun iddialarda bulunmakta, bu asılsız iddialarını sakınca görmeksizin sürekli genişletmekte ve bunları Eğitim Bakanlığı genelgesiyle, ülke çapında ilk ve orta dereceli okullarda çocuklara ders olarak okutmaktadır. “Megali Idea” hayalini gerçekleştirmek için başlattığı işgal teşebbüsü başarısız olan Yunanistan, ülkemize yönelik asılsız “Pontus” iddiasını gündeme getirerek yaşadığı hezimeti ve işlediği ağır vahşet suçlarının üzerini örtmeye çalışmaktadır. Yunan ordusunun işlediği savaş suçları ve yaptığı mezalim Müttefik Devletler Tahkikat Komisyonu raporları ve Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesinde kayıt altına alınmıştır. Yunan makamları siyasi kaygılarla tarihi istismar etmekten vazgeçmeli ve 1821 yılında Tripoliçe katliamından başlayarak Türklere ve diğer etnik gruplara karşı işlenen vahşet suçlarının yanı sıra, 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’in işgali girişimiyle başlayan ve Batı Anadolu’daki Türklere ve diğer etnik gruplara karşı yürütülen mezalimi anmalıdır. Yunanistan’ı gerçekleri çarpıtarak tarihten husumet çıkartmak yerine, ikili ilişkilerimizi barış ve iş birliği içinde geliştirecek bir tutum ortaya koymaya davet ediyoruz."
ABB’den Mogan Gölü’ne atık deşarjı hakkında açıklamaGündem