19 Ağustos 2026 Çarşamba
İstanbul 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Erzurum’dan İstanbul’a 30 yıllık sanat dostluğu! Türkiye’nin birikimini tuvale yansıtıyorlar

Ressamlar Tolga Boztoprak ve Mustafa Albayrak; Türkiye’nin birikimini, insanını, Anadolu’nun köklerini tuvallerine aktarıyor. İki arkadaş gençlere yol gösterdi: Durmadan okuyarak, araştırarak, üreterek hep daha ileriye...

Erzurum’dan İstanbul’a 30 yıllık sanat dostluğu! Türkiye’nin birikimini tuvale yansıtıyorlar

Türk resminin iki özgün ismi Tolga Boztoprak ve Mustafa Albayrak, 30 senelik dostluklarını açtıkları ortak sergilerle taçlandırmaya devam ediyor. İki usta sanatçının Erzurum’da başlayan ve İstanbul’da devam eden sanat yolculukları Almanya sergisiyle devam etti.

Albayrak ve Boztoprak Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinde yer alan Undingen-Sonnenbühl’deki Kunsthaus Alte Schule’de “Buluşma Noktası” adıyla açılan karma sergiye katıldı. İnsanı ve kökleri unutmayan iki ressamla hem dostluklarını hem de sanat yolculuklarını konuştuk.

Tolga Boztoprak ve Mustafa Albayrak ayrıca Cumartesi günü Ulusal Kanal ekranlarında canlı yayınlanan Sanat Hayatı programında Zafer Bilgin’in konuğu olacak.

Erzurum’dan İstanbul’a 30 yıllık sanat dostluğu! Türkiye’nin birikimini tuvale yansıtıyorlar - Resim : 1

30 SENELİK SANATÇI DOSTLUĞU

- Tolga Boztoprak’la olan arkadaşlığınız 30 yıl öncesine dayanıyor. Hem dostluğunuzu hem de resim yolculuğunuzu anlatır mısınız?

Mustafa Albayrak: İkimiz de Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi 1995 girişli resim bölümü öğrencisiyiz. Öğrencisi olarak sanat hayatımıza başladık. 1995’te tanıştık. 30 yıllık bir arkadaşlık sürecimiz kesilmeden neredeyse devam ediyor.

Erzurum’da, okul yıllarında birlikte yani birçok yerde öğrencinin ortaya koyamayacağı sesimizi okul ve şehrin dışına taşıyabilecek performans işleri yaptık. Öğrencilik sürecinde bir var olma mücadelesi de var aslında. O yüzden biz bireysel olarak yapabileceğimiz bir işi dahi beraber yapıyoruz. Bir asker badisi gibi birbirimize yaslanarak daha güçlü ilerliyoruz.

Tolga Boztoprak: Mesela Sarıkamış’ta ormanın içerisindeki ağaçların üzerine koymuş olduğumuz kâğıtlara resimler çizdik. Halk kayaklarıyla bize modellik yapıyor ve biz onları resimliyoruz. Her resimlediğimiz çalışmayı ağaçlara monteledik. Ağaçları resim galerisi gibi kullandık. Çoğu zamanı Mustafa’yla geçiriyorum ve bunlardan da projeler doğuyor. Hiçbir şey yapmazsak sanat sohbeti yaparız, yeni projeleri konuşuruz.

Herhangi bir yere bir imza atmadan, bir yere bağlı kalmadan kendi ayaklarının üzerinde durabilme gayretini gösteriyoruz. Biliyorsunuz Türkiye’de sanat yapmak çok zor. Ama biz ona rağmen direniyoruz.

RESİM ANLAYIŞLARIMIZ ZAMAN İÇİNDE DEĞİŞTİ

- Tolga Boztoprak’ın resimlerinde daha çok Anadolu imgesi öne çıkıyor. Sizde ise daha çok şehir hayatını, insanı ve hareketi görüyoruz. Resimlerinizin kökleri ortak mı? Ortak çağrışımlar var mı?

Mustafa Albayrak: Yani şu anki resmimizin doğrudan böyle bir bağı yok bence. Ama öncesinde mesela okul yıllarında birbirine çok daha benzer kaynaklardan beslenerek yola çıkmıştık. Ben iki üç defa tarzımı değiştim diyebilirim. Tolga belki daha fazla değişti. Beş altı defa değişmiş olabilir. Şu an son getirdiği işte Anadolu peyzajları.

Ben kendi resmimden bahsedecek olursam okul yıllarında yaptığım daha otantik bölgesel konulara değinen yani Erzurum’a dair hikâyeleri olan ama bunları kendi özgün dilimle anlattığım resimler vardı. Buraya geldiğimde özellikle daha yerleşmeden geldiğimde gözlemlerim sonucu insan resmi çizmeye başladım.

Atölyemin Taksim’de olması da bir etken oldu. Sonuçta insanın daha fazla bulunduğu bir alan. İnsanın hikâyesini çiziyorum aslında.

Erzurum’dan İstanbul’a 30 yıllık sanat dostluğu! Türkiye’nin birikimini tuvale yansıtıyorlar - Resim : 2

‘YAŞAMA TUTUNMAYA ÇALIŞANLARI RESMETTİM’

- Biraz da insan hareketi var aslında sizin resimlerinizde…

Mustafa Albayrak: Bugün insanının yaşantısı, kapitalist sistem içerisinde yaşama tutunma kaygıları gibi adlandırabiliriz benim son dönemki çalışmalarımı. Bir de tabii kökler var. Köklerden beslenerek eski eşyalardan yola çıkarak çocukluğuma dair hikayeleri, fotoğrafı da kullanarak, üç boyutlu malzemeyi kullanarak da eser üretiyorum. Hem köklerden hem de bugünden beslenerek geleceğe eser üretiyorum.

- Bugünün insanı sizin gözünüzden özellikle şehir insanı ne durumda, nasıl yorumluyorsunuz?

Mustafa Albayrak: Şehir insanı İstiklal’de. Biraz turistik bir yer olsa da yaşamın akışını yakalayabiliyorsun, yaşama tutunmaya çalışıyorsun. Ben bu resimleri 15 yıldır yapıyorum neredeyse. 15 yıl öncesinde de benzer duyguları hissediyordum. Kent insanı yaşam kaygısı nedeniyle dostluklarını ötelemek zorunda kalıyor.

Kent insanı sürekli yetişme çabasında, eve ekmek götürebilme derdinde. Biraz bunun resmini yapıyorum. Günlük yaşamda metropol insanının koşturmacası.

TOPLUMCU GERÇEKÇİLİKTEN ANADOLU KÖKLERİNE

- Tolga Bey’e dönmek isterim. Sizin resimlerinizde hem yolculuğu hem de özellikle peyzajlarla Anadolu’yu görüyoruz. Sizin gözünüzden Anadolu nedir?

Tolga Boztoprak: Ben çok fazla konu değiştirdim. Toplumcu gerçekçiliği benimsedim daha çok yani toplumun kanayan yaraları emekçiler, hayatlarını devam edebilmek için bir telefon kulübesinde yaşayan ya da şu an kaldırımlarda yaşayan, hayat mücadelesini veren insanları konu edindim ben. Sonrasında mültecileri konu edinmeye başladım.

Ben bunları çizerken izleyicilerin peyzajlarımla daha çok ilgilendiğini gözlemledim. Dağlar, taşlar, insan izleri daha fazla ilgi görmeye başladı. Ben de figürleri çıkarmaya başladım ve peyzajlar ortaya çıktı.

Anadolu çağrışımı konusuna gelirsek, 18 yaşıma kadar Kars’ta kaldım. Sonra ailenin göç etmesinden dolayı İstanbul’a yerleştik. Benim aklımda hep böyle o tarlalar, ekin tarlaları Çayırlar, yeşil alanlar, bodur ağaçlar ve İstanbul’a geldikten sonra bunlar benim için de artık hikaye olmaya başladı.

Benim dünyamdaki tarlalar uçsuz bucaksız, insanlara ilham veren, ben de orada olmak isterim denen tablolar. Herhalde anlatabildim.

‘KÖKLERDEN BESLENMEYİ ASLA BIRAKMAMAK GEREKİR’

- Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Mustafa Albayrak: Biz Anadolu’nun bir köyünden kalkıp Erzurum merkezde okuyup İstanbul’a gelip atölyelerimizi kurup çok sayıda işe sergi etkinliğine imza attık. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli projelerde yer almaya ve çalışmaya devam ediyoruz. Hem kendi adımıza hem de ülkemiz adına ilerlemeye çalışıyoruz.

Gençlerin de yapması gereken tek şey durmadan okuyarak, araştırarak, üreterek hep daha ileriye, hep daha iyisini yapma sahasında olmalarıdır.

Tolga Boztoprak: Mustafa’nın da dediği gibi hayat felsefemiz şudur: Durma, durursan düşersin. Son cümlem şöyle olsun: Eser üretirken en önemli dikkat edilmesi gereken şey köklerine bağlanmayı, köklerinden beslenmeyi asla bırakmamak gerekir. Ne kadar köklerine sarılırsan o kadar yaprakların, gövdenin daha güzel açar.

Ressam